

'28 Şubatçılar yüzünden ABD'ye kaçtım'
28 Şubat'ta; özgürlükler kısıtlanıp, irtica yaygarası koparılmasına karşı tavır aldığını belirten Salih Memecan, "Ben zor olanı yaptım, özgürlükçü bir çizgim vardı ve o dönemdeki konjonktüre göre çizgimi belirlemedim.
Benim açımdan, karakterim açısından başka alternatif yoktu. Bir de kimseye diyet borcum yok. Ben sanatçıyım. Niye onların istediği karikatürü yapayım, benim doğrularım daha kıymetliydi ve doğrularımın peşinden gittim” diye konuştu.
NAZİF KARAMAN'IN RÖPORTAJI...
Salih Memecan 40 yıldır karikatür çiziyor. 20 yıldır ise özellikle siyasi içerikli karikatürleri Sabah Gazetesi'nde yayınlanıyor. Karikatürleri Türkiye'den önce ABD'de ün yapmış oradan ülkemize transfer edilmiş bir isim. Özelikle 28 Şubat döneminde gazetenin yayın politikasına ters düşse de özgürlükçü çizgileri ile dik duran Memecan, bu sebeple bir kısım arkadaşlarınca dışlandığını anlatıyor. Bu duruşunun kendisini farklı kesimlerle yakınlaştırdığını kaydeden Memecan, bu durumdan memnuniyetini de gizlemiyor. 28 Şubat'ta “irtica geliyor” yaygarası adı altında yapılanları hazmedemediğini söyleyen Memecan bu sebeble eşi ile kendilerini ABD'ye attığını, keyfini fazlasıyla kaçıran bu durumdan uzak durmak istediğini kaydediyor. Salih Memecan ile karikatüre nasıl başladığını, 28 Şubat'ta yaşadıklarını, eşinin milletvekili seçilme sürecini, Amerikancı eleştirilerine nasıl baktığını ve ülkemizde karikatüristlere açılan davaları konuştuk. Buyrun;
*Nasıl başladınız karikatür çizmeye?
- Çizebilme kabiliyeti insanda var, aynen konuşabilme kabiliyeti gibi. Çizmek için şartların zorlanması gerekiyor sadece. Çizimi iyi o çocukları düşünürseniz genelde içe kapalı çocuklardır. Kendini o çizim ile anlatır. Farklılık oluşturması gerekir. Çünkü böyle bir şeye ihtiyacı vardır.
İÇİNE KAPALI BİR ÇOCUKTUM, KENDİMİ ÇİZİMDE İSPATLADIM
*Siz de içine kapalı bir çocuk muydunuz?
- Evet. Benim kekemeliğim vardı, konuşmakta zorluk çekiyordum. Bu durum benim çizim üzerinde yoğunlaşmamı tetikledi. Lise yıllarında karikatürde kendimi oldukça geliştirdim. Ben konuşma özrümden ve çekingenliğimden dolayı mimarlığı tercih ettim mesela. ODTÜ Mimarlığı birincilikle bitirdim. Çok da isabetli bir karar vermişim.
*Ders aldığınız kimse oldu mu karikatürde?
- Yok öyle bir şey olmadı.
*Karikatürleriniz ilk olarak nerelerde yayınlandı?
- İlk karikatürüm 1969'da İş Bankası'nın dergisinde yayınlandı. Henüz 17 yaşındaydım. Babam İş Bankası'nda müfettişti. Daha sonra 1971'de Ankara'da Barış Gazetesi'nde günlük siyasi karikatürler çizmeye başladım. O zaman üniversite birdeydim ve siyasi karikatürlerimin gazetelerde yayınlanması beni bayağı popüler yaptı. Üniversiteyi bitirdikten sonra doktora için Amerika'ya gittim. Karikatürlerimi gazetelere yolladım. 20 gazeteyi yolladım bunlardan 15'i karikatürlerimi yayınlamaya başladı. Birden bire 15 gazetede aktüel karikatürlerim yayınlanır oldu. Bana ücret bile vermeye başladılar, hayatım değişti. 350 dolar burs alıyordum ama karikatürden gelen paralar yaşam standardımı değiştirdi adeta. Doktora hocam bir gün bana bu kadar karikatürlerimin yayınlaması ardından doktoraya devam edip etmeyeceğimi sordu. Ben hiç unutmam hocama, ‘Türkiye'de karikatüristlere kız vermezler' demiştim (gülüşmeler). Hazır mimarken evlendim sonra karikatürist oldum bende.
MİMARLIK DİPLOMALI KARİKATÜRİST
*Mimarlık yaptınız mı hiç?
- Almanya'da 1 ay kadar staj yaptım. Sonra ABD'de bir sene öğretim üyeliği yaptım mimarlık üzerine.
*Türk medyasında nasıl çizmeye başladınız profesyonel olarak?
- Haluk Şahin Washington'da öğretim üyesiydi. Ben de demin de anlattığım gibi Philadelphia'dan çeşitli gazetelere karikatürlerimi yolluyordum. Haluk Şahin benim imzamı gazetelerde görmüş ve gazeteye beni sormuş ve telefonumu almış. Benimle telefonlaştı ve Türkiye'ye Nokta Dergisi'ne Genel Yayın Yönetmeni olarak gideceğini söyleyerek, benim bu dergiye karikatür göndermemi istedi. Bİr süre gönderdim karikatür Nokta'ya. Sonra İstanbul'a geldim ve mimar olarak kendime iş baktım. İstediğim gibi bir iş bulamayınca Nokta Dergisi'nde tam zamanlı olarak çalışmaya başladım. Ercan Arıklı bana derginin kapağını yapmayı teklif etti. Derginin kapaklarını yapmaya başladım ve çok ses getirdi bu kapaklar. Bu kapaklar sayesinde derginin tirajı yüzbinleri geçti. 5 sene orada çalıştım. Dergide direktör oldum ve artık yapacağım bir şey kalmadı, sıkıldım ve bıraktım.
*Sabah Grubu'yla yollarınız nasıl kesişti?
- Nokta'dan ayrıldıktan iki gün sonra Dinç Bilgin beni çağırdı ve birlikte çalışmaya davet etti. 1989'da başladım ve halen Sabah'tayım. Burada gazetenin 1. sayfası ile son sayfasına ve ATV'ye Bizim City'yi yapıyorum Aynı zamanda Aktüel'e çiziyorum.
*Bizim City özellikle büyük ilgi görüyor. Farklı bir şey ortaya koyuyorsunuz. Nerden çıktı bu fikir?
- 15 yıldır devam ediyor istikrarlı şekilde. Dünyada yok böyle bir şey. ABD'de bir gazetecilik meslek örgütü bu projeyi anlatmam için konferansa davet etti ve orada anlattım bunu. ATV kurulduğu zaman Güneri Civaoğlu sunmaya başlamıştı haberleri ve beni televizyonda bir şeyler yapmaya davet etti. Çizgi film formatında siyasi yorumlar yapmaya karar verdik. Bizim City projesi 1994 yılında böyle başladı. Hiç aksatmadan 15 yıldır devam ediyor.
*Çok istikrarlı bir çizginiz var...
- Ben disiplinli çalışırım. Yakaladığım başarıyı da buna bağlıyorum. Ben kendimi gazetede ve televizyondaki işime öyle bir konsantre ediyorum ki neredeyse işlerimi bitirdikten sonra hasta oluyorum. Yılbaşı için karikatür yaptım, Sabah'ın 1. sayfasında yayınlandı ve işi bitirdikten sonra hasta oldum.
*Bizim City'nin takliti de çıkmadı.
- Taklit etmek çok zor böyle bir işi. Televizyona da bu işi yapacak pek isim yok Türkiye'de. Televizyona yapılan karikatür geniş halk kitlelerine ulaştığı için çok basit anlatılması lazım. Gazete ve dergide böyle değil. Bu dengelere çok dikkat ederek yapıyoruz Bizim City'i.
HASAN CELAL'İ KONU ETTİĞİM KARİKATÜRÜM YAYINLANMADI
*28 Şubat döneminde yayınlanmayan karikatürünüz oldu mu?
- Oldu evet. Hasan Celal Güzel'in gözaltına alınmasını eleştirdiğim bir karikatürümü değiştirmem istendi. Karikatürün konusu sanatçılar el üstünde, siyasetçiler gözaltında şeklindeydi. Ama 20 yıldır Sabah'ta çiziyorum başka müdahale görmedim.
*O dönem, askerler manşetler attırıyordu. Siz zor olanı seçmişsiniz...
- Evet. Ben zor olanı yaptım. Özgürlükçü bir çizgim vardı ve o dönemdeki konjonktüre göre çizgimi belirlemedim. Benim açımdan, karakterim açısından başka alternatif yoktu. Bir de kimseye diyet borcum yok. Ben sanatçıyım. Niye onların istediği karikatürü yapayım, benim doğrularım daha kıymetli.
*Bu duruşunuz yadırganmış olmalı. İçinde bulunduğunuz camiada dışlandınız mı? Neler yaşadınız?
- Belli arkadaşlar tarafından dışlandım. Bu arkadaşlarla halen ilişkilerim düzelmiş değil, koptuk. Ama bazıları aynı şeyleri düşünmesek de saygı duydular. Ama bu duruşumun kazanımı da oldu. Beni başka çevrelere de açtı. Bu çevrelerin sıkıntılarını daha yakından anlama imkanı buldum. Mesela başörtülü öğrencilerin sıkıntıları... Kızım Zeynep'e başörtülü kızların okula sokulmamasını mantıklı bir izahatını yapamıyorum. Buna bir türlü anlam veremiyor. ABD'de eğitim gören kızımın yurtta beraber kaldığı oda arkadaşı bir ABD'li ama başörtülü bir kız. Zeynep'in Muzna isimli bu arkadaşının sırf başörtülü diye okula gitmemesini anlamasına buna vicdanen izin vermesine imkan yok.
*ABD'ye yaşayıp, Türkiye siyaseti ve güncel gelişmeleriyle ilgili bu kadar etkili karikatürler ortaya çıkarmanızdaki sır nedir?
- Gündemi çok iyi takip ediyordum ve ödevimi çok iyi yapıyordum. Bunları yapmazsanız bu işte başarılı olmazsınız. ABD'deyken, gazetelerin internete konduğu ilk anlarda açar okurdum. Oradan bile ülkenin sıkıntılarını yaşıyorsun kendi içinde. Ama karikatür, sıkıntılarını içinde hissetmeden çizilmiyor zaten.
28 ŞUBATÇILAR YÜZÜNDEN ABD'YE KAÇTIM
*ABD'de 9 yıl bulundunuz. Ne yaptınız orada o kadar yıl?
- ABD'ye önce 1 yıllığına lise eğitimi için gittim. Ardından da 1977'de 6-7 yıl süren doktora eğitimim için gittim. 9 yıl kaldığım son gidişim ise 28 Şubat süreci sebebiyle oldu.
*28 Şubat'ta neden gitme gereği duydunuz ki...
- Gazetede 28 Şubat'a kadar her şey çok keyifli gidiyordu. 1997'de işin keyfi kaçmaya başladı.
*Keyfinizi kaçıran net olarak ne oldu?
- Darbe söylentileri, antidemokratik gelişmeler, gazetede yaşadıklarım... Bazı gazeteci arkadaşlarım önceden demokrat olmalarına rağmen o dönemde demokrat olmayan tavır içine girmişlerdi. Samimi arkadaşlık ortamı kayboldu. O dönem yaşananların kurgu olduğu gün gibi ortadaydı bazılarımız hoş görürken bazılarımız da rahatsız oluyorduk.
*Siz bu kurgulardan rahatsız olan tarafta oldunuz...
- Evet. Ben irtica diye bir tehlike olmadığının hep farkında oldum. O dönemde de öyleydim. Gelişmeler, yapılan kurgular vicdanımı yaralıyordu, Türkiye'de belirli kesimlere haksızlık yapılıyordu. Siyasi karikatür çiziyor olmam artık sıkıntılı bir iş haline gelmişti. Biz de eşimle bir süre bu hoşlanmadığız ve vicdanımızı sızlatan ortamdan uzaklaşıp ABD'ye yerleşmeye karar verdik. Karım internetten bize bir ev buldu ve gazetenin de onayıyla ABD'ye yerleştik.
*Bir rahatlama yaşadınız mı ABD'de?
- Türkiye'deki gelişmeleri takip ediyorsun üzülüyorsun ama en azından biraz uzakta olduğun için daha rahatsın. Türkiye'deyken o dönemde yazı işleri toplantısında kavgalar çıkardı. Çok dayanamayıp bağırıp çağırdığım oldu. Biraz da sanatçı hissiyatımın verdiği hassasiyetle kalamadım Türkiye'de.
ABD'Yİ ELEŞTİRMEKTEN GERİ DURMAM
*Sizinle ilgili internetten eleştirileri okurken duruşunuzu beğenmeyen kesimlerin, Amerikancı olduğunuz yönünde eleştirileri gözüme çarptı. Ne diyeceksiniz bu eleştirilere?
- Amerikancılığı toplumdaki çeşitliliğin ön plana çıkmasını ve farklılıkların bir arada yaşaması olarak nitelendiriyorlarsa, ki biliyorsunuz ABD'de bu böyledir, ben o zaman Amerikancıyım. Ama ABD'nin emperyalist yaklaşımlarını, dünyanın orasında burasında baskı kurmalarını ve işgalcilik yapmalarını asla desteklemem. Irak savaşı çok yanlış bir şeydi ve Bush çok yanlış işler yaptı. Obama'dan daha ümitliyim bu noktada.
*Eşiniz AK Parti'den milletvekili seçildi. Öncelikle size böyle bir teklif geldi mi?
- Gayri resmi olarak geldi ama ciddi anlamda gelmedi.
*Nursuna hanımın adaylığı nasıl gelişti?
- Biz siyasetin içindeyiz karım da ister istemez öyle oluyor. Nursuna'nın karakteri daha çok siyasetçi karakteri. Ben daha kendime dönüğümdür, işimi daha iyi nasıl yaparımın peşindeyimdir. Nursuna ise topluma nasıl daha faydalı olacağının peşindedir. Daha sosyaldir ve dışadönüktür. Dedesi de Nuri Demirağ isimli Türkiye'de ilk muhalefet partisini kuran kişidir. Bir de Nursuna, AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın geçmiş iki seçimdeki seçim kampanyasında aktif rol almıştı. Bütün bu unsurlar kendisini ön plana çıkardı.
NURSUNA'YI BİZZAT TAYYİP BEY ARAYIP VEKİLLİK TEKLİF ETTİ
*Teklif kimden geldi?
-: Hem Abdullah beyden hem de Tayyip beyden. Tayyip bey bizzat aradı.
*Sayın Cumhurbaşkanımızla aranızın iyi olduğu söyleniyor...
- Abdullah beyin oğlu Mehmet ABD'de ortaokul okurken iki sömestr bizim evimizde kaldı. Kendisiyle tanışıklığımız da 28 Şubat dönemindeki yemeklere dayanıyor. İlişkilerimizi o dönemden itibaren koparmadık. Nursuna ile Hayrunisa hanım da iyi arkadaş oldular.
*Nursuna hanımın AK Parti'den milletvekili seçilmesi sizin işinizi zorlaştırmış olmalı...
- Biraz zorlaştırdı, “Eşi AK Parti'den vekil olduğu için iktidara yakın durmaya çalışıyor” diye düşünenler olabilir ama ben 28 Şubat'ta da böyleydim. O zaman AK Parti yoktu. Çizgimde hiçbir değişiklik olmadı, ben istikrarlı bir şekilde düşündüğümü çizgime yansıtıyorum.
*Karikatüristlere büyük meblağlarda tazminat davaları açılıyor. Mesela bizim gazetenin usta karikatüristi Kemal Güler bey bu sıkıntıları yaşayan isimlerden bir tanesi. Doğru buluyor musunuz bu davaları?
- Çok yanlış ve şık değil. ABD'de karikatüre dava açamıyorsun mesela. Yazıya açıyorsun ama karikatüristler yasal güvence altında.
*Size de sıkça dava açılıyor mu?
- Turgut Özal ile ilgili bir karikatürüm sebebiyle kamu davası açıldı. Prosedürü bilmediğim için Turgut beyin dava açmasına üzülmüştüm ama sonradan öğrendim ki bunu savcılar kendi inisiyatifleri ile açmışlar. Birkaç karikatürüme daha dava açıldı ama onları da geri çektiler.
*Bazıları sayın Başbakanı kedi kılığında ya da başka bir hayvan kılığında çiziyor. Bunlar da ölçüsüz olmuyor mu? Bu işin dengesi nedir?
- Bu ölçüyü karikatürist kendisi ve editörü ayarlaması lazım. Mesela Hz. Muhammed karikatürü tam bir provokasyondu. Editörün işgüzarlığı söz konusuydu. Tepki alacaklarını biliyorlardı ama bu kadar da tepki beklemiyorlardı... Demokratik platformdaki tepkiler doğruydu. ABD'de böyle bir karikatürü hiçbir gazete yayınlamaz. Mesela siyahlarla ilgili aşağılayıcı hiçbir karikatürü yayınlatamazsınız. Obama'yı maymuna benzeten bir karikatür yüzünden o yayın kuruluşu ciddi şekilde protesto edildi.
VAKİT
|
Ankara
10 / 27
|
Antalya
12 / 20
|
Bursa
11 / 21
|
İstanbul
15 / 20
|
İzmir
12 / 22
|


























