

Alimler Yemen'e çare olacak mı?
Samet Doğan'ın analizi...
Uzun zamandır Hükümet ve Husiler arasında yaşanan sıcak çatışmaları durdurmak için silahların ya da dış faktörlerin yerini bu kez İslam dünyasında etkinliği bir hayli güçlü olan Müslüman Âlimler Birliği heyeti aldı. Âlimler birliği, bölgede bir süredir devam eden sorunu halletmek için bir gurup İslam alimi ve kanaat önderlerini Yemen'e gönderiyor.
Müslüman Âlimler Birliği'nden yapılan açıklamada, Yemen'e gönderilecek heyette Şeyh Yusuf el Karadavi, Şeyh Abdullah Beyyeh, Şeyh Selman el Avde, Şeyhe Ahmed bin Hamd el Halili, Şeyh Muhammed Ali Tashiri ve Dr. Ali Karadaği'nin yer alacağı belirtildi.
Ortadoğu'da yaşanan bölgesel problemler ve mezhepsel çatışmaların arkasında çoğunlukla dış etkenlerin var olduğu görülmektedir. Genel olarak Yemen'in Saada bölgesinde yaşayan “Husiler” isimli gurupla Yemen Hükümeti arasında yaşanan gerginliğin temel sebeplerinden biri de “mezhepsel” farklılıktır ve “Husiler” meselesine bu yönden de bakmak gerekir.
Husiler, Şia'nın Ehli Sünnet'e en yakın kolu olan Zeydi mezhebine bağlı olmakla birlikte Zeydiler'in Ehli Sünnet'e en uzak ve sahabenin neredeyse tamamını tekfir eden 12 İmam Şiası'na daha yakın kolu olan El-Carudiye'dendir. Hatta Husiler'in sonradan mezhep değiştirerek 12 İmam Şiası'nı benimsediklerini öne sürenler de vardır. Bu nedenle Husiler, Yemen'de bulunan Zeydiler'in tümünü temsil etmemektedir ve Zeydilerin tamamının desteğinden mahrumdur. Buna karşılık Husilerin dışarıdan bir takım yardımlar aldıkları da tartışılmaz bir gerçek olarak ortada durmaktadır.
Husiler ile Yemen Hükümeti arasındaki meselenin dış etkenlerin gölgesinde kalmadan aklı başında ve İslam dünyasında otorite kabul edilen kurum ya da kişilerin devreye girmesiyle çözülebilme olasılığı vardır. Bu noktada tarafların alimlerden müteşekkil heyeti ne ölçüde hakem kabul edeceği ve önerilerine kulak vereceği sorunun çözümünde belirleyici olacaktır. Daha önce Yemen Hükümeti ile arasında hakem olması için Iraklı Şii din adamı Ayetullah Sistani'yi öneren Husiler'in Yusuf El-Karadavi başkanlığındaki heyeti hakem kabul edip etmeyeceklerini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Her halükarda, Müslüman Âlimler Birliği'nin sorunu daha çok büyümeden alimlerin hakemliğinde çözmek için heyet gönderme kararı Yemen için tarihsel bir karar olabilir.
Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in bir süre önce Husiler'e silah bırakma ve diyalog çağrısına Husilerin de sıcak baktığı söyleniyor. Aslında Yemen hükümet güçleri ve Suudi Arabistan ordusu arasında sıkışan Husiler, yerek kabile güçlerinin de hükümetin yanında çatışmaya dahil olmasıyla oldukça zor günler yaşamaktadır. Husiler'in lideri Abdülmelik'in bir hava saldırısında öldüğü veya ağır yaralı olduğu yönünde haberler gelmektedir. İran'ın iç işlerindeki karışıklık ve kendi sorunlarıyla boğuşması da Tahran'ın Husiler'e yeterli ilgiyi göstermesine engel olmaktadır. Kısacası Husiler'in Yemen'in kuzeyinde Güney Lübnan'daki gibi kurtarılmış bir bölge oluşturma hayalleri suya düşmüştür. Aslında bu hayal en başından başarısızlığa mahkumdur. Çünkü iki bölge arasındaki şartlar tamamen farklıdır. Bu nedenle çatışmaların durması Yemen Hükümeti'nin olduğu kadar Husiler'in de çıkarına olacaktır.
Husiler lehine kamuoyu desteği oluşturmak için harcanan tüm çabalara rağmen bu konuda da Husilerin ve destekçilerin beklentileri boşa çıkmıştır. Husileri “direnişçi” olarak gösterebilmek için yapılan imaj çalışması direnişin en önde gelen temsilcilerinin Husiler'e değil de Yemen'in birlik ve bütünlüğüne destek vermesi nedeniyle başarısız olmuştur. Bunun en belirgin örneği Filistin islami Direniş Hareketi “Hamas”tır.
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halit Meşal, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ziyareti sırasında Riyad'da bir grup alim ve entelektüelle akşam yemeğinde bir araya geldi. Meşal, yemek sonrası yaptığı konuşmada Husiler'in Suudi Arabistan topraklarına girerek Suudi Arabistan askerlerine saldırmalarını onaylamadığını ifade ederek Suudi Arabistan'ın sınırlarını koruma noktasında tamamen haklı olduğunu söyledi. Yemen'in toprak bütünlüğünü ve istikrarını desteklediklerini belirttikten sonra çok önemli bir çağrı yaptı: “Husileri kimler destekliyorlarsa derhal desteklerine son versinler.”
Halit Meşal gibi direnişin önde gelen isimlerinden birinin bu değerlendirmesi hiç Şüphesiz Husiler'i bir direnişçi gurup olmaktan çok, bir İslam ülkesini karıştıran ve bulundukları coğrafyayı içinden çıkılmaz bir karmaşaya sürükleyen, fitneye sebebiyet veren bir gurup pozisyonuna oturtmaktadır.
Şimdi gündemdeki soru şu: “Âlimler bu işi çözebilecek mi?” Âlimler Birliği'nin açıklamalarına bakılacak olursa, “kardeşlik çağrısı”na vurgu yapıldığı görülmektedir. Her iki tarafın da Müslüman olması sebebiyle soruna kan dökerek değil uzlaşmacı olarak yaklaşılması gerektiğinin altı çizilmektedir. Siyasi çabaların yanı sıra halk arasında geniş nüfuza sahip saygın alimlerin olaya müdahalesinin en etkili yöntem olacağı vurgulanmaktadır.
Irak ve Mısır gibi bazı ülkelerin Yemen'deki iç savaşı durdurmak adına gerçekleştirdiği girişimler bir yere kadar etkili olduğu ve alimlerin çabalarının da boşa çıkmayacağı gözlemciler tarafından ifade edilmekte. Âlimler Birliği, meselenin sadece Yemen'in iç sorunu olarak ele alınması gerektiğini söylüyor. Anlaşıldığı kadarıyla, sınırlarını korumak için savaşa dahil olan Suudi Arabistan ile mezhep kardeşliği nedeniyle Husiler'e destek veren İran'ı dışarıda tutmanın sorunun çözümünü kolaylaştıracağı düşünülüyor.
Husiler, “Niçin savaşıyorsunuz?” sorusuna, mezhepsel farklılıkları nedeniyle ayrımcılık ve zulüm yapıldığını iddia ederek savunma savaşı uyguladıklarını öne sürüyorlar. Yemen Hükümeti ise Husiler'in Yemen Cumhuriyeti'ni yıkarak yerine imamet üzerine bir Şii devleti kurmak istediklerini söylüyor. Bu noktada alimlerin ve kanaat önderlerinin aracılığı tarafların birbirini anlamasına ve diyalog için güven ortamının sağlanmasına yardımcı olabilir.
Yemen'de yaşanan sorunun çözümü için alimlerin devreye girmesi bu İslam Dünyası'ndan bu yönde gelen yoğun taleplerin bir sonucudur. Geçtiğimiz günlerde Vakit gazetesi yazarı Ahmet Varol da bu konuyu gündeme taşımış ve “Öncelikli olarak ümmetin ileri gelenlerinin silahların acilen susturulması, kan akışının durdurulması için harekete geçmesi gerekir” demişti.
Yemen'deki sorun hakkında kendi çözüm önerisini de sunan Varol, Âlimler Birliği'nin ortaya koyduğu fikri destekleyen şu cümlelere yer vermişti: “Kalıcı bir çözüm bulunabilmesinin en önemli şartlarından biri de çözümün Yemen'in kendi sınırları içinde ve barış temelli toplumsal kaynaşmasında aranmasıdır. Birtakım dış unsurların askerî güçlerini veya siyasal etkileme imkanlarını kullanarak Yemen'in Sa'de bölgesini kendilerinin nüfuz savaşı alanı haline getirmelerine de fırsat verilmemelidir.”
Sonuç olarak; daha fazla Müslüman kanı dökülmemesi için bazı gurupların bu olayı körükleyerek İslam Ümmeti'ni fitneye sürüklemesine izin verilmemeli ve savaşın nasıl son bulacağına kafa yorulmalıdır. Çünkü orada tükenen sadece Yemen'in değil Müslümanların enerjisidir. Son günlerde Türkiye'nin çıkışıyla gerçekleşmesi arzu edilen İslam birliği sesi daha fazla yükselmeli, mezhep çatışmaları bir kenara bırakılarak bir bütün olmaya doğru ilerlenmeli ve bu sürecin iyi bir şekilde kullanılması gerektiği bilinmeli. Aynı zamanda, ortaya konulan yanlış teorilerin ve yanlı yargıların İslam Dünyası'nın sorunlarını çözülemez bir kör düğüme dönüştürdüğü de fark edilmeli.
habervaktim

|
Ankara
11 / 27
|
Antalya
20 / 30
|
Bursa
11 / 29
|
İstanbul
19 / 27
|
İzmir
18 / 30
|

























