

Arap isyanlarına vicdanla bakabilmek
Osman Atalay'ın yazısı...
Tunuslu Muhammed Buaziz Üniversite mezunu işsiz bir gençti. İşporta tezgâhında ekmek parası kazanıyordu. Tezgâhını kaldırmak isteyen polis ona tokat attı.
Buaziz’e tokat atan, bir kadın polisti. Bu Arap gencin onurunu, gururunu kırdı ve kendini yaktı. Arap isyanlarının ateşi burada başladı. 25, 30 ve 48 yıllık babadan oğula geçen diktatörlükler Arap ülkelerinde halka kan kusturmaya devam ediyor.
Diktatörler yerine oğullarını geçiriyorlar ve baskı, zulüm yağma düzeni devam ediyordu. Ama Arap dünyasında bir şey değişiyordu, kuzuların sessizliğini andıran babalar yerine isyankâr oğulları sahneye çıktı.
Diktatör babaların oğulları babalarının düzenini devam ettirirken; ezilen horlanan halkın babalarının çocukları, babalarının yaşadıklarına isyan bayrağı çektiler. Babalar kum devrinin kanunları ile yönetildiler. Oğullar ise uydu televizyonu, bilgisayar, cep telefonu gibi baş döndüren teknolojinin, post modern kapitalist kültürün rüzgârı ile şekillenip serpildiler. Dünyayı küresel bir köy haline getirenler, her türlü düşünce, fikir, inanç ve felsefenin çok hızlı bir şekilde tüm dünyayı kasıp kavurduğunu inkâr etmiyorlar.
Arap isyanlarına batının ve Arap diktatörlerinin de hazırlıksız ve ansızın yakalandığını herkes kabul ediyor. Emperyalist ülkeler Arap dünyasındaki bu öfke patlamasına şimdi ayar vermeye çalışıyorlar. Ne komünizm, ne faşizm ne de İslam ideolojisinin renk ve etkisi var. Görünürde ideoloji, bayrak, lider, renk ve koku vermeyen bir kararlı direnişler serisi var. Sadece tek ses var, özgürlük. Özgürlük, inadına özgürlük…
Dünya herkesin cep telefonunda ve avucunun içinde artık, yaşadığımız yüzyıl post modern ilişkilerin yüzyılıdır. Arap ülkelerinde meydana gelen isyanlar sonrasında giden diktatörlerin yerine kimlerin geleceği, yeni gelenlerin ABD, İngiltere, Fransa’nın çıkarlarına bağlı kalıp kalmayacağı tartışılıyor.
Mısır ve Tunus’ta çok hızlı ve kansız bir değişim olurken; Libya’da devletin aşiret sisteminden kaynaklanan sorunları ve Kaddafi’nin insan öldürmekten zevk alan karakter yapısı sonucunda halkın batıdan yardım istemesi, beklemediğimiz bir süreç yaşatmaktadır Libya’ya. Bahreyn ve Yemen’de olaylar silahla bastırılmaya çalışılırken, Suriye’de diktatör Baas rejimi sivil ve özel çeteler ile halkını katletmeye devam ediyor.
Denize düşen yılana sarılır, ateş düştüğü yeri yakar. Maalesef kırk yıldır Müslüman diktatörlerin, Müslüman olan halklarına çocuk, kadın, genç ve ihtiyar demeden kan kusturması karşısında yeter artık insaf diyen halkların kaderlerini çizme hakkına ayar vermeye çalışan, muhafazakâr sağcı köşe yazarlarına el insaf diyorum.
Sayın Başbakanın kutlu doğum haftasındaki, “merhamet ve adalet, kim olursa olsun, nerede olursa olsun merhamet diyoruz.” sözünü hatırlatırım. Libya ve Suriye’ye Fransa, İngiltere, Amerika gelebilir ve ülkenin kaynaklarını yağmalayabilirmiş. Yüz yıldır o topraklarda emperyalistler iş başına getirdiği diktatörlerle beraber ülkenin kaynaklarını talan etmiyor mu? Siz kimden yanasınız, biz kimden yanayız Allah aşkına?
Dinsiz zalim ile sözde dinli zalim arasında tercihe mi zorluyorsunuz halkı? Arap isyanlarının temelinde saf ve özgür bir irade var. Bunu kirletmeye ve komplo teorileri ile ayar çekmeye kimsenin hakkı yoktur. Arap halkını aşağılamak ile eş değer bir yaklaşımdır. Türkiye’nin bugünkü demokratik sürecini vicdanla değerlendirip sonra Arap isyanları hakkında niyet okuması yapmak gerekir.
Suriye’de Esad giderse, ülkenin üçe dörde bölünebileceği, ya da komşu ülkelerin jeopolitik hesapları veya Filistin sorununun akıbetinin ne olacağı üzerine rasyonalist bir kafa ile akıl yürütmek Müslüman’ca değil, oryantalistçe bir yaklaşımdır. Arap gençliği ne yaptığını çok iyi biliyor.
Arap halkları çok akıllı ve doğal bir süreç yakaladılar. Tabii ki tüm toplumsal hareketler, emperyalist güçlerce faydalanılma riski ile karşı karşıya kalacaktır. Arap isyanlarına batı kılıfı arayanlar, önce Türkiye’de yaşayan halkın dün ve bugün geçirdiği süreç ve değişimi tahlil etsinler lütfen.
|
Ankara
10 / 26
|
Antalya
12 / 19
|
Bursa
11 / 21
|
İstanbul
15 / 20
|
İzmir
12 / 22
|


























