

Araplar ve entelektüellerin kayıp rolü
İçinde bulunduğumuz coğrafya dünyanın en sıcak bölgesi ve Araplar da bu bölgenin temel unsurlarından biri...
Komşularımızın sorunları sadece kendilerini değil bizi de etkiliyor.
Dolayısıyla Arapların sorunlarına duyarsız kalamayız.
Hele böyle gözlerini Türkiye’ye diktikleri ve medet umdukları bir dönemde...
Elbette Türkiye’den çözüm ihraç edecek değiliz.
Fakat aynı bölgenin insanları olarak görüşlerimizi ve deneyimlerimizi paylaşabiliriz.
Önceki gün akşam Filistinli yazar Eymen Halit ile Arap entelektüeller üzerine konuştuk.
Politikacıların dengeleri gözeten ve çoğu zaman tekrar duygusu uyandıran konuşmalarından hoşlanmıyorum.
Eymen Halit ve benzeri birikimli ve halkta kopmamış insanlarla konuşmaktan, daha doğrusu onları dinlemekten zevk aldığımı belirtmeliyim.
İçten ve sıcak sohbetler, politik kaygılar gözetilmeden yapılan eleştiriler ve bütün çıplaklığıyla dile getirilen görüşler...
Türk ve Arap aydınlar arasındaki ilişkilerin gelişmesinin her iki tarafın da yararına olacağına inanıyorum.
Eymen Halit’e göre Arap entelektüeli bir vadide, Arap halkı bir başka vadide...
En büyük sorun da entelektüellerin her birinin bir partiye, bir gruba veya cemaate bağlı olması ve parti çıkarlarını savunması...
İslamcıları da dahil...
Yoksulluk gibi halkın genel sorunlarıyla ilgilenmek yerine parti çıkarlarını ve sadece kendi üyelerini gözetiyorlar.
Kuşatıcı olamadıkları için de taassupla hareket ediyorlar.
Milliyetçisiyle ve İslamcısıyla Arap hareketleri diyalog dilini çoktan kaybetmiş...
Güçlü olan karşısındakine kaba kuvvet uyguluyor.
Müslüman Kardeşler de payını alıyor bu eleştirilerden...
Arap düşünürün bir araya getirme faktörü olmaktan çok bölme faktörü olduğunu söylüyor Eymen Halit ve ekliyor:
“Düşünür krizi yaşıyoruz.”
Avrupa başkentlerine kapağı atıp oralardan sürekli Arap ülkeleri yönetimlerini eleştiren entelektüelleri hatırlatıyorum...
Bilinç inşa etmekle görevli düşünürlerin yöneticileri eleştirmekten başka bir şey yapmadıklarını ve çözüm sunamadıklarını söylüyor.
Arap rejimleri yıllardır aynı ve ne olduklarını artık bilmeyen yok...
Entelektüelin görevi sabah-akşam bu rejimlere sövmek olmamalı...
Eymen Halit bu durumu şu cümleyle özetliyor:
“Arap düşünürü ümmet inşası dairesinden çıkıp yöneticinin ayıplarını deşifre etme dairesine geçti.. Düşünür de vatandaş da bir olay olsun da eleştirelim diye bekliyor.”
Türkiye’nin yaşadığı değişimde sivil toplum örgütlerinin büyük payı olduğuna işaret ederek Arapların da sivil toplum bilincine ihtiyaçları olduğu yönündeki gözlemimi aktarıyorum...
“Sivil toplum örgütleri yok ki” diyor ve ekliyor:
“Mevcut örgütlerin her biri bir partiye göbekten bağlı.”
Arap toplumlarının baskıcı yönetimlerden tamamen kurtulabilmesi için öncelikle zihinlerinin özgürleşmeye ve her türlü militarizmden kurtularak sivilleşmeye ihtiyacı var.
Değilse bir diktatör gider bir başkası gelir.
Eymen Halit’in El-Kuds El-Arabi’de yayınlanan bir makalesinde dile getirdiği tespitleriyle noktalayalım:
“Orta çağlarda kölelerin sadece bedenleri köleleştiriliyordu.
Arap insanının ise bedenleriyle birlikte düşünceleri de köleleştirilmiş durumda...
Düşünme hakkı yok.
Özgürce çalışma hakkı da yok.
Sadece kendilerine sunulan şartlarda durup düşünmeden çalışmak zorunda.”
HaBertaraf –26 Ocak 2010
|
Ankara
10 / 26
|
Antalya
12 / 19
|
Bursa
11 / 21
|
İstanbul
15 / 20
|
İzmir
12 / 22
|


























