

Batı kültürü empoze ediliyor
Konuşan: Mustafa Ablak
İlkadım Dergisi Yayın Kurulu üyesi ve yazarı Nurettin Soyak ile İslam kültür ve medeniyeti ekseninde bir söyleşi gerçekleştirdik. Soyak, Müslümanların islami san’attan ne anladıklarını, batı medeniyetini ve bu doğrultudan hareketle birçok mes’eleyi Vakit okurları için yorumladı.
Soyak, “Müslümanlar hiçbir zaman kendi kültür ve medeniyetlerini emperyalist yollarla insanlığa empoze etmediler” diyor... İşte o söyleşi...
- “Kültür ve medeniyet” kavramlarından ne anlamamız gerekiyor?
- Maalesef bugün “kültür ve medeniyet” kavramları, toplumda -islami camia da dahil olmak üzere- sadece hakim olan batı kültür ve medeniyetinin empoze ettiği şekilde algılanmakta.
Her topluluğun kendine has değer hükümleri, hayat tarzı, maddi ve manevi varlığıyla ilgili hususiyetleri vardır. Bu hususiyetler ya ilahi ya da beşeri değerlerden beslenir. Tarih şahittir ki ilahi kültürle beslenen topluluklar insanlığın aydınlığı olan, insanlığa huzur ve mutluluk getiren evrensel medeniyetler inşa etmişlerdir. Bu medeniyetlerin özünde “Yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü” anlayışı hakimdir. İnsanlık tarihine baktığımızda, hangi dönemde olursa olsun Rabbani önderler rehberliğinde kurulan, Rabbıyla barışık medeniyetler insanla ve tabiatla barışık olmuştur. Bu medeniyetlerin maddi ve manevi alanda insanlığa büyük hizmetleri olmuştur. İlahi kültürden uzak olan medeniyetler ise, Akif’in de ifade ettiği gibi “tek dişi kalmış canavar” olup insanlığın başının belası olmuştur. Şu bir hakikattir ki, Rabbıyla barışık olmayan, kendiyle barışık olamaz. Kendiyle barışık olmayan, hiç kimseyle barışık olamaz. Vahiy medeniyeti barış medeniyetidir. Vahiy kültüründen uzak medeniyetler ise savaş medeniyeti, yıkım medeniyetidir. Hakim kültür ve medeniyetler kendi değerlerini diğer toplumlara kimi zaman sinsi yöntemlerle, kimi zaman da kültür emperyalizmi ile aktarmaya çalışmış ve çalışmaktadır. Bunun için de savaş dahil her yolu meşru görmüşlerdir. Fakat Müslümanlar hiçbir zaman kendi kültür ve medeniyetlerini emperyalist yollarla insanlığa empoze etmemiştir. Bu medeniyetin insanlık tarafından kabulü tamamen doğal bir süreçte gerçekleşmiştir. Çünkü bu kültür ve medeniyet fıtridir, insanın doğasına uygundur. Ön şartlı olmayan her insanın bu medeniyete gönlünü kaptırmaması mümkün değildir.
- Batıda nasıl bakılıyor İslam medeniyetine?
- Aklı selim batılıların ciltler dolusu islam medeniyeti hakkında samimi itirafları var. Bu yönde birçok eser de meydana getirmiştirler. İslam kültür ve medeniyeti sağlam bilgi temellerine dayanmaktadır. Müslüman için kültür islam kültürü, medeniyet islam medeniyetidir. Çünkü bunların dayanağı olan bilgi, ilahi ve nebevi bilgidir. Bunların eğilip bükülmeden dosdoğru anlaşıldığı dönemlerde insan imar olunmuş ve gerçek medeniyetler inşa olunmuştur. Bu medeniyet değişimini en net olarak ashabın hayatında görmekteyiz.
Kültür emperyalizmi...
Son asırda islam dünyasında genellikle söz sahibi olan insanlar, batının kültür emperyalizminin taşeronu oldu.
Bu durum din eğitimi ve öğretimi üzerindeki oyunlar, belirsizlik ve baskılar şeklinde tezahür etti... Dinin denetim gücünün olmayışı, her önüne gelenin din hakkında rastgele konuşması, ısmarlama sahte din adamı yetiştirme çabaları, komplolar, eğip bükmeden islami hakikatları asrın idrakine söyletecek alim kıtlığı dinin ve kavramların yanlış anlaşılmasının, toplumun din cahili haline getirilmesinin sebeplerinden bazılarıdır. Diğer taraftan dünyevileşmenin bütün boyutlarıyla Müslümanları çepeçevre kuşatması, islami ölçülerin Müslümanlar arasında kaybolmasına neden olmuştur. İslamın sadece sözünün edildiği değil, islam imanı ile kalplerin, islam ibadetleriyle ruhların, islam ahlakıyla bedenlerin imar edilmesi şarttır. Asrı saadette olduğu gibi inandığı gibi yaşayan örnek toplum oluşturma yolunda çok gayret sarfedilmelidir.
- Anadolu’daki insanımız vahiy kültüründen yeterince istifade edebiliyor mu?
- İnsanımızın vahiy kültüründe bazı gayretli fert ve gruplar dışında vaaz ve nasihat şeklinde kulaktan duyma bilgi ile elde ettiği örfi bir din anlayışı hakimdir. Tabii ki bunda da yıllardır süren yasakçı zihniyetlerin rolü elbette büyüktür. Zamanımızda hâlâ Kur’an eğitiminde yaş sınırlamasının olduğunu düşünürsek bu işin vahameti daha iyi anlaşılmış olur. Şu da bir hakikattir ki yasaklar hiçbir zaman insanların inanmasına ve inandığı gibi yaşamasına mani olamamıştır. Neticede yasakçı zihniyetler pes etmek zorunda kalmıştır. Samimi Müslümana düşen, vahiy kültürünün Müslümanlar ve tüm insanlara ulaşması noktasında gücünü ortaya koymasıdır. Bu gün yasakçı zihniyetin, örnek aldığını söylediği batıda ana okullarının yüzde 90’ı kilisenin kontrolündedir.
- İslam kültür ve medeniyetinin daha fazla yaygınlaşabilmesi için ne tür çalışmalarınız var?
- İlahi ve nebevi öğreti bize en güzel sözün Allah’a çağırmak olduğunu, bunun neticesinde hidayete vesile olmanın ise dünya ve içindekilerden daha hayırlı olduğunu haber vermektedir. Akıllı mü’min bu ilahi ve nebevi müjdelere mazhar olabilmek için bütün gücüyle gayret eder.
- İslam hayat tarzının yaygınlaşması önündeki engeller ve tehlikeler sizce nelerdir?
- Günümüzde pek çok kitle yayın aracı insanımıza gayri islami bir hayat tarzını lanse ederek onları nefsi arzu ve ihtiraslarının zebunu haline getirmiştir. Bugün yalan dolan, içki, kumar, zina, faiz, rüşvet, gasp, zulüm ve haksızlık pek çok insanımızın yaftası haline gelmişse Müslümanların derlenip toparlanıp kendilerine çeki düzen vermeleri gerekir. Bu da, ciddi ve samimi olarak yeniden Kur’an ve sünnete sıkı sıkı sarılmakla mümkün olur. Yediden yetmişe nefsimizi ve neslimizi bu eğitimden geçirmek zorundayız.
- Ümmeti aydınlatacak olan yazar ve ilim adamlarının önündeki en büyük engeller nelerdir?
- Öncelikle müslüman toplum dini eğip bükmeden anlatan, dinini çıkar ve menfaatleri için satmayan alimlerini yetiştirmek zorundadır. Bu, Müslüman toplum üzerine dini bir vecibedir. Bugün ilmini putlaştırmamış, zalime zulmünü haykırabilen, mezhep ve meşrep taassubundan uzak, tüm ümmeti kucaklayıp onlara kol kanat gerecek alimlere ne kadar ihtiyaç var. İslamın ehil olmayan ellerde hoyratça hırpalanması ümmeti rencide etmektedir. Allah davasına gönül vermiş kulları hiçbir zaman, hiçbir kimse engelleyememiştir.
- İlkadım Dergisi başyazarı olarak hedefleriniz nelerdir?
- İlahi ve nebevi değerleri yeni nesillere aktararak bu değerlere sahip çıkmaya çalışmak.
Nurettin Soyak kimdir?
1960 yılında Kayseri’nin İncesu kazasının Süksün kasabasında doğdu. İlköğretimini Urfa’da tamamladı. İmam Hatip lisesinin orta kısmından Urfa’da, lise kısmından ise Nevşehir’de mezun oldu. 1983 yılında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1981-1985 tarihlerinde Kayseri merkezde değişik camilerde imam hatiplik görevlerinde bulundu. 1985-2010 arasında Nevşehir, Pınarbaşı, Kayseri merkezde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenliği, İmam Hatip liselerinde meslek dersi öğretmenliği ve yöneticilik görevlerinde bulundu. Halen Ali Rıza Özderici Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik görevini sürdürüyor. 2005 yılından beri de İlkadım Dergisi Yayın Kurulu üyesi ve yazarı olarak görev yapmakta.
VAKİT
|
Ankara
12 / 26
|
Antalya
15 / 25
|
Bursa
14 / 30
|
İstanbul
15 / 25
|
İzmir
13 / 28
|


























