

Behlül mü olalım?
Türkiye ile İsrail arasında yaşanan krizde Ankara dik duruşu sayesinde tek kurşun atılmadan ve kimsenin burnu kanamadan büyük bir zafere imza attı.
İsrail’in yenilmez zannedilen ordusu Gazze’de ve Güney Lübnan’da hezimete uğrayarak karizmayı çizdirmişti.
Türkiye’den dilenen resmi özür ile de diplomasi alanında unutamayacağı bir yenilgi tattı.
Büyükelçi Oğuz Çelikkol’u küçük düşürmeye kalkanlar kendileri küçüldü.
Tüm dünyanın gözü önünde rezil oldular.
Müslüman halkların gönlünde taht kuran Türk liderlerin yıldızı bu son olayla daha çok parladı.
Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu artık ezbere bilinen isimler...
Kendi ülkelerinin bakanlarının isimlerini bilmeyenler dahi bu isimleri biliyorlar.
İsrail’in ırkçı liderleri ya Türkiye’nin başrolde olduğu “Yeni Ortadoğu”yu okuyamıyorlar...
Veya çok iyi okudukları halde bir türlü kabullenemiyorlar.
Çarşamba günü, Gazze’den yayın yapan Kudüs’ün Sesi radyosunun yayın konuğuydum.
İslami Cihad Hareketi sözcüsü Davud Şihab ile birlikte Türkiye’yle İsrail arasında yaşanan gerginliği konuştuk.
İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı’nın Türkiye Cumhuriyeti Tel Aviv Büyükelçisi’ne davranışının İsrailli liderlerin zihniyetini yansıttığını söyledim.
Çelikkol’a yapılan hakaretin çocukça olmanın ötesinde delilere yakışan bir davranış olduğunu anlattım.
Spikerden şöyle bir soru geldi:
“Türkiye, Filistin direnişini İran’ın elinden almak istiyor, diyorlar. Siz ne diyorsunuz?”
Türkiye’nin bölgede eksen siyasetine karşı olduğunu hatırlattım.
Aynı soru Davud Şihab’a da yöneltildi.
Onun cevabı ise böyle bir bakışın Filistinli grupları küçük görmek anlamına geleceği şeklindeydi.
Özetle, Filistinli direniş gruplarının bağımsız olduğunu ve şu veya bu ülkenin elinde kullanılan bir kart olmadığını söyledi.
İslami Cihad sözcüsünün bu tespitine katılıyorum.
Filistin davası, hiçbir ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda kullanacağı ve ondan buna el değiştiren bir kart olmamalı...
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Türkiye’nin İran ve Suriye’ye doğru kaydığını öne sürmüştü.
Kudüs’ün Sesi’ndeki konuşmamda bu konu üzerinde de durdum biraz...
Bana göre Netanyahu’nun bu sözleri başlıbaşına Türkiye’ye hakaret sayılır.
İran da bölgenin büyük ve önemli ülkelerinden...
Türkiye ise, bölgenin yükselen gücü...
Türkiye’yle İran kıyaslandığında mevcut şartlarda Türkiye’nin İran’dan daha güçlü olduğu inkar edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Herhangi bir hareketin, partinin veya küçük bir devletin İran’a doğru kaydığını öne sürebilirsiniz fakat Türkiye çapında bir devletin İran’a ve Suriye’ye doğru kaydığını iddia etmek Türkiye’yi küçük görmek demektir.
Programda son soru bana yöneltildi.
“İsrail, Türkiye’den ne istiyor?”
Şöyle dedim:
“Bu soruyu İsrail’e sormalı...
İsrail bizim Mahmud Abbas’a bağlı milislere dönüşmemizi istiyorsa bu mümkün değil.
Baskıcı rejimlerle iş tutmaya ve dilediğini yaptırmaya alışmışsa bu İsrail’in sorunu...
Bizde demokrasi ve düşünce özgürlüğü var ve biz demokrasiyi ve düşünce özgürlüğünü daha çok güçlendirmek istiyoruz.”
Behlül’ü örnek verdim.
Hani şu El-Aksa Televizyonu’nun hazırladığı “Özel Görev” isimli çizgi filmin kahramanı...
İsrailli subayın postallarını parlatan ve öpen, sonra da “Efendim; siz emredin, biz yerine getirelim” diyen Abbas’ın askeri...
“İsrail bizden Behlül olmamızı bekliyorsa, bilsin ki kesinlikle Behlül olmayacağız” dedim.
Evet; İsrailli liderlerin karşısında “Eski Türkiye” yok artık...
“Yeni Türkiye” var.
HaBertaraf –15 Ocak 2010
|
Ankara
12 / 26
|
Antalya
15 / 25
|
Bursa
14 / 30
|
İstanbul
15 / 25
|
İzmir
13 / 28
|


























