

Bugün hicri yılın başı!
Muharrem ayı, Kuran'da adı geçen mübarek aylardan olup, müminler için de büyük önem arz eden Aşura orucunu içinde barındırmaktadır.
Takvim, zamanı iyi değerlendirme ihtiyacından doğmuştur Medeniyetler kuran bütün toplumlarda vardır. Etiler, Sümerler, Mısırlılar takvim kullanmışlardır. Cevheri, tarihte ilk takvimin tufandan itibaren kullanıldığını belirtir. Toplumlar arası ilişkilerde müşterek kullanılacak bir takvime ihtiyaç duyulur. Bunun dışında fertlerin kendi işleriyle ilgili, şahsi programlarını yapmada, başkalarıyla olan ilişkilerinde, vakte ve zamana dayalı ibadetlerinde yine takvime ihtiyaç vardır.
Buna rağmen, cahiliye devrinde Araplar'ın müşterek kullandıkları sabit bir takvimleri yoktu. Önemli olaylara göre takvimler kullanır, bir müddet sonra ondan vazgeçerlerdi. Hz. Ömer (ra)'ın hilafeti sırasında; birtakım yazışmalarda ortaya çıkan boşluklar, borçlanma sırasında kayıtlardaki eksiklikler bir takvim ihtiyacını doğurdu. Bu ihtiyacın giderilmesi için Hz. Ömer konuyu istişare etmek üzere sahabileri topladı. İbnu Abbas'tan gelen bir rivayette hicri takvim ve hicri yılbaşı bir şura maharetiyle tespit edildi.
Hz. Ömer, takvim başlangıcı koymaya teşebbüs edince, sahabiler toplandı. Onlarla müzakere etti. Sa'd İbnu Ebi Vakkas, Peygamberimizin vefatını esas almayı, Hz. Talha, Bi'set'le yani Kur'an'ın indirilmesiyle başlamayı, Hz. Ali, hicretle başlamayı, diğer bazıları da Resulüllah'ın doğumunu esas almayı teklif ettiler. Hicretin onaltıncı veya on yedinci yılında toplanan bu şura, müzakereler sonunda Hz. Ali'nin teklifini ittfakla kabul etti. Ancak hangi ayın başlangıç için esas alınması hususunda ihtilaf edildi. Abdurrahman İbnu Avf, haram aylarının evveli olduğu için Receb'i, Talha da ümmetin mübarek ayıdır diye Ramazan'ı, Hz. Ali de, sene başıdır diye Muharrem ayını yıl başlangıcı olarak teklif ettiler. Bu meselede de Hz. Ali'nin görüşü kabul edildi.
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi takvim başı olarak hicret yılı esas alınmış ve bundan sonra hesaplar, doğumlar, ölümler, olaylar birinci hicri yıl, ikinci hicri yıl şeklinde tespit edilmiştir. Yılbaşının ilk ayı olarak ise, Resulüllah'ın hicret ettiği Rebiülevvel ayı esas alınmamıştır. Biraz geriye gidilerek, eskiden beri yılın başlangıcı sayılan ve hicrete azmetme ayı olan Muharrem ayı yılbaşının ilk ayı olarak tespit edilmiştir.
Cenab-ı Hakk, Bakara suresinin 189'uncu ayetinde "Sana, hilal şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanlara vakitlerin ve bilhassa hac zamanlarının ölçüsüdür" buyuruyor. Bu emre uyarak bugün de hac, kurban ve oruç ayı gibi dini işlerde kameri sisteme dayalı takvime göre hesaplar yapılmaktadır. Zamanın takvimlendirilmesi hayatımızı kolaylaştıran güzel bir olaydır. Ancak ondan daha güzel olanı şüphesiz ki, o takvimin önümüze koyduğu zamanı yaratılış gayesine ulaştıracak bir fırsat olarak değerlendirmektir. (Kütüb-ü Sitte, 16/122)
Hicri Yılbaşı da, Miladi Yılbaşı da, birbirinden dini üstünlükleri bulunmayan ve zaman tespitinde esas alınan iki ayrı başlangıcın tarihidir, dini bir yönü yoktur. Hicri takvim ülkemizde 24 Ağustos 1925 tarihinde çıkarılan kanunla yürürlükten kaldırılıncaya kadar kullanılmıştır. Dünya genelinde kullanılan başka takvimler de vardır.
|
Ankara
12 / 26
|
Antalya
15 / 25
|
Bursa
14 / 30
|
İstanbul
15 / 25
|
İzmir
13 / 28
|


























