

Denedi ama başaramadı
İbrahim Kiras'ın yazısı...
Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’in başından ayrılması ile Seferberlik Tetkik Kurulu operasyonu aynı günlere rastladı. Tamamen rastlantı elbette, ama iki “kurum” arasındaki ortak özellikler de dikkat çekici.
Kurum derken Doğan Grubu’nu değil Ertuğrul Özkök’ü kastediyorum. Hürriyet gibi bir gazeteyi 20 yıl boyunca bir kişi değil, bir kurum yönetebilir çünkü.
***
İKİ KURUM DA “DEVLET İÇİNDE DEVLET” GİBİYDİ. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni zaman zaman “devlet içinde devlet” gibi davranmakla eleştiriyoruz. Ama TSK içinde “ordu içinde ordu” özelliğine sahip bir birimin varlığından çoğumuz haberdar değildik.
Seferberlik Tetkik Kurulu operasyonu dolayısıyla bundan haberdar olduk. Zaten Ergenekon davasına konu olan cuntalar da “ordu içinde ordu” gibi hareket eden yapılanmaların mevcudiyetini haber vermişti.
***
Ertuğrul Özkök’ün “ardından” yazılanlara baktığımda bir nokta dikkatimi çekti:
Tayyip Erdoğan hapis cezası aldığında Hürriyet’te çıkan “Artık Muhtar Bile Ola
maz” başlığının veya cumhuriyet mitingleri, 312 kararı gibi konulardaki yayınların, sözgelimi “411 El Kaosa Kalktı” manşetinin sorumlusunun Özkök olduğunu söylüyor herkes.
Bu algı önemli. Hürriyet’in yayınları konusunda Aydın Doğan’a, yani gazetenin “sahibine” ancak ikinci dereceden bir rol biçiliyor.
Demek ki Özkök’ün “devlet içinde devlet” pozisyonunda olduğuna dair yaygın bir kabul var.
***
HER İKİSİ DE “PATRON OPERASYONU”. Ertuğrul Özkök’ün “devlet içinde devlet” gibi veya “Hürriyet içinde Hürriyet” gibi davranması Aydın Doğan’ı geçmişte de rahatsız ediyordu. Mevcut gelişme dolayısıyla yeniden ortaya dökülen eski söylentilerden bunu çıkarıyoruz. Ama o dönemde hem kendisine maddi anlamda zarar getirmediği hem de başka kurumları da ikna etmek gerektiği için bu tasfiyeyi ertelediği anlaşılıyor.
Şimdi bazıları “hükümet istedi, Doğan görevden aldı” diye yorumluyor, ama bugünkü şartlar itibarıyla hükümetin Doğan’dan “kelle” isteme ihtiyacı duyması pek makul görünmüyor. Anlaşılan o ki Doğan, içine düştüğü
zor durumdan Özkök’ün bilinen yöntemleriyle kurtulamayacağını gördü. Sürekli erteleyip durduğu malum operasyonu nihayet gerçekleştirmeye karar verdi.
***
Seferberlik Tetkik Kurulu operasyonunda da benzer bir durum var sanki. Hatırlayın: Son üç Genelkurmay Başkanı döneminde ordunun siyasete müdahalesini isteyen kesimler rahat hareket edemediler. Bu yüzden “emir-komuta” zincirinden bağımsız “görünen” birtakım cuntalar ortaya çıktı. Sivil siyasete yönelik olarak “gayrinizamî” bir mücadele yürütüldü.
Ergenekon davası bir taşla iki kuş vurmuş oldu. Hem demokrasiye kast eden bir hareket etkisiz hale getirildi hem de ordu içinde Genelkurmay Başkanı’nın otoritesi dışında kalmak isteyen unsurlar tasfiye edildi.
Birileri “bu operasyon orduyu yıpratmayı hedefliyor” diyedursun, Genelkurmay Başkanı’nın isteği ve izni olmasa sivil yargı mensuplarının ordunun en mahrem alanlarına girmesi mümkün olabilir miydi?
Star
|
Ankara
12 / 27
|
Antalya
15 / 23
|
Bursa
12 / 25
|
İstanbul
15 / 27
|
İzmir
13 / 27
|


























