Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
01 Mayıs 2011 Pazar 15:23

El Cezire'ye hain saldırı

Gazeteci-yazar Mustafa Özcan, El-Cezire kanalını hedef alan planlı itibarsızlaştırma kampanyasını analiz etti.

Ortadoğu uzmanı gazeteci-yazar Mustafa Özcan, El-Cezire kanalını hedef alan planlı itibarsızlaştırma kampanyasına dikkat çekti.

Özcan, vaktiyle can simidi gibi El-Cezire'ye saldıranların ve kanalı yere göğe sığdıramayanların bugün neden kanala karşı saldırıya geçtiklerini açıkladı.

Uzman gazeteci, "Suriye olayları üzerinden Ortadoğu’da hatlar netleşiyor. Olaylar kimin ne mal olduğunu ortaya koyuyor" dedi.

İşte Özcan'ın o yazısı:

El Cezire’ye yandaş saldırısı

Ortadoğu’daki İran mihveri, El Cezire Kanalı ile yollarını ayırıyor. Ya da El Cezire’nin Suriye ile ilgili yaptığı -asgari düzeyde kalsa da- yayınları Şii üçgenini kızdırmış durumda. Bundan dolayı İran-Irak-Suriye ve Lübnan’daki 8 Mart ittifakı, El Cezire ile yollarını ayırıyor. Sadece yollarını ayırmakla kalmıyor aynı zamanda yoğun ateş altında tutuyor.  Cezire’ye yönelik büyük bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütüyor. Bunun değişik göstergeleri var. Bunlardan birisi, El Cezire’de açıkça Ahmedinejad ve benzeri İranlı liderlerin propagandasını yapan ve onlara hulus çeken Gassan Ben Ceddo, Kanal’ın Beyrut Bürosu Müdürlüğünden anlaşmalı olarak ayrıldı. Onun döneminde Beyrut Bürosu cadı kazanı haline gelmiş ve yardımcısıyla müzmin problemler yaşamıştı. Zamanla Lübnan’da bir kesim tarafından istenmeyen adam ilan edilen Gassan Ben Ceddo, Büyük Arap Devrimi Suriye kıyılarına vurunca El Cezire’den yanlı yayın yapmasını ve daha doğru bir tabirle Suriye’yi kollamasını beklemişti. Bu olmayınca yolları ayırma cihetine gitti. El Cezire’den halkın direndiği Suriye rejimini İsrail’e karşı direnişçi göstermesini ve halkın kıyımına ses çıkarmamasını istiyordu. Buna mukabil, El Cezire’nin sınırlı da olsa Suriye’deki olaylarla ilgilenmesini çizgisine ve İran çizgisiyle ittifakına uygun bulmayan Gassan Ben Ceddo yüklü bir tazminat alarak Kanal’la yollarını ayırdı. Aldığı tazminatı da Beyrut’un Şii kesimi Dahiya’de yatırıma dönüştüreceğini ilan etti. Zaten kendisinden de bu beklenirdi!  Sesini çıkarmama karşılığında paraya boğulan Gassan Ben Ceddo bu şekilde El Cezire’den ayrılırken yine Suriye kökenli bazı spikerler ve programcılar da Suriye rejiminin baskıları üzerine Cezire ile ilişkilerini kestiler.  Suriye rejiminin baskıları sonucu Kanal’la ilişiğini kesen Luna eş Şibil bununla da kalmayarak Suriye’nin resmi kanallarında Cezire’ye saldırı başlattı ve Cezire Kanalı’nın mesleki ilkelerinden saptığını ileri sürdü.  Demek ki, El Cezire sadece Suriye olaylarında çizgisinden saptı ve onlar da tepkilerini koyarak istifa ettiler! Tersinden bakıldığında demek ki, El Cezire hiçbir şekilde Suriye olaylarına değinmeseydi bu acar televizyoncularımız bu kanalda mesleklerine devam ettireceklerdi!
*
Türkiye’deki Suriye yanlısı desinformasyon/ bilgi saptırma kaynakları da kendi çaplarında aynı saldırıyı sürdürüyorlar.  Beşşar Esat’ın izinden giden Luna Eş Şibil gibi El Cezire’yi hedef alan Hüsnü Mahli de geçmişte el Cezire ile ilişkisini nazara verdi ve El Cezire’nin yanlılığını önceden keşfederek bu Kanal’dan ayrıldığını iddia etti.  Akşam’daki yazısında şunları yazıyor:” Hiçbir şey El-Cezire'nin göstermeye çalıştığı gibi değil. Irak'ı Katar'ın başkenti Doha'daki Merkez Komutanlık Karargahı'ndan işgal eden ABD şimdi de bölgenin tümünü yine Doha'daki El-Cezire'nin provokatif yayınları ile kargaşaya sürükleyip kendi denetimi altına almaya çalışıyor. Boşuna dememişler: Cephede bir yalan bazen bir ordudan daha etkin ve güçlüdür. Bunu iyi bilen de bu amaçla kurulan El-Cezire'dir. El- Cezire'nin bugünkü halini ilk gören de benim. Çünkü daha ilk kurulduğunda (1998)  bu kanal ile 10 ay çalışıp ne olduğunu anlayınca hemen istifa etmiştim. Yani ben El-Cezire'nin bugünler için kurulduğunu daha o zaman anlamıştım. Başta Suriye ve Libya olmak üzere bölgemizde yaşanan olaylara ve satılmışlık dışında inançları uğruna hayatlarını kaybeden insanlara çok üzülüyorum…”
*
El Cezire’yi ilk gören kendisi oldu da yılların yayın organı olan BBC’yi nasıl göremedi ve orada yıllar yılı çalıştı? Diyelim ki El cezire’yi sonradan keşfetti oysaki Hüsnü Mahli yıllar yılı BBC’nin Arapça kısmında çalıştı ve Türkiye’den haberler ve yorumlar geçti.  Malumu ilam edebilmek ve BBC’nin İngiliz Hariciyesi veya istihbaratıyla ilişkili olduğunu da keşfetmek için yıllar mı gerekti? Yoksa El Mustakbel gazetesi gibi onlar mı Hüsnü Mahli’nin cambaz gibi birçok ipte birden oynadığını gördükten sonra ipini çektiler ve işine son verdiler?  Hüsnü Mahli bugüne kadar bu tür çelişkili yayın organlarında yaptığı faaliyetlerin bir çetelesini çıkarabilir ve okurlarıyla paylaşabilir mi?  Yani okuruna tutarlılık hesabı verebilir mi?  İşte onun gibi bazı basın mensubu arkadaşlarımız sonuçta basın alanında iştigal etmelerine rağmen hür basının düşmanı pozisyonunda bulunuyorlar. Zaten Lübnan, Türkiye sınırına Suriyeli göçmenlerin yığıldığı bir sırada Suriye’de her şeyin süt liman olduğunu söyleyebilmek için El Cezire gibi kanallara düşman kesilmek gerekir. Gizlenmesi gereken gerçekleri faş ediyor.  Suriye olayları üzerinden Ortadoğu’da hatlar netleşiyor. Olaylar kimin ne mal olduğunu ortaya koyuyor.

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
12 / 27
Antalya
15 / 23
Bursa
10 / 25
İstanbul
14 / 22
İzmir
13 / 26