

Erdoğan ABD'den baskı görüyor
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, İsrail’in Mavi Marmara saldırısı nedeniyle ilişkilerde yaşanan gerginliğin dozunu hafifletmesi için Obama yönetiminin yoğun baskısına maruz kalıyor. Bu baskıların dozu, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Barack Obama’yla yaptığı hararetli görüşmenin ardından arttı. ABD başkanı İsrailli misafirini öfkelendirmeme eğilimiyle birlikte, Netanyahu’ya işgal topraklarındaki yerleşim çalışmalarının durdurulmasının yanı sıra eylül sonunda bitecek yerleşim inşası moratoryumunun uzatılmasıyla ilgili uzun bir talep listesi sundu. Obama’nın barış girişimini kurtarmaya kıyasla Türkiye-İsrail ilişkilerini yatıştırma konusunda daha istekli olduğu
açık. ABD, İsrail’in bölgedeki tek stratejik müttefiki olan Türkiye’nin İsrail karşıtı hale gelmesinin bölgedeki Amerikan dengelerini alt üst edebileceğini gayet iyi biliyor.
ABD eski alışkanlığına döndü
Erdoğan ilişkilerin düzelmesinin şartı olarak İsrail’den bir dizi talepte bulundu. Bu taleplerin en başında da İsrail’in Mavi Marmara’daki Türk vatandaşlarını öldürmesinden dolayı özür dilemesi, kurbanların ailelerine tazminat ödemesi, Aşdod limanında tutulan gemilerin iadesi, tarafsız bir uluslararası
komisyon oluşturulması ve Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması geliyor.
Netanyahu özür dilemeye karşı çıktığı gibi uluslararası soruşturma komisyonunu da kabul etmedi. Sadece yaşananlardan ötürü duyduğu üzüntüyü ifade etmekle yetindi. Geri adım atacağına dair hiçbir gösterge de yok. Bu durum, ABD’nin Türk liderden çözüm koşullarını hafifletmesini istemesine açıklık getiriyor.
ABD yönetiminin eski alışkanlığına başvurması üzücü; güçlü Yahudi lobisinden korkan veya zayıf Araplarla Müslümanların Amerikan baskılarına boyun eğeceğinden emin olan önceki bütün Amerikan yönetimleri de, ödün vermeleri için mazlum tarafa baskı yapar ve saldırgan İsrail tarafını baskıdan uzak tutardı.
Uluslararası hukuka saygı şart
Erdoğan’dan bütün şartlarına tutunmasını, geri adım atmamasını ve İsrail tarafının bu şartları yerine getirmesinde ısrar etmesini istiyoruz. Erdoğan sadece şartları adil ve haklı olduğu için değil, ödün vermenin kendi imajına ve ülkesinin İslam dünyasındaki imajına epey zarar vereceği için de ısrar etmeli. İsrail Türkiye’ye muhtaç, Türkiye İsrail’e değil. Zira Türkiye’nin İsrail’e ihracatı 2 milyar doları aşmaz. Oysa Arap dünyasına ihracatı 30 milyar dolardan fazla. Dahası, İsrail’in Türkiye’ye sunacak neyi var ki?
Bu bağlamda Türkiye’yle iyi ilişkiler için istekli olması gereken taraf İsrail. Hal böyleyken, İsrail küstahlığının ve işlediği suçun bedelini ödemeli. Özür veya katliamın kurbanlarına tazminat ödenmesi şehitleri hayata döndürmez. Uluslararası normlar, Gazze ablukasının kaldırılmasını ve uluslararası soruşturma komisyonu kurulmasını gerektiriyor. Zira ablukanın Filistin halkına diz çöktürme, Hamas’ı
devirme ve esir İsrail askerini kurtarma hedeflerini gerçekleştirmekte başarısız olması bir yana, uluslararası kamuoyu bu ablukanın hukuksuz olduğu konusunda hemfikir.
(Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 10 Temmuz 2010)
Radikal
|
Ankara
-6 / 3
|
Antalya
5 / 12
|
Bursa
-2 / 2
|
İstanbul
1 / 4
|
İzmir
1 / 9
|


























