Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
17 Temmuz 2010 Cumartesi 19:41

Halifelerin zühd hayatı

Onlar, Sevgili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izinden yürümüş, zühd hayatını her türlü eğlence ve rahatlığa tercih etmişlerdir...

NEBEONLINE, Hindistanlı büyük İslam alimi Ebu'l-Hasen En-Nedvi'nin Türkçe'ye kazandırılan dev eseri "İki Zıt Tablo"yu bölümler halinde yayınlıyor.

En-Nedvi eserinde, Ehli Sünnet ve Şia'nın sahabeye bakışını irdeleyerek iki bakış arasındaki zıtlığa değiniyor ve doğru bakışı delilleriyle ispat ediyor.

Önceki bölüm: Tarihin sahabe hakkındaki tanıklığı

Halifelerin zühd hayatı ve kendi ailelerinden birini kendilerinden sonrası için halife tayin etmekten kaçınmaları

Dört halifenin ihlasına, Allah'a bağlılıklarına, büyüklüklerine ve bu özelliklerle başkalarından farklı olduklarına en iyi delil, ellerindeki büyük servetten, yılların ürünü olan ve dönemlerinde Bizans ve Fars diyarlarından sel gibi akan yığınla nimetten faydalanmaya razı olmamaları, şaşaa ve gösteriş bir yana, rahat bir yaşam sürmemeleridir. Bilakis onlar, Sevgili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izinden yürümüş, zühd hayatını her türlü eğlence ve rahatlığa tercih etmişlerdir. Daha da ötesi gerçek şu ki, onlar halife olmadan önce daha müreffeh bir haldeydiler ve kafaları daha rahattı.

Gibbon şöyle der:

"Ebu Bekr, Ömer ve Osman'ın eğitimi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı yapılan savaşlar ve endişe ortamında gerçekleşmiştir. Cennet müjdesi, onlara bütün zevkleri ve tehlikeleri unutturmuştu. Ve onlar, ilerlemiş yaşlarda yönetimi ele aldılar. Din ve adalet, onların gözünde yönetimden daha önemli bir yer işgal etmekteydi. Sade bir hayat sürmek onlar için adet haline geldi. Bu da; güç gösterisi ve şaşaayı şiar edinen dünya hükümdarlarının kalplerine dehşet ve korku yayıyordu."(1)

Yine onlardan hiçbiri, sahip olduğu yönetim ve konuma rağmen, oğlunu veya ailesinden en yakın bir ferdi kendisinden sonra halife bırakmamıştır. Bunun tam tersine onlar, çocuklarına ve akrabalarına halifelikten uzak durmayı öğütlemişlerdir. Aynı şekilde Müslümanlara da, onları asla halifelik makamına seçmemelerini tavsiye etmişlerdir. Bundan da; fıtri ve insani etkenler, asırlar boyu ve hatta binlerce yıl süren yönetim adetleri ışığında tek bir sonuç ortaya çıkar: Onlar, kelimenin tam anlamıyla samimiydiler ve Allah'a tam bir bağlılıkla bağlıydılar. Gizli ve açık her türlü şahsi amaçtan uzaktılar. Halifelik sorumluluğunu ancak ve ancak Allah rızası için, O'nun dinini yaymak ve desteklemek, fitne ve tehlike kapılarını kapatmak için yüklendiler. Yoksa, bazı fikir akımlarının dediği gibi, şayet o halifeler hilafet görevini kişisel hedeflerini gerçekleştirmek, makam elde etmek ve maddi çıkar sağlamak için üstlenmiş olsalardı, dünyadan yararlanmadan ahireti kaybetmenin ve Allah'ın gazabını kazanmanın bir anlamı olmazdı. Bu, ardında hiçbir zevk olmayan bir günahtır ki, hiçbir akıllı insan bunu kabul etmez.

Ebu Bekr radıyallahu anh'ın Zühdü ve Fedakarlığı 

Burada, Ebu Bekr radıyallahu anh'ın hayatından bir örnek ve Ömer radıyallahu anh'ın hayatından bir başka örnek vermekle yetineceğiz. Ondan sonra, aklına ve yüreğine taassup hakim olmamış kimseler adaletle hüküm verebileceklerdir. Ebu Bekr radıyallahu anh'ın halifelik dönemi hakkında tarihçiler şöyle der:

"Denildiğine göre, hanımının canı tatlı çeker. Der ki: "Onu alacak paramız yok." Hanımı der ki: "Ben günlük harcamamızdan birkaç gün içinde onu alacak parayı biriktiririm." Ebu Bekr radıyallah anh, "Öyle yap!" der ve hanımı dediğini yapar. Uzun bir sürede az bir şey biriktirir. Tatlı satın alması için bunu Ebu Bekr radıyallahu anh'a bildirince, Ebu Bekr radıyallahu anh onu alır ve Beytu'l-Mâl'e (devlet hazinesine) geri iade eder. Der ki: "Bu bizim günlük yiyeceğimizden fazlasıdır." Hanımının her gün biriktirdiği miktar kadarını nafakasından düşer ve kendine ait bir mülkten bir miktarını Beytu'l-Mâl'e ceza olarak öder." (2)

Hasan b. Ali b. Ebi Talib radıyallahu anhuma şöyle der: "Ebu Bekr radıyallahu anh, ölüm sekeratı gelince dedi ki: "Ey Aişe! Sütünden içtiğimiz yeni doğum yapmış deveye, içinde yıkandığımız geniş kaba, giydiğimiz kadifeye bak. Biz onlardan, Müslümanların işini görürken yararlanıyorduk. Ben ölünce onları Ömer'e ver." Ebu Bekr radıyallahu anh vefat edince, Aişe radıyallahu anha onları Ömer'e gönderir. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh şöyle der: "Allah sana rahmet eylesin ey Ebu Bekr! Senden sonra gelenleri yordun!" Bir başka rivayette ise, Aişe radıyallahu anha şöyle der: "Ebu Bekr, ölümüne sebep olan hastalığa yakalandığında şöyle dedi: Halifeliği üstlendiğimden beri malımda ne kadar artış olmuşsa bakın ve onu benden sonraki halifeye gönderin."

Diğer bir rivayette ise şöyle nakledilir: Ebu Bekr radıyallahu anh, ölüm anı gelince şöyle dedi: "Halifelik günlerinde Beytu'l Mâl'den aldığım mala karşılık falanca yerdeki bahçem Beytu'l-Mâl'e verilsin." Bir rivayette de şöyle der: Malımdan sekiz bin dirhem Beytu'l-Mâl'e verilsin. Halifelik yıllarımda Beytu'l-Mâl'den  bana bu miktarda harcama yapılmıştı." Ölmek üzereyken, Aişe radıyallahu anha'ya şöyle der: "Ben ölünce eski elbiselerimi yıka ve onları bana kefen yap." Aişe radıyallahu anha der ki: "Ey babacığım! Allah bize en güzel şekilde rızk verdi, seni yeni bir kefenle kefenleyelim." Şöyle der: "Hayatta olan ona (yeniye) daha çok muhtaçtır. Onunla kendini korur ve ikna eder. Ölü ise çürüyecek ve eskiyecektir." (3)

Ömer radıyallahu anh'ın Şam Gezisi

Şimdi de size, krallık gösterişi ve debdebesi gerektiren bir konumda, Ömer radıyallahu anh'ın zühdüne ve dünyaya meyletmemesine bir örnek sunacağız. Okuyucular; mutlaka bir çok kralın, cumhurbaşkanının ve başbakanın resmi gezileri hakkındaki haberleri okumuş, bu gezilerdeki güç gösterisini ve şaşaayı görmüştür. Şimdi de miladi yedinci yüzyılın en büyük yöneticisi ve en yüce halifesinin, Ömer ibnu'l Hattab radıyallahu anh'ın, hicri 16. yılda Kudüs'ün fethi münasebetiyle Şam'a yolculuğuna bakın. Bırakalım tarihçi, bu hayret verici yolculuğu anlatsın ve etkileyici kalemiyle onu tasvir etsin:

"Umarız, değerli okuyucunun, Halife Ömer'in Şam tarafına yaptığı gezinin ayrıntıları hakkında bilgisi olur. Bu gezi, insanların kalbine korku salan İslam halifesini görmeyi bekleyen güçlü düşman için büyük öneme sahipti. Fakat halife bu yolculuğa; hizmetçiler, maiyet, debdebe ve şaşaa, üst seviyeden yetkililer ve subaylar bir yana; yanına mütevazi bir çadır dahi almadan çıktı. Sadece mütevazi devesine bindi ve beraberinde Muhacirlerden ve Ensar'dan birkaç kişi vardı. Fakat Ömer radıyallahu anh'ın Şam'a doğru yola çıktığı haberi kalplere korku salıyordu.

Câbiye'de bir süre konakladı. Eman ve sulh fermanını yazdı. Sonra Kudüs'e doğru yürüdü. Üzerine bindiği deve yorulmuştu. Bir yağız at getirdiler ve ona bindi. At eşkin gitmeye başladı. Bu nedenle ondan indi ve yüzüne vurarak, "Sana öğretene Allah öğretmesin! Bu (şekilde yürüyüş) kendini beğenmişliktendir. Daha sonra hiçbir yağız ata binmedi. Yürüyerek yoluna devam etti. Kudüs'e yaklaşınca, Ebu Ubeyde ve ordu komutanları kendisini karşılamaya geldiler. Hz. Ömer'in gömleği beyaz pamuklu kumaştandı ve kirlenmiş, yan tarafı yırtılmıştı. O, Müslümanların halifesiydi. Oradaki insanlar, "Hıristiyanlar onu bu halde görürlerse ona hiçbir değer vermezler" diye düşündüler. Hz. Ömer'e dediler ki: "Bundan başka bir şey giysen ve bir yağız ata binsen, Bizanslıların gözünde daha büyük görünürsün." Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: "Biz, Allah'ın İslam ile üstün kıldığı bir topluluğuz ve onu Allah'tan başkasından istemeyiz." (4)

İbni Kesir ise bu yolculuğu şöyle nakleder:

"Ömer ibnu'l Hattab, İlya yolundan beyaz bir deve üzerinde Cabiye'ye geldi. Başında ne bir takke, ne de sarık vardı. Ayakları, üzengisiz devenin iki yanından sarkıyordu. Semeri, yünden yapılmış bir örtüydü. O; deveye bindiğinde devenin semeri, konakladığında ise sergisi idi. Çantası, hurma ağacı liflerinden yapılmıştı. O; yola çıktığında çantası, konakladığında ise yastığı idi. Üzerinde beyaz pamuklu kumaştan bir gömlek vardı ve bu gömlek kirlenmiş, yan tarafı yırtılmıştı. Dedi ki: "Bana kavmin reisini çağırın!" Bizanslıların ileri gelenini çağırdılar. Dedi ki: "Gömleğimi yıkayın ve dikin, bana da bir elbise veya gömlek ödünç verin." Ketenden yapılma bir gömlek getirdiler. "Bu nedir?" dedi. "Keten" dediler. "Keten nedir?" dedi. Ketenin ne olduğunu söylediler. Gömleğini çıkardı, onu yıkadılar, diktiler ve geri getirdiler. Onların verdiği gömleği çıkardı ve kendi gömleğini giydi. Bizanslıların ileri geleni ona dedi ki: "Sen Arapların kralısın. Bu ülkede deveye binmek uygun olmaz. Bundan başka bir şey giysen ve bir yağız ata binsen, bu Bizanslıların gözünde seni daha büyük gösterir." Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: " Biz, Allah'ın İslam ile üstün kıldığı bir topluluğuz ve onu Allah'tan başkasından istemeyiz." Bir yağız at getirdiler. Kadifesini atın üzerine attı, semersiz ve eğersiz ata bindi. Ata bindikten az sonra dedi ki: "Tutun, tutun! Bundan önce insanların şeytana bindiklerini görmemiştim!" Bunun üzerine devesi getirildi ve ona bindi." (5)

Hicri 18. yılda Şam'a yaptığı ikinci yolculuğu ise Taberi şöyle anlatır:

"Ömer yola çıktı ve Medine'nin yönetimine Ali'yi bıraktı. Bazı sahabiler de onunla birlikte yola çıktılar. Hızlıca gittiler ve Kızıl Deniz sahilindeki İlya yoluna koyuldular. İlya'ya yaklaşınca yoldan biraz uzaklaştı. Kölesi de peşinden gitti. Devesinden indi ve küçük tuvaletini yaptı. Sonra geri döndü ve kölesinin devesine bindi. Eğerin üzerinde ters serilmiş bir post vardı. Kölesine kendi devesini verdi. İlk karşılarına çıkan insanlar, "Mü'minlerin Emiri nerede?" dediler. Kendisini kastederek, "Önünüzde" dedi. Onlar da kendisini geçip daha öne gittiler. Sonunda İlya'ya geldi ve orada konakladı. Karşılamaya çıkanlara, "Mü'minlerin Emiri İlya'ya girmiş ve orada konaklamış" denildi. Bunun üzerine onlar da geri döndüler." (6)

Dipnotlar:

(1) Edward Gibbon; The Decline and Fall of the Roman Empire; London, 1911, vall v.p. 399

(2) El-Kâmil fi't Târih; İbnu'l Esir; (2/423); Dâru Sâdır baskısı; Beyrut

(3) a.g.e. sf.197

(4) El-Fârûk; Allâme Şibli en-Nu'mân; 1/142-145; El-Maarif Matbaası baskısı, 1956

(5) el-Bidâye ve'l-Nihâye; 7/59-60

(6) et-Taberi; 4/203-204

Önceki bölümler:

Ebu'l-Hasen en-Nedvi'yi tanıyalım

Sahabe-i Kiram tasvirinde iki zıt tablo

Hz. Ali Sahabe-i Kiram'ı anlatıyor

Tarihin sahabe hakkındaki tanıklığı

NEBEONLINE-ÖZEL

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
13 / 31
Antalya
18 / 31
Bursa
14 / 32
İstanbul
21 / 26
İzmir
17 / 34