

HAS Parti başarabilir mi?
İbrahim Kiras'ın yazısı...
HAS Parti’nin kurucular kadrosuna baktığımda gördüğüm isimler ümit uyandırıcıydı. Türkiye’nin yüz akı aydınlar var o grubun içinde... Ne var ki daha partinin kendisini adlandırmasında tezahür eden bir kafa karışıklığı, bir kararsızlık ve bir mahcubiyet de söz konusu.
***
Partinin adı şu olmuş, bu olmuş ne önemi var demeyin. Numan Bey ve arkadaşlarının kendilerini adlandırmasında,
1. Seçtikleri yola ilişkin bir kararsızlık,
2. Kimliklerine ilişkin bir mahcubiyet seziliyor.
Gerçi Milli Görüş geleneğinin partilerinde “kendilerini adlandırma” sıkıntısı hep oldu... Siyasi hareketin misyonunu ve dayandığı kültürel temelleri ifade eden isimler tercih edilmediği gibi, geniş kitlelere mesaj verecek tarzda isimler de kabul görmedi nedense o gelenekte.
Bunun için “Fazilet diye parti mi olur, Saadet diye parti mi olur” diyorduk. Haksızlık etmişiz. Adı “Halkın Sesi Partisi” olan bir siyasi hareket kime ne anlatır, bilemiyorum.
Böyle “çağrışımsız” bir adı kendisine yakıştıran kadronun bilinçaltında “Hiçbir misyona talip olmama” eğilimi var sanki.
Ya da... Başlangıçta kendilerini “Medeniyet Hareketi” diye tanımlayan grubun partileşirken daha ziyade “sol” çağrışımı olan bir adı benimsemeleri içlerinden bazılarındaki “kompleks”in tezahürü olabilir.
Partinin kısaltmasında ise AK Parti öykünmesi çok açık.
(Bakalım, birileri AK Parti’yi AKP yaptıkları gibi, HAS Parti kısaltmasını da beğenmeyip HSP diyecekler mi?)
***
Ne ümit ediyordum ki bu hareketten? İktidara gelip memleketi kurtarmalarını mı bekliyordum?
Zaten ikizi gibi benzedikleri (hatta isimlerini bile benzettikleri) AK Parti iktidarda. O yüzden iktidar olmalarına gerek yok bence. Bu bakımdan bir “kitle partisi” olarak yola çıkmaları da doğru değildi. Onun yerine İslamcı hareketin fikir ve siyaset odağı olmayı hedeflemesi gerekirdi yeni partinin.
Numan Bey ve arkadaşlarından beklentim Türkiye’nin asırlık İslamcı fikir geleneğine bağlanacak bir misyon partisi oluşturmalarıydı. Zira benim “entelektüel İslamcılık” dediğim gelenek -aslında entelektüel bir hareket olarak doğan ama zamanla “sosyolojik İslamcılık” cereyanına kapılan- Milli Görüş hareketiyle birlikte marjinalleşti, etkisizleşti.
Oğuzhan Asiltürk’ün fikirleri Nurettin Topçu’nun söylediklerinden, Şevket Kazan’ın çözümlemeleri Sezai Karakoç’un görüşlerinden daha önemli ve daha itibarlı hale geldi.
***
HAS Parti’yi oluşturan kadronun AK Parti’de ve Saadet’te siyaset yapan arkadaşlarından farkı ve bu anlamda şansı aydın hareketiyle bütünleşme imkânına sahip olmaları.
Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarının partisi İslamcı fikir geleneğinin siyasetteki temsil odağı olabilirdi. Bunun için de öncelikle AK Parti’den ayrışma noktalarını belirlemeleri gerekiyordu.
Bence -en azından şimdilik- bunu yapabilmiş değiller. Marksist jargonla “neoliberal ekonomi politikalarına karşıyız” falan diyerek de bunu yapabilmeleri zor.
Star
|
Ankara
10 / 22
|
Antalya
16 / 22
|
Bursa
11 / 20
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
12 / 25
|


























