

Hz. Ali'nin diğer üç halifeyle işbirliği
NEBEONLINE, Hindistanlı büyük İslam alimi Ebu'l-Hasen En-Nedvi'nin Türkçe'ye kazandırılan dev eseri "İki Zıt Tablo"yu bölümler halinde yayınlıyor.
En-Nedvi eserinde, Ehli Sünnet ve Şia'nın sahabeye bakışını irdeleyerek iki bakış arasındaki zıtlığa değiniyor ve doğru bakışı delilleriyle ispat ediyor.
Önceki bölüm: Halifelerin zühd hayatı
Ali radıyallahu anh'ın Diğer Üç Halife ile İşbirliği
Ali radıyallahu anh, diğer üç halifenin hepsiyle, özellikle de Ebu Bekr ve Ömer ile işbirliği yapmış, en zor zamanlarda onlara doğru olduğuna inandığı görüşü söylemiştir. Onlar da kendisinin geniş ilmini, derin anlayışını ve doğruyu bulmadaki isabetini itiraf etmişler ve bu konuda onu çokça övmüşlerdir.
Hz. Ali'nin Ebu Bekr es-Sıddık'ın ölümü ve Ömer'in şehit olması sonrası gösterdiği tepki, her ikisi ile de çok samimi ilişkisi olduğuna delildir. Hz. Ali'nin bu iki durumda okuduğu iki hutbeyi tarih kitaplarında bulabiliriz. O iki hutbede, Hz. Ali'nin etkili üslubu, belağat ve dili kullanma özellikleri açıkça kendini gösterir ki onları buraya, konunun çok fazla uzamaması için almadık. (1)
Emir Ali, yazdığı eserlerin birinde şöyle demektedir: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatından sonra, Ali b. Ebi Talib ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in aile fertleri bütün gönülleriyle Ebu Bekr'in halifeliğini onayladılar." (2)
William Muir ise, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şahsi mirası konusunda Hz. Ebu Bekr ile Hz. Ali arasındaki yanlış anlamaya değinmekle birlikte, Hz. Ali'nin Hz. Ebu Bekr'i ziyaret ettiğini ve diğer sahabiler gibi yanına geldiğini, ayrıca yüksek kadılık görevini de yerine getirdiğini vurgular.
William Muir, Hz. Ebu Bekr'e gelen mektuplara genelde Hz. Ali'nin cevap verdiğini de itiraf eder. (3)
Aynı şekilde, Üstad Askeri Caferi de, Uluslararası Şia İslam Cemiyeti'nin yayımladığı Nehcu'l Belâğa'nın İngilizce tercümesinde, Hz. Ömer'in Hz. Ali ile istişare ettiğinden ve onun görüşlerini kabul ettiğinden bahseder. Hz. Ömer, Bizans İmparatorluğu'na karşı savaş konusunda Hz. Ali ile istişare edince, Hz. Ali ona orada kalmasını ve ordunun komutanlığına yetenekli başka bir komutanı göndermesini önerir. Yine Hz. Ali, Farslılar karşında kesin sonucu belirleyecek savaşta Hz. Ömer'in bizzat savaş alanına yönelmesine karşı çıkar ve onu bundan men eder. (4) Bu önemli kısmı tasdik için, Hz. Ali'nin Nehcu'l Belâğa'daki iki hutbesine (No: 137 ve 149) müracaat edebiliriz. (5)
Hz. Osman, kuşatma altına alınıp evine su getirilmesi engellenince insanlara dönüp şöyle dedi: "İçinizde Ali var mı?" "Hayır" dediler. "İçinizde Sa'd var mı?" dedi. "Hayır" dediler. Bunun üzerine sustu ve daha sonra şöyle dedi: "Bize su getirmesi için Ali'ye haber verecek kimse yok mu?" Bu söz Hz. Ali'ye ulaştı. Hz. Ali ona üç kırba dolusu su gönderdi. Sular neredeyse ona ulaşamayacaktı. Suları götürürken Haşimoğulları ve Ümeyyeoğulları kölelerinden bir kaçı yaralandı ve sonunda su Hz. Osman'a ulaştı. Hz. Osman'ın öldürülmek istendiği bilgisi Hz. Ali'ye gelince, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e "Kılıçlarınızı alıp gidin ve Osman'ın kapısına durun, kimsenin ona ulaşmasına izin vermeyin!" dedi. (6)
İnsanlar Hz. Osman'ın evini kuşatınca, Hz. Ali Hz. Hasan'ı ve kölesi Kanber'i gönderdi ve onlara, insanların Hz. Osman'ın yanına girmesini engellemelerini emretti. İnsanlar Hz. Osman'a ok attılar. Öyle ki, Hz. Hasan onun kapısında kana boyandı, Hz. Ali'nin kölesi Kanber'in başı yarıldı. Yine de onlar, Hz. Hasan'ın bulunduğu kapıdan Hz. Osman'ın yanına giremediler. Arkadan dolaşıp duvarın üstünden içeri girdiler ve Hz. Osman'ı Kur'an okurken öldürdüler." (7)
Ehi Beyt ile Sahabe-i Kiram Arasındaki Karşılıklı İlişkiler
Kur'an-ı Kerim, sahabe-i kiramı (Allah onlardan razı olsun) şöyle tanımlar: (Kafirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler.) (8) Bu Kur'an nassı, onların karşılıklı kardeşlik ilişkilerini, birbirlerine karşı taşıdıkları sevgi ve saygıyı, birbirlerini gözettiklerini ve haklarını yerine getirdiklerini teyit etmektedir. Emir Ali, "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabilerinin birbirleriyle kenetlenmeleri, O'nun doğruluğuna ve gönderildiği hedef için taşıdığı samimiyete en büyük delildir" (9) derken ne doğru söylemiştir.
İnsanların bu Kur'an şahitliği haricinde rivayet ettikleri ve edecekleri her şey, Kur'an'ı yalanlama, tarihi yanıltma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in eğitiminden şüphelenme ve bu konuda kötü zanda bulunma anlamına gelecektir. Burada, onlarla alakalı bazı olaylar nakledelim. Buhari'nin Ukbe ibnu'l-Haris radıyallahu anh kanalıyla rivayet ettiği hadiste, Ukbe şöyle der: "Ebu Bekr ikindi namazını kıldı, sonra dışarı çıktı ve yürüdü. Hasan'ın çocuklarla oynadığını gördü. Onu omzuna alarak şöyle dedi: "Babam feda olsun! Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e benziyor, Ali'ye benzemiyor" Hz. Ali ise buna (onun bu sözüne) gülüyordu." (10)
Hüseyin b. Ali radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilir: "Ömer bir gün bana dedi ki: "Ey oğulcuğum! Bize gelsen de bizi görsen olmaz mı?" Bir gün ona gittiğimde Muaviye ile yalnız görüşüyordu. İbni Ömer'in kapıda beklediğini ve ona girmesi için izin verilmediğini gördüm ve geri döndüm. Daha sonra benimle yine karşılaştı ve "Ey oğulcuğum! Bize geldiğini görmedim" dedi. Ben de, "Geldim ve sen Muaviye ile yalnız görüşüyordun, İbni Ömer'in geri döndüğünü gördüm, ben de geri döndüm" dedim. "Sen, (içeriye kabul edilmeye oğlum) Abdullah b. Ömer'den daha layıksın" dedi." (11)
İbni Sa'd, Cafer es-Sâdık'tan, o da Muhammed el-Bâkır'dan, o da babası Ali b. El-Hüseyin'den şöyle dediğini rivayet eder: "Ömer'e Yemen'den bir takım elbiseler geldi ve o da onları insanlara giydirdi. İnsanlar elbiselerin içinde gittiler. O da, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kabri ile minberin arasında oturuyordu. İnsanlar yanına geliyor, selam verip onun için dua ediyorlardı. Bu arada Hasan ve Hüseyin, anneleri Fatıma radıyallahu anha'nın evinden çıkmış, insanların arasından yürüyerek geliyorlardı. Üzerlerinde o elbiselerden hiç biri yoktu. Ömer kaşlarını çatmıştı. Sonra şöyle dedi: "Vallahi, sizin giydiklerinizin bana bir yararı olmadı." "Ey Mü'minlerin Emiri! Emrin altındakileri giydirdin ve işte ne güzel yaptın!" dediler. Şöyle dedi: "İnsanların arasından yürüyerek gelen ve üzerlerinde o elbiselerden hiç biri olmayan şu iki çocuk yüzünden (böyle diyorum)." Sonra Yemen'e (oradaki görevliye), Hasan ve Hüseyin için acilen iki elbise göndermesini emreden bir mektup yazdı. Bunun üzerine oradaki görevli iki elbise gönderdi ve Ömer, o elbiseleri onlara giydirdi." (12)
Ebu Cafer'den şu rivayet edilir: "Ömer, Allah'ın verdiği bolluktan sonra insanlara para tahsis etmek isteyince, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabilerinden bir grubu topladı. Abdurrahman b. Avf radıyallahu anh ona, "Önce kendinden başla" dedi. O da, "Hayır, vallahi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e en yakın olanlardan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in akrabaları olan Haşimoğulları'ndan başlayacağım." Önce Abbas'a, sonra Ali'ye, sonra dört kabileye ve en son Adiyy b. Ka'b oğullarına tahsiste bulundu.
Haşimoğulları'ndan Bedir'e katılanları yazdı. Sonra Ümeyye b. Abdişems oğullarından Bedir'e katılanları yazdı. Sonra yakınlık derecelerine göre buna böyle devam etti. Onlara para tahsisatında bulundu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanındaki konumları nedeniyle Hasan ve Hüseyin'e de tahsiste bulundu. (13)
Allâme Şibli en-Nu'mâni, "el-Fârûk" isimli kitabının "Ehli Beyt ile Sahabeleri Arasında Hakların ve Âdâbın Gözetilmesi" başlığı altında şöyle der:
"Şüphesiz Ömer radıyallahu anh, önemli işlerde, bütün samimiyetiyle ve nasihat gayesiyle kendisine doğru olarak gördüğünü söyleyen Ali radıyallahu anh ile istişare etmeden kesin karar vermezdi. Onu Nihâvend savaşında ordunun başına komutan yapmak istedi fakat o bunu kabul etmedi. Kudüs'e yolculuğunda, Medine'deki bütün halifelik işlerinin başına onu bıraktı. Aralarındaki uyum ve dayanışmanın ne derece ileri olduğu, Ali radıyallahu anh'ın Fatıma radıyallahu anha'dan olan kızı Ümmü Gülsüm'ü onunla evlendirmesinde açıkça kendini göstermiştir." (14)
Ali radıyallahu anh ile Ömer radıyallahu anh arasındaki samimi ve sağlam bağa en iyi delil, daha önce evlendiği hanımlarının varlığına ve yaşının ilerlemesine rağmen kızı Ümmü Gülsüm'ü onunla evlendirmesidir. Aynı şekilde, çocuklarına kendisinden önceki halifelerin; Ebu Bekr, Ömer ve Osman'ın adlarını vermesidir. (15) Bu, aralarındaki karşılıklı sevgi ve güvenin en açık delilidir. Bu sağlam bağa daha bir çok örnek sunabiliriz. Fakat konuyu kısa tutmak için bu zikrettiklerimizle yetiniyoruz.
Dipnotlar:
(1) Bkz. er-Riyâd en-Nadıra fi Fadâili'l Aşera; Muhibbiddin et-Taberi; Nedvetu'l Ulema Kütüphanesi Yazma Eserler Bölümü; No: 1784; sf. 126,127, 187,188. et-Tabakât el-Kubrâ; İbni Sa'd; 3/370; Dâru Sâdır baskısı, Lübnan.
(2) A Short History of the Saracents, op. cit, p.21
(3) Annals of the Early Caliphate, op. cit, p. 123
(4) Peak of Eloquence, Bombay, 1979, p.57
(5) Yine bkz. sf. 57, 260-270
(6) Bkz. Tarihu'l Hulefâ; es-Suyuti; Hz. Osman'ın biyografisi; sf. 159-160 ve diğer tarih kitapları.
(7) Bkz. A.g.e. ve diğer tarih kitapları.
(8) 49/el-Feth/29
(9) Amir Ali, The Spirit of Islam, London, 1922, p.22
(10) Buhari; Kitabu'l Menâkıb, Bâbu Sıfati'n Nebiyyi sallallahu aleyhi ve selem; 1/501, Hindistan baskısı
(11) Kenzu'l Ummâl; 7/105, el-İsâbe; 1/133'de sahih bir senetle rivayet edilir.
(12) A.g.e. sf.106
(13) Kitâbu'l Harâc; Ebu Yusuf; sf. 24-25
(14) Emir Muhsin el-Melik'in "Âyâtun Beyyinât" ismiyle meşhur kitabında, bu evlilik ve işaret ettikleri ile ilgili bir araştırma vardır. 1/127-174; Mirza Fur baskısı, 1870 miladi.
(15) el-Abgariyyât; Abbâs Mahmud el-Akkâd; Abgariyyetu'l İmâm; sf. 95, Dâru'l Fetuh baskısı, Kahire.
Önceki bölümler:
Ebu'l-Hasen en-Nedvi'yi tanıyalım
Sahabe-i Kiram tasvirinde iki zıt tablo
Hz. Ali Sahabe-i Kiram'ı anlatıyor
Tarihin sahabe hakkındaki tanıklığı
NEBEONLINE-ÖZEL
|
Ankara
-5 / 0
|
Antalya
4 / 11
|
Bursa
-5 / 2
|
İstanbul
1 / 2
|
İzmir
-2 / 4
|


























