Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
01 Mayıs 2011 Pazar 18:42

II'nci Suriye Muhaberat Cumhuriyeti

Şam-Beyrut-Şam, rejimin karakterini anlamak için ideal bir güzergâhtı. Muhaberatı o sınırda anlayabilirdiniz.

Cengiz Çandar'ın yazısı...

Şam’dan Beyrut’a dolmuş-taksi ile giderken Suriye-Lübnan sınır kapısında Suriye’den çıkmak uzun zaman alırdı. Beyrut’tan Şam’a yine dolmuş-taksi ile gittiğinizde, Masnaa’daki sınır kapısında Lübnan’dan çabuk çıkardınız da, Suriye’ye girmeniz uzun sürerdi.
Şam’dan Lübnan sınırı, 20-25 dakika çeker; hadi bilemediniz yarım saat. Sınırdan geçtikten bir buçuk saat sonra Beyrut’a varmanız beklenir; ne mümkün, üç saate yaklaşır yolculuk. Uzamasının sebebi, Suriye tarafındaki bitmez tükenmez kontrollerdir. Hadi, pasaporttan geçtiniz, gümrükten de geçtiniz; 100-200 metre arayla arabanızın durdurulup kâğıtlarına bir daha, bir daha bakılması neyin nesidir?
Zamanla neyin nesi olduğunu öğrenirsiniz; kontrol noktalarından biri Emn-ül Aam’dır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün karşılığı. Biri ‘istihbarat askeri’ (askeri istihbarat), bir diğeri ‘Hava Kuvvetleri istihbaratı’ (evet, yanlış duymadınız; karada hava kuvvetleri istihbaratının ne işi var diye sormayın. Hafız Esad, darbe yapıp yönetime el koyduğunda hava generali idi, o yüzden hava kuvvetleri ve onun istihbarat örgütü hep özel olmuştur Suriye’de), diğeri el-Muhaberat. Milli istihbarat kuruluşu yani. Muhaberat (Arapçası ile Mukhaberat) bunların tümünü kapsar ve o yüzden Suriye rejimine ‘muhaberat rejimi’ denir.
1970’lerde, 1980’lerde, 1990’larda o yoldan Şam-Beyrut, Beyrut-Şam yönünde sayısını hatırlayamayacağım kadar çok gittim geldim. Suriye rejiminin karakterini anlamak için ideal bir güzergâhtı. Muhaberat rejimi nedir, o sınırda anlayabilirdiniz.

‘Muhaberat’ın temelleri
Adı geçen istihbarat kuruluşlarının hepsi özerk ve birbirleriyle rekabet halindeydi ve tümü birden Hafız Esad’a bağlıydı. Hafız Esad, fıkralara konu olan askeri darbeler tarihi ile ün yapan ülkesine 1971’de askeri darbeyle el koyduktan sonra oturttuğu istikrarlı rejimi, ‘muhaberat rejimi’ oluşturması sayesinde gerçekleştirmişti.
Her birinin iplerinin bizzat Hafız Esad’ın elinde bulunduğu değişik istihbarat örgütlerinin rekabeti ve aralarındaki denge, rejimin istikrarının ve bekasının işaretiydi.
İşin ilginç yanı, istihbarat kuruluşlarının her birinin tepesinde veya en önemli mevkiinde, çoğu Hafız Esad ile aynı aşiret ya da klandan veya aynı mıntıkadan gelen mezheptaşları bulunurdu. Mezheptaşlar ya da hemşeri-mezheptaşlar.
Malum, Hafız Esad, bizim Samandağı-Yayladığı sınır hattımızın az altında, Lazkiye’nin Kardaha bölgesinden, Kalabiya aşiretinden idi ve mezhebi, Suriye nüfusunun yüzde 10-12’sini oluşturan Nusayri-Alevi idi. Suriye Alevileri, bizim Hatay-Samandağ ya da Adana Arap Alevileri gibi Muhammed ibn-Nusayr’ın öğretisine bağlı oldukları için Nusayri diye nitelenirler. Nusayri Aleviler ile Türk Alevileri arasında öğreti ve ritüel farkları olduğu ileri sürülür.
Nusayriler için Suriye’de aksi ileri sürülemeyecek bir şey varsa, iç dayanışmalarının çok kuvvetli olduğu ve yaklaşık 40 yıldır Suriye’de iktidara hükmettikleridir.

‘ Oğul Esad’ın ‘Muhaberatı’
Hafız Esad döneminde gerçekleşen bu durum, ‘Sultan II. Esad’ yani Hafız’ın ortanca oğlu, Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad döneminde de devam ediyor.
Hafız Esad döneminde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam, Savunma Bakanı General Mustafa Tlas, Genelkurmay Başkanı General Hikmet Şehabi, iktidarın ‘tek partisi’ Baas Partisi’nin Genel Sekreteri Zuheyr Maşarka, bunların hepsi ‘Sünni’ idi, ama ‘iktidar gücü’ ya da ‘çekirdeği’ bakımından hiçbir şey ifade etmiyorlardı.
1970’lerde, 80’lerde, ‘Üç Ali’lerden bahsedilirdi Suriye’de. İsimleri geçince sağa sola bakmak icap ederdi, ne olur ne olmaz hesabı. Üç Ali’nin biri Ali Duba idi. Muhaberat’ın başı. Diğeri Ali Aslan, askeri istihbaratın başı, daha sonra Genelkurmay İkinci Başkanı. Üçüncü Ali ise Ali Haydar. 1982’de Hama’da, Başkan’ın kardeşi, ‘Sıraya Difaa’ya (yani Savunma Tugayları) komuta eden Rifat Esad’ın yanında, 20 bin kişiyi katlederek yerle bir eden ‘Özel Kuvvetler’in komutanı.
Tümü de Alevi-Nusayri bu ‘üç Ali’nin kudretinin yanına yaklaşamazdı şatafatlı sıfatlara sahip Sünni yetkililer.
Bugün de durum pek farklı değil. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Faruk Şara –ki sertlik yanlısı-, ekranlarda pek sık görülen Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in pek önemi yok. Cumhurbaşkanı Beşşar’ın sağı-solu Alevi-Nusayri azınlığından gelen ‘muhaberatçı’lar ile dolu. Rejimin karakterinde değişen bir şey olmadı.
Beşşar Esad’a kıyamayan, onu ‘diğerlerinden’ ayırmaya yönelenler, günahı (yani faturayı) ona babasından kalan ‘eskiler’e kestiler. Bizim Başbakan’ın dilinde Beşşar’ın ‘amcaları’... Eşi Esma Sünni olan Beşşar, iyi çocuktur da, babasından miras kalan etrafı kötüdür, yani. O demek.

Yeni aile çekirdeği
Ama doğru değil. 2005’te Beşşar Esad, babasından kalan hemen herkesi temizledi. Çevresinde yeni bir ekip var. En önemlileri, küçük kardeşi Mahir. Mahir Esad, Cumhuriyet Muhafızları’na ve bu arada tüm subayları Alevi-Nusayri olan seçkin 4. Tümen’e kumanda ediyor. Hafta başında güneydeki Dera’a kentine girip katliam yapan, önceki gün (cuma) başkent Şam’ı giriş-çıkışlara kapatan o. Mahir Esad’dan gayrı bir de enişte var. General Asaf Şavkat, Beşşar’ın ablası Büşra ile evli. Askeri istihbaratın başındaydı, şimdi Genelkurmay İkinci Başkanı. Mahir Esad ile Asaf Şavkat, Lübnan’da 2005 yılındaki Refik Hariri cinayetinin arkasında ‘parmak izi’ bulundurdukları iddiasıyla Uluslararası Mahkeme’nin hedefindeydiler.
‘Aile Meclisi’nin en önemli üçüncü üyesi, dayı oğlu Rami Makhlouf. Beşşar, Esad’lar ile Makhlouf’ların ürünü. Annesi ve dayısı doğal olarak hep önemliydi. Şimdi de, en yakınlarından biri olan, dayı oğlu Rami öyle.
Rami Makhlouf, Suriye’nin en zengin adamı. Bir sürü holdinge sahip. Telekomünikasyon şirketi Syriatel de onun. Suriye’de yolsuzluk denince, onun adı akla geliyor. Yolsuzluğun simgesi o. Son gösterilerde onun şirket binaları hedef alınıyor.
Hafız Esad ile Beşşar Esad’ın iki temel farkının şunlar olduğunda, ‘bilenler’ müttefik:
1. Ailenin ve ülkenin tartışmasız ‘reisi’ Hafız Esad idi. O ne derse, aile uyardı. Beşşar ise ailenin ‘sözcüsü’; aile karar alıyor, o uyguluyor.
2. İran, Hafız Esad’a kulak verirdi. Beşşar, tersine İran’a kulak veriyor. Son olaylarda, gösterilerin bastırılmasında ‘İran Devrim Muhafızları’ndan destek gördü.

Muhaberat rejiminin ‘as’ları
Suriye rejimi, kuşkusuz yukarıdaki dört isimden oluşmuyor. Bu isimlere askeri istihbaratın başındaki General Abdülfettah Kudsiyya’yı (Beşşar Esad’ın özel kalemi idi), Hava Kuvvetleri istihbaratının başındaki Cemil Hasan’ı (kendisinden önce Abdülfettah Kudsiyya, o makamda oturuyordu), Muhaberat’ın başındaki Ali Memluk’u, yardımcısı Zuheyr Hamad’ı, Cumhurbaşkan Yardımcısı’nın güvenlik işlerinden sorumlu yardımcısı Muhammed Nasif Kheirbek’i (o da Kalabiya aşiretinden), Savunma Bakanı Ali Habib’i ve Lübnan’daki Suriye kuvvetlerinin son komutanı, doğrudan Beşşar Esad’a bağlı, son olarak Dera’a’ya Beşşar’ın mesajını götüren General Rüstem Gazali’yi eklemek gerekiyor.
Tümü –bir raslantı olmasa gerek- Alevi-Nusayri kökenli.
Buradan nasıl bir görüntü çıkıyor? Suriye rejiminin bir ‘muhaberat rejimi’ olmaya devam ettiği!
Belki de Hafız Esad döneminden bile daha koyu biçimde.
Üç hafta önce Şam’da Ahmet Davutoğlu tanıştırdığında Beşşar Esad ile el sıkışırken, zarif tavırlı, medeni görüntüsünün rejime ilişkin en büyük aldatmaca olabileceği aklımın köşesinden hızla geçmişti. Türkiye, büyük bir gayretle ‘demokratikleşme’ yolunda yasa değişiklikleri önerisini MİT Müsteşarı aracılığıyla geçen gün Şam’a gönderdiği vakit, şu kadroya baktım ve sordum:
“Böyle bir rejim, bir muhaberat rejimi reform yapabilir mi?”
Sizce?

Radikal

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
10 / 22
Antalya
16 / 22
Bursa
11 / 20
İstanbul
15 / 21
İzmir
12 / 25