Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
02 Kasım 2010 Salı 15:44

İran, idamlar ve Kürtler

Adalet sağlanmadan ve zulüm sona erdirilmeden din kardeşliği kavramının sihirli bir değnek misali sorunu çözüvereceğini sananlar fena halde yanılmaktadırlar.

6 Nisan 2006’da El-Asr sitesinde ve bir gün sonra da El-Mısriyyun gazetesinde yayınlanan yazımda İslami kesimin Kürt sorununa çözüm sunamadığını söylemiştim.

O yazım daha sonra Defne Bayrak tarafından Türkçe’ye çevrildi ve Vakit gazetesinde de yayınlandı.

Türkiye’de İslami kesimin Kürt sorununu PKK’ya ve sol gruplara bırakmasının nedenlerinden bahsetmiş ve İslami cemaatlerin bir bölümünün özünde Türk milliyetçiliğinin yattığını, bir bölümünün de siyasete uzak olduğunu yazmıştım.

Kürt sorunu İran’ı da ilgilendirdiği için, Tahran’ın etkisindeki İslami grupların sorunu olması gerektiği gibi ele alamadıklarına işaret etmiştim.

O tarihten bu yana İslami kesimin Kürt sorununa bakışında olumlu gelişmeler yaşandı.

En azından bazıları  olaya etki altında kalmadan ve bakılması gereken doğru açıdan bakmaya başladı.

İran’da uygulanan idam cezalarına karşı İslami kesimden yükselen itirazlar bunun somut göstergesi...

Mazlum-Der eski başkanı  Ayhan Bilgen önceki gün Habertaraf’ta yayınlanan yazısında şöyle diyordu:

“Başta insan hakları savunucuları olmak üzere İslami kimlikleri dolayısı ile İran ‘da uygulanan idam cezasına karşı çıkmayı Allah’ın emrine karşı çıkmak gibi yorumlayanların son günlerden yaşananları bir kez daha masaya yatırmaları gerekmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal mahkemeleri eliyle uygulanan ya da 12 Eylül yönetiminin gerçekleştirdiği infazlar nasıl dini gerekçelerle savunulamazsa , bugün İran’da uygulanan idam cezaları da Allah’ın emri sanılarak meşrulaştırılamaz” 

Bilgen’in bu sözleri İslami kesimden bazılarının geldiği noktayı ve bazılarının ise hâlâ aynı noktada yerinde saydığını çok iyi anlatıyor.

Hürriyet gazetesinin sitesinde İran’daki idamlarla ilgili haberlere yazılan yorumları okuduğunuzda, Ergenekon sevdalısı ulusalcıların bu idamları nasıl da hayranlıkla takdir ettiklerini ve Ahmedinejad’a övgüler yağdırdıklarını görürsünüz.

“Helal olsun adamlara, asmayıp da bizim gibi besleyecekler mi?” veya “Böylelerini Türkiye’de de sallandıracaksın, bak bakalım terör kalıyor mu?” türü yorumlar ağırlıktadır.

Türkiye’de Kürt açılımına destek veren –veya verdiğini söyleyen- İslami kesimin büyük bölümü İran’daki idamlara -ne yazık ki- Hürriyet’in ulusalcı okurlarıyla aynı çerçeveden bakmakta...

Bir yanda “açılım olmalı” derken diğer yanda tam tersini savunuyorlar. 

Yani bu tarafta Kürt sorununa bakış hâlâ netlik kazanmış değil ve mâlül...

İslami kesim benzer bir çelişkiyi İran’da yapılan son seçimlerde de yaşamıştı.

Mazlum-Der’in İran’da uygulanan idam cezalarını insan hakları ihlali olarak nitelemesi ve yanlış olduğunu ifade etmesi hiç şüphesiz olumlu bir gelişme...

Fakat Mazlum-Der’den beklenen bununla yetinmeyip yargısız infazları sert bir şekilde kınaması gerekmektedir.

İranlı yetkililere “kanka” vaziyetinde yapacakları uyarıların etkili olacağını sanmıyorum.

Bunun yerine Tahran rejimi üzerinde baskı oluşturacak faaliyetlere öncülük yapmalıdır.

Örneğin İran Büyükelçiliği önünde bir protesto gösterisi düzenleyebilir.

Yemen’deki Husiler için sokaklara dökülen Mazlum-Der Başkanlığı yanıbaşındaki Kürt kardeşlerinin karşı karşıya kaldığı haksızlıklara ve insan hakları ihlallerine de elbette duyarsız kalamaz, kalmamalıdır.

İran’daki idamları ve Kürtlere uygulanan ayrımcılığı savunanlar, idam edilen siyasi tutukluların PKK’nın İran kolu PJAK üyesi olduğunu öne süreceklerdir.

Hatta duymaya alıştığımız gibi, bunun Amerika’nın ve Siyonistlerin bir oyunu olduğunu iddia edeceklerdir.

Fitne edebiyatı yapacaklardır.

Onlara göre Tahran’daki rejimi eleştiren her Kürt PJAK’lıdır, teröristtir.

“İslam rejimi”ni savunma bahanesiyle, haksızlığa karşı çıkan herkese atacak bir çamurları vardır.

Oysa bu bizzat İslam’a hakarettir.

Çünkü İslam zulmün her türlüsünü; din adı altında yapılanlarını da reddeder.

Doğru din anlayışı, ortak tarih ve coğrafya gibi birleştirici bir faktördür.

Fakat din kisvesi giydirilmiş  ırkçı bir anlayış kimliklerin reddine ve hakların zayi olmasına yol açar.

Din kardeşliği öne sürülüyorsa, herşeyden önce bu kardeşliğin gereği yerine getirilmelidir. 

Kardeşler arası eşitlik olmalıdır. 

Dindar Kürt halkı artık bu gerçeğin farkındadır.

Adalet sağlanmadan ve zulüm sona erdirilmeden din kardeşliği kavramının sihirli bir değnek misali sorunu çözüvereceğini sananlar fena halde yanılmaktadırlar.

HaBertaraf - 15 Mayıs 2010

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
10 / 22
Antalya
16 / 22
Bursa
11 / 20
İstanbul
15 / 21
İzmir
12 / 25