Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
19 Ocak 2011 Çarşamba 19:30

İslami akımların küresel rekabeti

"Türk İslam'ı" modeli, son dönemde Erdoğan rüzgarını da arkasına alarak ciddi mesafeler katetti.

"Cübbeli Ahmet'ten provokasyon hazırlığı" manşetinden sonra Ahmet Hoca'nın hangi partiyle yakınlaşacağı üzerinde düşünüyordum ki, MHP İstanbul İl Başkanlığı'nı ziyareti haberi internete düştü.

Doğrusu MHP ziyareti benim için sürpriz oldu.

Ben daha çok Cübbeli'nin Erbakan'ın başına geçtiği Saadet'in yanında yer alacağını düşünüyordum.

130 ülkeden din adamlarının katıldığı İstanbul'daki organizasyonun ardından İslami akımların bölgesel ve küresel güç oyunundaki rolü üzerine bir yazı yazmayı planlamıştım kafamda...

"Cübbeli" ve "Jet Fadıl" nedeniyle magazin boyutu önplana çıksa da o toplantının çok daha başka bir anlamı vardı.

Tarikat eksenli bir akımın İslami akımlar arasında yaşanan güç mücadelesinde "Ben de varım" demesiydi.

Kıyasıya bir rekabetin yaşandığı bu güç mücadelesi, ülkelerin bölgesel ve küresel çatışmasından çok da uzak değil...

Bu alanda daha önce temel üç akımın rekabeti söz konusuydu:

Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri tarafından desteklenen Selefi akım...

İran'ın desteklediği Şii akım...

Bu iki akımın dışında kalan ve daha çok tarikatlar tarafından desteklenen akım...

11 Eylül saldırılarının ardından Körfez ülkeleri Selefi akımın küresel mücadelesinden desteğini ciddi anlamda geri çekti.

Selefi akımın küresel mücadelesini organize eden kurumlar Amerika'nın da baskısıyla dünyanın dört bir yanındaki ofislerini birer birer kapatmak zorunda kaldı.

Hatta bazılarının kapısına tümüyle kilit vuruldu.

Bu arada El-Kaide ve Cihatçı Selefilik, Selefi akımın küresel mücadelesinde bayrağı tümüyle ele geçirdi.

İran'ın desteklediği Şii akım ise özellikle Irak'ın işgalinden sonra Irak Şiilerinin de devreye girmesi ve İran'ın bölgesel etkinliğinin artmasıyla güç kazandı.

Bu iki akımın karşısında yer alan üçüncü akımda da bir takım gelişmeler yaşandı.

Kıbrıslı Şeyh Nazım gibi isimler Beyaz Saray'da ağırlansalar da küresel mücadelede daha etkin bir üçüncü yola ihtiyaç vardı.

Bu boşluğu Fethullah Hocaefendi ve cemaati doldurdu.

AK Parti iktidarıyla birlikte üçüncü akım daha çok güç kazandı ve bazılarının "Türk İslam'ı" diye adlandırdığı model ortaya çıktı.

"Türk İslam'ı" modeli, son dönemde Erdoğan rüzgarını da arkasına alarak ciddi mesafeler katetti.

Doğal olarak da diğer akımlarda büyük rahatsızlığa yol açtı.

Şii akımın temsilcilerinden Hüseyin Hatemi'nin "haberx" sitesine verdiği röportajda Fethullah Gülen'in Amerika ve Yahudi lobisine hizmet ettiğini ve okullarıyla İran'ı kuşatma görevi üstlendiğini söylemesi bu rahatsızlığın bir göstergesi...

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın en iyi İslam'ın "İran İslam'ı" olduğunu söylemesi de bir başka göstergesi...

Gülen Cemaati, Asya ve Afrika'nın ardından Arap ülkelerine de açılım başlattı.

Mısır'da okul açıldı.

Muhammed Imara gibi isimler cemaatin Arapça yayınladığı Hira dergisi yazar kadrosuna dahil edildi.

Kuveyt Vakıflar Bakanlığı tarafından yayımlanan El-Va'yu'l-İslami dergisinin yöneticileri Haziran'da Hira dergisinin davetlisi olarak İstanbul'a geldi.

Yeni Ümit ve Hira dergileri geçen ay İstanbul'da "Peygamber Yolu Uluslararası Sempozyumu"nu düzenledi ve sempozyuma başta Vehbe Ez-Zuhayli olmak üzere Fas, Mısır, Suriye gibi İslam ülkelerinden önemli isimler katıldı.

Riyad'da Hira'nın ofisi açıldı.

Yine, "klasik Selefilik"ten uzaklaşma çabasındaki Suudi Arabistan'ın eğilimiyle AK Parti'nin ve Gülen Cemaati'nin temsil ettiği eğilimin "dinlerarası diyalog" gibi belli noktalarda örtüştüğünü görüyoruz.

Selman El-Avde gibi, "entelektüel Selefilik" diyebileceğimiz yeni Selefi akımın genç temsilcilerinin Fethullah Hocaefendi'ye hayranlıklarını dile getirdiğini işitiyoruz.

Mahmud Hoca Cemaati'nin İstanbul'da organize ettiği toplantı işte bu üç akım arasında kalan, moderniteyi ve dinlerarası diyalog gibi açılımları reddeden tarikat temelli bir cemaatin yerelden küresele açılma çabasıydı.

Farklı ülkelerde faaliyet gösteren aynı çizgideki cemaatlerin güç birliği yaparak küresel çapta mücadele verecek "tarikatçı ve geleneksel İslamcı" dördüncü bir akım oluşturma arzusunun bir tezahürüydü.

Cübbeli'nin MHP İstanbul İl Başkanlığı'na gerçekleştirdiği ziyarette "geleneksel İslam"ın mezhepsizler, diyalogcular, Vahhabiler ve İrancılar tarafından yok edilmek istendiğini söylemesi de yukarıda anlatmaya çalıştığım rekabete işaret ediyor.

Önceki gün Diyanet'te devir-teslim töreni vardı.

Yeni dönemde Diyanet'in de İslami akımların küresel rekabetine güçlü bir şekilde dahil olduğunu görmek şaşırtıcı olmamalı...

HaBertaraf - 13 Kasım 2010

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
YORUMLAR
karar vermede acele etmemek
ömer faruk
cübbeli hocanın mhpyi ziyareti cemaatin o partiyi destekleyeceği anlamına gelmez. bu vatanın birliği adına görüş alışverişi olur.ismailağa cemaati siyasetten uzaktır.mahmud efendi ksnün tek derdi ehli sünneti ihya ve ilimdir.yeni şafak gazetesininde kime hizmet ettiği bellidir.yıllardır yazılarını takib ettiğim hasan karakaya'yada teessüf ederim cübbeli hakkındaki yazısı için
17 Ocak 2012 Salı 00:21
88.230.122.224
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 24
Antalya
15 / 24
Bursa
11 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22