

İsrail'in Türkiye'deki nüfuzu mazide kaldı
Türkiye herhangi bir Arap rejimi değil. İsrail herhangi bir Arap devletine birini gönderdiğinde, o kişiyi karşılayacak olanlara önceden faksla talimatlar gönderir. Eğlence programı, yemeğinin türü, ikamet edeceği yer ve benzeri ziyaret ile ilgili tüm ayrıntıları bildirir. Fakat Ben Eliezer Türkler ile konuşmak üzere diğer bir ülkeye gitti. Çünkü Türkiye'den kabulü mümkün değildi. Görüşlmenin gerçekleşmesi için Amerika'nın Türk Hükümeti üzerinde baskı uyguladığı konusu ise bugünkü Türkiye'yi tanımayanların, nasıl hareket ettiğini ve dahili pusulasının nereye döndüğünü bilmeyenlerin ortaya attıkları bir nüktedir.
İsrail'den ödemesi istenen fatura pratikte Amerika'dan da istenmektedir. İsrail için konu, Arap medyasının gündeme getirdiği gibi, ilişkileri eski haline nasıl döndüreceği meselesi değildir. Çünkü bu mesele artık gerçekçi değildir. İsrail ile ilişkiler büyük bir düşüşün içine yuvarlanmıştır ve yeniden yükselmesi veya hatta belirli bir noktada durması mümkün değildir. Amerika'nın ve İsrail'in bütün istediği, İsrail'in bölgeden kovulması operasyonunun sadece geçici olarak durdurulmasıdır. Dolayısıyla açıkça ve gizlice gerçekleştirilen görüşmelerin ana başlığı, Amerikan ve İsrail politikaları için güçlü ve etkilidir.
İsrail'den istenen Kuzey Irak'taki istihbarat faaliyetlerini durdurması ve bölgeyi tamamen terketmesidir. Çünkü varlığı, PKK'nın faaliyetlerinin güçlenmesine bağlıdır. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak alternatif tablo özetle şu şekilde olacaktır: PKK aniden Türkiye içerisindeki eylemlerini durduracaktır. PKK'nın yeni bir politika ilan etmesine ve ateşkes için yeni bir proje sunmasına şaşmamalıyız.
İsrail'den istenen, Kuzey Irak'taki varlığına binaen PKK hakkındaki bilgilerle ve istihbaratla ilgili kayıtları açıklamasıdır. İsrail Genelkurmayı eski başkanı anılarında Kuzey Irak'ta bulunduğundan ve Kürt unsurları eğittiğinden bahsetmiştir. Dolayısıyla İsrail bugün kendisini dünkü müttefiklerinin karşısında ve onlarla mücadele eder halde bulmaktadır. Çünkü Kürtlerin ekonomik çıkarları, borç olarak verilen milyonlarca dolarda veya her yönden kendisine düşman olacak devletlerle çevrili bir Kürt devleti rüyasında değildir. Bilakis Kürtlerin çıkarları, Kerkük boru hattından Türkiye ve Akdeniz yönünde petrol akışının devam etmesindedir. Irak Kürdistanı petrolünün naklinde yapılacak herhangi bir değişikliğin iç siyasette bedeli olacaktır. Bu da şu anda Kürtlerin yaşadığı bağımsızlık halinin sona ermesi demektir. Kürdistan bölgesi hariç Irak sahasının tamamı sıcak bölge halindedir. Politikacılar işlerin nasıl ve nereye gideceğini bilmiyorlar. Amerika ve İsrail tarafından kendilerinden istenen, oradaki Kürt evinin anahtarını elinde bulunduran Türkiye tarafından reddediliyor.
İsrail'den istenen Filistin'le ilgili taleplere boyun eğmesi ve Gazze dosyasını kapatmasıdır. Bunun karşılığında İsrail, Türklerin bugün Filistin'i terkeden son devlet Türkiye olduğu için Filistin dosyasına doğrudan müdahalelerinin kanuni hakları olduğunu ilan etmeye çok yakın durduklarının farkındadır. Türkiye'nin Kıbrıs Türk Kesimi'nde olduğu gibi Filistin'de de kanuni olarak sorumluluğu vardır. Çünkü Filistin'in kanuni durumu Kıbrıs Türk Kesimi'nin kanuni durumunun bir benzeridir.
Dolayısıyla İsrail birçok güç noktasını elinden alacak ve acı tavizlere mecbur bırakacak müzakerelere girdiğinin farkındadır. En önemlisi, kendi görüşünü başkalarına zorla dayatma gücünü kaybetmesidir. Mevcut hükümet işte bu durumdan kaçarak zaman kazanmak istemektedir. Belki de işler öyle bir noktaya gelecek ki, İsrail yönetimi bir takım kararlar almaktan kaçmak amacıyla İsrail'de bir hükümet krizi yaratacak. Seçimleri ve yeni kurulacak hükümeti bekleyecekler. Çünkü İsrail bu kez hayatının açmazı karşısında, Türkiye karşısında, tüm politikacıların ve partilerin desteğine ihtiyaç duymaktadır.
Türkiye'nin bugün yaptığı, Amerika'ya ve bölgeye kendisini baş aktör olarak zorla dayatmasıdır. Sorunun özü budur. İsrail, Amerika'nın gözünde bölgenin lideriydi ve hâlâ da öyle görmektedir. Türkiye'nin yaptığı ise, Amerika'ya bölgenin baş aktörü olarak kendisini göstermesidir. Dolayısıyla Türkler İsrail'i siyasi yönden zayıflatmak için ellerine geçen fırsatı kaçırmayacak ve bu türden her fırsatı değerlendireceklerdir. Kazançlı olmayan herhangi bir çözüm, İsrail'in rolünün yeniden dengeyi kurması anlamına gelecektir. Bu nedenle Türkiye'nin şartları İsrailli aklının kavrayamayacağı şekilde artarak devam edecektir. Çünkü Türk siyasetinde bir yükseliş ve İsrail'in düşüşü için güçlü bir istek görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye'nin halihazırdaki çıkarı, İsrail ile bir çözüm bulunmasında değil, krizin devam etmesindedir.
Son olarak önemli bir noktaya işaret etmek istiyorum. Türk yazar arkadaşım İsmail Yaşa, bugün bana gelişmeler hakkındaki görüşümü sordu. Ona şöyle dedim: "Biri seni uykundan uyandırır da Türkiye'de askeri darbe olduğunu söylerse, yatağına geri dön ve uykuna devam et. Endişelenme. Çünkü Türkiye'de koltuğa oturacak her kişi, koltuğa oturduğunda Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti'nin sihrinin etkisinde kalacaktır ve onun bir başka yüzü olacaktır."
İsrail'in artık Türkiye'de eskiden olduğu gibi yeri yok. O bir süreçti, geçip gitti ve mazide kaldı. Araplardan istenen, körü körüne şüphecilikten uzak durup Türkiye'yi içeriden anlamaktır.
El-Kuds El-Arabi
HaBertaraf
TERCÜME: SAMET DOĞAN
|
Ankara
-5 / 0
|
Antalya
4 / 11
|
Bursa
-5 / 2
|
İstanbul
1 / 2
|
İzmir
-2 / 4
|


























