

Kankan'da alınan unutulmaz ders
NEBEONLINE, Şehit Hüccetülislam Murtezâ Radmehr'in ibret dolu hayat hikayesini, şehidin bizzat kendisi tarafından kaleme alınan ve Afganistan'da uçak kazasında hayatını kaybeden İHH çalışanlarından Faruk Aktaş tarafından Türkçe'ye çevrilen "Nura Yolculuk"u bölümler halinde yayınlıyor.
Önceki bölüm: Sünnilere karşı kazanılan sahte zafer
Buşehr vilayetindeki Kankan bölgesine yolculuk
Çoğu kez minberlerde, ümmetin birliği, kardeşlik adına heyecanlı hutbeler veren âlimler duyardım, ancak söylemle eylem arasındaki çelişkiyi görünce şaşırıp kalıyordum.
Şia tarihinde çok önemli bir olay olarak kabul edilen, Şia inancına göre şehit edilen, Rasûlullah (sav)’in kızı Fatma Zehra (r.anha)’nın şehadeti adına etkinliklerin düzenlendiği bir dönemdi.
Yas ve hüznün sembolü olarak camilerin kapılarına ve duvarlarına siyah örtüler asılmış ve her tarafa konuyla ilgili yazılar yazılmıştı. Yazılar, ya Fatma (r.anha)’ya zulmeden ve onu şehit edenleri lanetleyen ifadeler ya da bu acı için duyulan üzüntüyü ifade eden ibarelerdi.
Aynı yıl, Kum’daki ilim havzası Fatma (r.anha)’nın şehadeti anısına, Ehli Sünnet'in yoğunlukta olduğu farklı bölgelerde programlar düzenledi. Programlarda genelde, dualar okunuyor, ağıtlar yakılıyor ve çeşitli konuşmalar yapılıyordu. Etkinliğin düzenlendiği yerlerden biri de Kankan bölgesiydi. Bu programın düzenlenmesi için ben, Hücetü’l İslam ve Müslimin Hüseyin Fatimî görevlendirildik.
Her gece bir oturum düzenliyor, oturumlarda tarihte kin kusan kötü insanlardan, zulümden, Rasûlullah (sav)’in kızını şehit ederek, tarihe kara bir leke olarak geçen insanlardan bahsediyorduk. Bizim hedefimiz, bu büyük suçu işleyen zalimlerin gerçek yüzünü ortaya koymaktı. Bu programı düzenlediğimiz yer, Sünni bölgesi olduğu için konuşmalarımız bölgede gergin bir havanın oluşmasına sebep oldu.
Bir gece konuşmalar, ağlama oturumu ve ağıtlarla dolu programımızı yaptıktan sonra bir arkadaşın evine gittik. Arkadaşımız o bölgede oturuyordu ve bize yardımcı oluyordu. Biz eve gittikten sonra, halinden üzgün olduğu anlaşılan bir adam geldi ve Seyyid Fatimî’nin önünde oturduktan sonra; “Eğer müsaade ederseniz birkaç soru sormak istiyorum” dedi. Seyyid Fatimî; “Buyur” dedi. Adam kendisine hâkim olmaya çalışarak şöyle dedi: “Siz evlisiniz, değil mi?”. Seyyid Fatimî biraz garipseyerek; “Evet” dedi. Adam; “Büyük ihtimalle eşiniz çok güzeldir” dedi.
Adamın soru sorma şekli Seyyid Fatimî’yi çok sinirlendirdi ve Seyyid Fatimî kendisine hâkim olamayarak adamın yüzüne sert bir tokat vurdu. Böylece sohbet ortamı bir anda kavga meydanına dönüştü. Ev sahibiyle araya girerek ortamı zar zor sakinleştirebildik.
Sünni olduğunu öğrendiğimiz adam bir ara Seyyid Fatimî’nin yüzüne bağırarak şöyle dedi: “Sen hâlâ çocuk denecek yaşta bir ilim öğrencisisin, buna rağmen eşinle ilgili ufak bir söze dayanamayarak bu kadar kızıyorsun. Be ahmak adam… Rasûlullah (sav)’in damadı, Hayber’in fatihi, Rasûlullah (sav)’in kahraman olarak adlandırdığı bir insana nasıl bu kadar rahat iftira edebiliyorsun?! Eşi düşmanı tarafından haksızlığa uğrayan ve öldürülen böyle bir insan, her şeye nasıl seyirci kalabilir, nasıl susabilir?!... Rasûlullah (sav)’in sahabesine iftira ederken, onlar adına yalan konuşurken hiç mi utanmıyorsunuz?! Senin söylediğin tüm sözler, Ali (r.a)’a yapılmış hakaretler, iftiralar ve ona ihanetten başka bir şey değil”.
Adam daha sonra hepimize döndü ve bağırarak şöyle dedi: “Sizin gibi kötü adamlara burada yer yok, çabuk şehrimizden çıkıp gidin”. Daha sonra ev sahibine dedi ki: “Allah, şiddetli azabını üzerimize yağdırıp hepimizi cezalandırmadan önce bu kötü adamları şehirden çıkar”.
Bu olay, benim üzerimde derin bir iz bıraktı. Bu benim için çok acı bir olaydı ve onu bir daha unutabileceğimi zannetmiyorum. Kum’a döndük ve yaptığımız çalışmalarla birlikte, yaşadığımız bu olayı detaylı bir şekilde havzanın yönetimine bildirdik. Buna rağmen sorumluların cevabı sadece şu oldu: “Sorun değil, bu konuyu fazla kafanıza takmayın. Ehli Sünnet tarih boyunca Ehli Beyti sevmemiş ve onlardan nefret etmiştir. Bundan dolayı kendinizi fazla yormayın, bu olanları unutmaya çalışın”.
Herkes bir şekilde bizi olayın etkisinden kurtarmaya, değişik yorumlarla Ehli Sünnet'in Rasûlullah (sav)’in ailesine karşı düşmanlığını ortaya koymaya çalışıyordu. Ancak hiçbir yorum beni rahatlatmıyor ve yaşadığım bu olayın etkisinden kurtulamıyordum. Artık Şia’yla ilgili sahip olduğum tüm fikirlerden, inançlardan şüphe eder hale gelmiştim.
Devam edecek...
Önceki bölümler:
Sünnilere karşı kazanılan sahte zafer
Haksızlığa karşı öğrencileri destekledi
Başka bir dünyanın varlığını keşfetti
Tahran'ın lüks semtinde başlayan hikaye
Gelecek bölüm: Sevgi diyarı Beluçistan’a yolculuk
NEBEONLINE - ÖZEL
|
Ankara
11 / 24
|
Antalya
15 / 24
|
Bursa
13 / 22
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
13 / 22
|


























