

Kaplan yine İrancıları kızdıracak
Yeni Şafak gazatesi yazarı Yusuf Kaplan son üç yazısında İran'ı ve bölgede oynadığı rolü masaya yatırdı. Kaplan'ın yazıları İran'ı ve İrancıları çok kızdırdı.
İşte Kaplan'ın yine İrancıları deliye döndürecek son yazısı...
İran sorunu
İran'ın Ankara Büyükelçiliği de tıpkı "komünist partisi gibi", tıpkı İsrail büyükelçiliği, tıpkı Amerikan büyükelçiliği gibi çalışıyor anlaşılan: Anında cevap yetiştiriyor ve kendi bildiklerini, ezberlerini, sloganlarını bozuk plak gibi tekrarlamaktan geri durmuyor.
İran'ın Ankara Büyükelçiliği, son iki yazıda İran'ın Suriye'de ve bölgede uyguladığı politikalara ilişkin yönelttiğim eleştirilerin hiç birine cevap verme zahmetine katlanmadan, yazdıklarımın "asılsız ve düzmece" olduğunu söyleyerek tam komünist partisi gibi, tam İsrail büyükelçiliği gibi, tam Amerikan büyükelçiliği gibi kibirli, ezberci, slogancı, bildiğim bildik, çaldığım düdük'çü gibi hareket ettiğini gösteriyor.
İran Büyükelçili'ğinin bu tavrı ve bu tavırla söyledikleri benim İran yazılarında söylediklerimi doğruluyor. İran Büyükelçiliğinden gelen yazıda benim İran hakkında yazdığım yazıları "kin ve nefret duyguları"yla yazdığımı söylemiş. "Kin ve nefret duyguları"yla yazan bir adam ertesi gün "lanetlemek yanlıştı" deyip de müslümanca bir duyarlılıkta, çekinmeden özür diler mi?
İran'ın Ankara Büyükelçiliği, üstelik de bunu bakın nasıl bir kibirle ve körlükle telaffuz ediyor: "Anlaşılan makale sahibi, İslâm dininde, o da halkı Müslüman olan bir ülkeye hem de mübarek Ramazan ayı gibi kutsal bir ayda telin etmenin kınanmış ve reddedilmiş olduğunu bilmemektedir."
İran'ın İslâmî kaygıları nasıl da işine geldiği zaman ve işine geldiği şekilde öne çıkardığını gösteren bir çelişki var burada. Benim Suriye'de haftalardır, ne haftaları aylardır, üstelik de Ramazan ayında daha da hunharca ve vahşice boyutlar kazanarak masum insanların, çocukların, sahurlarda, camilerin önünde katledilmelerinden ötürü İran'ın burada oynadığı belirleyici role, Esed rejimine kayıtsız şartsız destek vermesine, bu cinayetlerin önlenmesi konusunda kılını bile kıpırdatmamasına, aksine suç ortağı olmasına ilişkin tek bir kelime etmiyor büyükelçilik yazısı.
Oysa biz / bendeniz, rahmetli Beheçti'yi ve İran'ın kremasını şehit eden Amerikan vahşeti karşısında günlerce az gözyaşı dökmedik. Mezhepçilik filan gözümüzü körleştirmedi yani.
Ama Esed rejimi, Suriye İhvanı'nın liderlik kadrosunu İran'ın desteğiyle temizliyor, İran'ın kılı kıpırdamıyor. Neden acaba? İRAN, KÜRESEL SİSTEME MÜSLÜMAN HAREKETLERİN LİDERLERİNİ KIRDIRARAK MI MEYDAN OKUYOR? "Hizbullah" kılıklı "canavar" olarak adlandırılan aşağılık adamların Suriye'de kan kusturdukları söyleniyor bizzat tanık olan gözlemciler tarafından.
Tekrar soruyorum: İran, küresel sisteme, Afganistan'dan Irak'a, Lübnan'a ve Filistin'e kadar hoşuna gitmeyen İslâmî hareketlerin liderlik kadrosunun katledilmesine -en azından- göz yumarak mı meydan okuyor? Böyle bir İran'ı şiddetle kınarım ben. ("lanetlerim" değil; çünkü akîdevî açından tehlikeli lanetleme).
İran, Suriye'deki Müslüman katliamından, İhvan liderliğinin temizlenmesinden birinci derece sorumludur, suç ortağıdır, İslâm dünyasına hesap vermek zorundadır ve ben İran'ın bu işlenen cinayetlerdeki rolünü hazmedemem, sorarım, sorgularım. Sünnî olduğum için değil, Müslüman olduğum için.
Bakın yarın, yani 50-60 yıl sonra bu bölgeden Amerika, Avrupa çekilecek. İsrail, tehdit ve tehlike unsuru olmaktan çıkacak. Müslümanlara kalacak bu coğrafya. Eğer bu kafayla gidersek, İran'ın veya Türkiye'nin veya Suud'un cinayetlere göz yummasına göz yumarsak işimiz çok zorlaşır. Hele de İslâmî iddialarla yola çıkan ülkelerin kendi varoluş ilkelerini çiğnediklerini hatırlatmayı, uyarmayı (ki Suriye'deki cinayet'te İran'ın rolü İran'ı kınamayı gerektirecek kadar ürpertici ve ciddîdir; İhvan'ın güç belâ oluşan liderlik kadrosu temizleniyor; İran'ı burada kınarım ben ve bunu) Amerika'nın ekmeğine yağ sürmek olarak niteleyenlerin de ruhsuzluğuna, beyinsizliğine şaşarım, acırım sadece.
Görüldüğü gibi önümüzde bir İran sorunu beliriyor besbelli: Başta İran'ın kendisi olmak üzere bütün Müslüman entelijansiyanın bu mesele üzerinde kafa yormaları boyunlarının borcudur, vesselam.
Yeni Şafak
|
Ankara
11 / 24
|
Antalya
15 / 24
|
Bursa
13 / 22
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
13 / 22
|


























