Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
21 Mayıs 2010 Cuma 15:46

Karadavi'nin mesajı

Aslında Karadavi'nin açıklamalarında yeni bir şey yok. Benzeri şeyleri Doha'daki takrib konferansında da söylemişti.

Dr. Yusuf El-Karadavi'nin "El-Mısri El-Yevm" gazetesine yaptığı Şia ve Şii yayılmacılığıyla ilgili açıklamalar ve karşılığında İran'dan gelen sert tepki kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Aslında Karadavi'nin açıklamalarında yeni bir şey yok.

Benzeri şeyleri Doha'daki takrib konferansında da söylemişti, Rafsancani'yle El-Cezire kanalında yaptığı münazarada da…

Asıl gürültüye açıklamalara gelen ve ağır hakaret içeren sert tepkiler yolaçtı.

Karadavi, tepkilere önceki gün yayınladığı bir bildiriyle cevap verdi ve sözlerinin ardında durduğunu ilan etti.

Alim bilinciyle uyardığına işaret ederek, "Değilse emanete ihanet etmiş oluruz ve ümmetin üzerimizdeki hakkını yerine getirmemiş oluruz" dedi.

Karadavi'nin cevabının tümünü Timeturk'te okuyabilirsiniz.

Karadavi-İran/Şia tartışmasına doğal olarak herkes farklı noktalardan yaklaşıyor.
 
Bu konuda karşılaştığım en insaflı ve en aklı başında değerlendirme, gördüğüm kadarıyla Yasir Ez-Zeâtira'ya aitti.

Karadavi'ye saldırma yerine açıklamalarındaki mesaja dikkat etmeyi samimi bir şekilde öğütleyen Filistinli yazarın Ed-Dustûr gazetesinin 16 Eylül Salı günkü sayısında yayınlanan "Karadavi'ye acımasız İran saldırısı" başlıklı makalesini birlikte okuyalım:

"Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Yusuf El-Karadavi, son günlerde Mehr Haber Ajansı'nın uluslararası ilişkiler uzmanı "Hasan Zâde"nin diliyle saldırdığı gibi bir İran saldırısına daha önce hiç uğramamıştı. İran'ın çevresindeki Arap ülkeleriyle yaşadığı çalkantılı ilişkilerle ilgili taşıdığı işaretler nedeniyle olay oldukça önemlidir. Şu bilinmelidir ki, (ajansın) bu açıklamalarıyla ilgili yapılacak herhangi bir izah veya yalanlama, ya da resmi yetkililerin sorumluluktan kurtulma girişimleri verilen mesajın yapısında çok fazla değişikliğe yol açmayacaktır.

İran ajansının yakıcı saldırısı, Sünni toplumlarda Şii yayılmacılığının yükselişi üzerine yapılan, "El-Mısri El-Yevm" gazetesinin Şeyh Karadavi'ye dayandırarak yayınladığı açıklamalardan sonra geldi. Karadavi orada şöyle diyordu: "Tehlikeleri, Sünni toplumları işgal etmeye çalışmalarında gizlidir. Bunun için sahip oldukları milyarlar tutarındaki serveti ve Sünni ülkelerde Şii mezhebinin misyonerliğini yapmak üzere eğitilmiş kadroları kullanıyorlar. Özellikle de, Sünni toplumun Şii işgaline karşı kültürel korunması yokken."

İran'ın cevabı, Karadavi'yi Şiilere karşı cahiliye taassubunu terketmeye çağırmak oldu. Cevapta, Arap gençliğinin devrimci Şia mezhebine yöneliminin, "ancak basiret sahiplerinin idrâk edebileceği Ehl-i Beyt aleyhisselam'ın mucizeleri kapsamında gerçekleştiği" ifade edildi.

Tepki burada da durmadı. Ajans açıklamasında, Karadavi'yi münafıklık ve deccallik kokan ve mezhepçi düşüncelerden kaynaklanan bir dille konuşmakla suçladı. "Sözleri, İsrail Ordusu'nun 2006'da Hizbullah önünde aldığı yenilgiden sonra Şii yayılmacılığından sakındıran Yahudi hahamlara ve Siyonistlere hizmet ediyor" dedi. Ajans, Karadavi'nin Saddam'ın idamıyla ilgili tavrı konusunda da şunları söyledi: "Bu yaşlı Şeyh, zaman zaman mezhepçi söylemlerde bulunuyor ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Ehl-i Beyti'nin Şiasına hakaret ediyor. Öyle ki, idam edilen katil Saddam'ı bile ümmetin şehidi olarak tanımladı."

En başta şunu söylemek gerekir ki, bu sözleri yazan kişi, bazı Selefi çevrelerin çekincelerine rağmen Karadavi'nin, Şia'daki dini otorite gibi olmasa da, Sünni dünyanın en büyük dini otoritesi olduğunu kesin olarak bilmektedir. Bu nedenle, bu hücum, çoğunluğu Şia hakkında daha radikal görüşler benimseyen Ehli Sünnet alimlerine karşı gerginliği pratik olarak tırmandırmaktır. Hatta bazı Selefiler onları dinden çıkarmaktan dahi çekinmemektedir.

Şeyhe dayandırılan açıklamaların ondan ne derece doğru nakledildiğini bilmiyoruz. Fakat geçmişte de buna benzer şeyler işittik. O zaman bu sözün biraz mübalağalı olduğunu söyledik. Sadece Şii misyonerliği ve yayılması noktasında değil, buna güç yetirebilme boyutunda da, yani Sünni toplumların (özellikle de Arapların) içine sızılabilir olmaları noktasında da belli bir mübalağa olduğunu söyledik.

Fakat karşılığında şunu da mutlaka belirtmek gerekir ki, Şeyh'in açıklamalarında İranlılara, Şiiliği yayma çabalarının devam etmesi durumunda Sünni toplumları Şii sızmasına karşı güçlendirme operasyonunun başlayabileceğini işaret eden önemli bir mesaj var. İran'ın cevabında ise, Şeyh'in korkularını doğrulayan bir tür böbürlenme görülmektedir. (Rafsancani, El-Cezire'nin kendisiyle Karadavi arasında tertip ettiği münazarada bu korkuların önemsiz olduğunu söylemişti.)

Arap gençliğinin devrimci Şii mezhebine yöneldiği ve (mefhumu muhalefet mantığına göre) teslimiyetçi Sünni mezhebini terkettiği tabii ki doğru değil. Çünkü Hizbullah'ın kahramanlığı ve parlak zaferlerine karşılık, bilinen şartlar nedeniyle ümit edilen zaferi gerçekleştiremese de, ortada daha az parlak olmayan bir Filistin kahramanlığı var. Ayrıca, oldukça tehlikeli bir işgal projesini başarısız kılan Sünni Irak direnişinin kahramanlığı var. Buna karşılık Şii güçlerin çoğunun işgalle işbirliği yapması var. Yine; Afganistan, Somali ve diğer yerler var. Hiç şüphesiz son yıllarda devrimci hâl Sünni bağlamda daha çok görülmektedir.

Kesin olan şu ki, bu türden bir çatışma, ümmetin diğer kesimine sonunun ne olacağını ancak Allah'ın bilebileceği şer kapılarını açacaktır. Şeyh'in bahsettiği İran'ın veya Şiilerin milyarlarına karşılık, Körfez ülkelerinin, İranlıları ve Şiileri bitkin düşürecek (fikri altyapısı hazır) bir mezhep savaşı çıkarabilecek milyarları var. Bu arada söylemek gerekirse, böyle bir savaş alev almaya hazır beklemekte ve onu ancak İran ile önde gelen Arap ülkelerinin anlaşması önleyebilecek. Düşmanların değirmenine buğday taşımamak için, ümmetin akıl sahibi insanları ve düşünürlerince bu yönde çağrı yapılmalı."

Timeturk – 19 Eylül 2008

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
11 / 24
Antalya
15 / 24
Bursa
13 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22