Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
02 Kasım 2010 Salı 17:21

Komutanım, lütfen gereğini yapın!

Emre itaatsizlik cezalandırılmazsa, kötü örnek olur ve bir daha kimse kimseye itaat etmez.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle Çankaya Köşkü'nde düzenlediği resepsiyona Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanları katılmadı.

Hem de "başkomutan" sıfatını taşıyan Gül tarafından çağrıldıkları halde...

Cumhurbaşkanı'nın davetine katılmama gibi bir hakları olmadığı halde...

Dolayısıyla bunun adı açıkça "emre itaatsizlik"tir.

Bize askerde verilen emri ancak ikinci bir emrin bozacağını öğrettiler.

Başkomutan'ın çağrısı bir emirdir.

Ve bu emir yerine getirilmemiştir.

Bir orduyu güçlü yapan unsurlardan biri de disiplindir.

Disiplinini kaybeden ordu, ordu olmaktan çıkar.

Çapulcular sürüsüne döner.

Bir asker komutanının emrini yerine getirmemişse, askerlikte bunun mutlaka bir cezası vardır.

Emre itaatsizlik cezalandırılmazsa, kötü örnek olur ve bir daha kimse kimseye itaat etmez.

Bu nedenle, Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum:

Lütfen gereğini yapın!

Sözkonusu itaatsizlik ve saygısızlık sadece sizin şahsınızı ilgilendiriyor olsa bütün bunları yazma ihtiyacı duymayacaktım.

Fakat siz "başkomutan" olarak ordumuzun disiplininden sorumlusunuz.

Emre itaatsizliğe göz yumamazsınız!

Bulunduğunuz makam şikayet etme makamı değildir.

Bu ülkenin bir vatandaşı olarak "aciz cumhurbaşkanı" ve "emrine itaat edilmeyen başkomutan" gibi görünmenizi kabullenemem.

Eminim, benim gibi düşünen milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var.

Sizin o makamın hakkını vereceğinizi, yetkilerinizi gereği gibi kullanacağınızı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin astların üstleri takmadığı laçka bir ordu görüntüsüne bürünmesine izin vermeyeceğinizi ümit ediyoruz.

Bu çağrıya kulak verin!

Ülkenin ordusunun imajını korumak sizin göreviniz...

Türk Ordusu'na daha çok zarar verilmesine müsaade etmeyin.

Gereğini yapın ki, bu tür emre itaatsizlikler tekrarlanmasın.

***

Numan Kurtulmuş ve arkadaşları nihayet partilerini kurdular.

Hayırlı olsun!

Hemen belirteyim; yeni partinin bende bıraktığı izlenim –birçok kişinin de işaret ettiği gibi- AK Parti'nin bir tür kopyası...

İsmi ve logosu bu intibayı fazlasıyla veriyor.

HAS Parti, Saadet Partisi ile AK Parti arasında bir yerde fakat daha çok AK Parti'ye yakın ve o yöne meyilli...

Birçok kişi partinin ismini merak ederken ben daha çok logosunu merak ediyordum.

Logosunda acaba hilal olacak mıydı?

Dün gördük ki, Kurtulmuş ve arkadaşları hilalsiz bir logoyu tercih etmişler.

Bu tercihin elbette bir anlamı var.

Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi...

Hepsinin logosunda ana tema kırmızı zemin ve hilal...

HAS Parti'nin kırmızıdan ve hilalden uzak durarak mavi zemini ve güneşi tercihi, o çizgiden ayrıldıklarını ifade etme isteğinin dışa vurumundan başka bir şey değil...

Hâlâ "Milli Görüş'ten ayrılmadık" deseler de, gömlek çoktan çıkmış bile...

Üstelik parçalanarak...

Bugünden sonra Türk siyaseti Saadet Partisi ile Halkın Sesi Parti arasında ilginç bir yarışa sahne olacak.

Önümüzdeki seçimlerde belki de en çok Erbakan'ın partisiyle Kurtulmuş'un partisinin aldığı oy oranları merak edilecek.

Oldukça çetin geçeceğini tahmin ettiğim bu yarışı bakalım kim kazanacak?..

HaBertaraf - 02 Kasım 2010

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
11 / 24
Antalya
15 / 24
Bursa
13 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22