Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
23 Mayıs 2010 Pazar 18:37

Milli Görüş o kartlardan biri mi olacak?

Erbakan’ın İran gezisi ve İran Hizbullahı ile işbirliği kararını çarşaf çarşaf yayınlayacak ve ortalığı ayağa kaldıracak Ergenekon medyasında çıt yok...

Erbakan’ın İran’ı İran Hizbullahı Partisi lideri Ayetullah Harrazi’nin konuğu olarak ziyaret ettiği bizzat Erbakan’ın kendi itirafıyla artık kesinlik kazandı.

Hatta Erbakan İran dönüşü yaptığı basın toplantısında daha da ötesini söyledi.

İran Hizbullahı ve Saadet Partisi’nin yeni bir dünya düzeninin kurulması için işbirliği yapacağını açıkladı.

Bu işbirliğinin ayrıntılarını; “yeni dünya düzeni” için iki partinin atacağı kültürel, siyasi, ekonomik, ve “askeri” adımları şimdilik bilmiyoruz.

Dünya düzeni öyle kağıt üzerinde kurdum demekle olmuyor!

Ancak şunu söyleyebiliriz: Böyle bir işbirliğinin pratiğe dökülmesi Milli Görüş- Humeyniciler işbirliğinin kurumsallaşması demektir.

Erbakan Hoca’yı ve Saadet’i biliyoruz.

Stratejik ortağı partiye ve liderine bir kez daha bakalım.

İran Hizbullahı, İran’da iktidar partisi değil, bilakis Erbakan Hoca’nın kendi ifadesiyle “İran Parlamentosu’ndaki iktidar çoğunluğuna destek veren” bir parti...

İran “derin devleti”yle yakın ilişkide olan ve gücünü de ordan alan marjinal bir oluşum...

Bizdeki “İşçi Partisi” gibi...

Lideri Ayetullah Harrazi ise “Şii olmazsa Filistin’in İsrail’den ne farkı var?” diyecek kadar mezhepçi bir anlayışa sahip...

Saadet Partisi’nden birbiri ardına yapılan açıklamalarda Hoca’nın gezisinin kişisel olduğu ve partiyi bağlamadığı söylendi.

Anlaşılan gezi Saadet içinde de rahatsızlığa yol açmış...

Numan Kurtulmuş, partiyi bağlayan kararların parti organlarında alınacağını söylüyor ama Hoca’nın basın toplantısında söyledikleri de orada kapı gibi duruyor.

“Yeni bir barış ve saadet dünyasının kurulması için ilk adımları atmak üzere adı geçen yürütücü görevini Türkiye'de Saadet Partisi'nin yapmasının, İran'da ise İran Parlamentosu'nun çoğunluğuna destek veren ve Ayetullah Harrazi'nin Genel Başkanlığı'nı yaptığı partinin yürütmesinin yapılan müzakereler esnasında uygun olacağı görülmüştür.”

Görüldüğü gibi Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Milli Görüş’ün efsane lideri kararını vermiş, son sözünü söylemiş...

Saadet Partisi içindeki bu çekişmeyi bir yana bırakalım ve asıl önemli konuya dönelim.

Türkiye son yıllarda yürüttüğü aktif diplomasi sayesinde bölgesinde nüfuzunu artırdı.

Ermenistan açılımı gibi adımlarla bölgenin bir numarası olmaya doğru ilerliyor.

Tabii bu da birilerini rahatsız ediyor.

Burada bir parantez açalım ve İbrahim Karagül’ün Yeni Şafak’ta konuyla ilgili ne yazdığına bir bakalım.

“Biraz sakin olun bakalım!” başlıklı yazısında şöyle diyor Karagül:

“Ermenistan Karabağ dışındaki Azeri topraklarını niye işgal etti? Sadece pazarlık kartı olsun diye mi? Hayır, Rusya'nın yönlendirmesiyle işgal etti. Ermeni birlikleri İran sınırına yaklaştığında İran ordusu hemen sınırın Azeri tarafına geçip tampon bölge oluşturdu. İşte burada Rus-İran stratejisi uygulandı. Altınordu devletinin yıkılmasından bu yana aynı strateji hep canlı tutuldu. Rusya ve İran'da yönetimler ne kadar değişirse değişsin bu strateji hiç değişmedi. Doğu-Batı Türk dünyasını, Sünni dünyayı ikiye bölme stratejisidir bu. Geçmişte olduğu gibi bugün de başarılı oldu. Hazar, bugünkü Azerbaycan işte bu oyunun yüzyıllardır sahnelendiği yerdir.”

Devamında da şöyle diyor:

“Şu an için "Ermenistan Batı eksenine kayarsa" ihtimalinden hareketle Azerbaycan üzerinde bir deneme yapılıyor. Rusya kartını oynuyor. Hatta İran kartını oynuyor. Türkiye'de iktidar hesabı yapan çevrelerle bağlantılı olanlar da kendi gündemlerini uyguluyor.”

Evet....

Türkiye’nin bölgedeki rakibi İran kartını oynuyor.

Zaten İran bölgedeki etkinliğinin büyük bölümünü sahip olduğu o kartlara borçlu...

O kartlar sayesinde pazarlık gücünü artırıyor.

Duruma göre gerginliği yükseltiyor, duruma göre gerginliği düşürüyor.

Pazarlıkta istediğini alamazsa, o kartları kullanarak gerekirse yakıp yıkıyor.

Irak’ta El-Hekim ve Sadr grupları, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de isyancı El-Hûsiler, Körfez ülkelerinde örgütlenen Şiiler ve uyuyan hücreler...

Bütün bunlar bölgenin bilinen gerçekleri...

Bütün bu gerçekler ve Erbakan’ın basın toplantısında İran Hizbullahı ile birlikte gerçekleştireceklerini açıkladığı stratejik işbirliğine bakarak şu can alıcı soruyu sormamız gerekiyor:

“Milli Görüş, İran’ın o kartlarından biri haline mi gelecek?”

Bu arada insanın aklına başka sorular da gelmiyor değil...

Normal şartlarda Erbakan’ın İran gezisi ve İran Hizbullahı ile işbirliği kararını çarşaf çarşaf yayınlayacak ve ortalığı ayağa kaldıracak Ergenekon medyasında çıt yok...

Neden acaba?..

Sütun Haber - 1 Mayıs 2009

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
11 / 24
Antalya
15 / 22
Bursa
13 / 21
İstanbul
15 / 22
İzmir
13 / 22