

MOSSAD niçin vurdu?
Adem Özköse'nin röportajı...
Londra’da yayın yapan Kudüs El Arabiya gazetesi’nin yazarlarından Eymen Halid, Ortadoğu ve konvoyla ilgili merak edilen soruları cevapladı.
Ortadoğu’daki İslami hareketler nerede hata yaptı? Gemilerle Filistin’e doğru yola çıkacak olan yardım konvoyu Gazze’ye girebilecek mi?
İsrail yakın zamanda Suriye’ye saldıracak mı?
Mossad niçin Mahmud el Mabhuh’u hedef aldı? Yemen’de haklı taraf kim? Ortadoğu’yu nasıl günler bekliyor? İşte bu soruları Londra’da yayın yapan Kudüs El Arabiya gazetesi’nin yazarlarından Eymen Halid’le konuştuk. Türkiye üzerine çeşitli Arap gazetelerinde yazılar yazan Eymen Halid’in yazıları ayrıca Radikal ve Zaman tarafından da dönem dönem Türkçeye tercüme edilip yayınlanıyor.
Siz Türkiye’ye çok önem bir gazetecisiniz. Hatta bir makalenizde Filistinli grupların Mısır’ın ev sahipliğinde yaptıkları görüşmelere gönderme yaparak, “Gazze’nin kapısı Kahire’de değil; İstanbul’dadır.” şeklinde bir ifadeniz olmuştu. Yazılarınızda Türkiye’nin Filistin konusunda daha fazla insiyatif almasını ısrarla savunuyorsunuz. Bu ısrarınızın sebebi nedir?
Filistin acı çekmeye Osmanlı orduları Kudüs’ü terk ettikten sonra başladı. Bütün Filistinliler bunu biliyor ve Filistinliler için Türkler sıradan bir millet değil; bizzat bu toprakların sahibidir. Gazze’ye düzenlenen son Filistin konvoyunda yüzün üzerinde Türk vardı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa bu kadar Türk hep birlikte Filistin topraklarına girdi. Bence bu tarihi bir andı ve Gazze’ye götürülen yardımlardan çok daha önemliydi. Bir Filistinli olarak Filistin’i Türklerden ayrı düşünemiyorum. Türkler Filistin topraklarına girdiklerinde yıllardır evine uğramayan bir kardeşin yıllar sonra evine dönmesinin mutluluğunu yaşıyoruz. Bütün Filistinlilere dünyada en çok sevdikleri milletin kim olduğunu sorun. Cevapları “Türkler” olacaktır. Türkiye artık dönüşü olmayan bir yola girdi. Başta Filistin sorunu olmak üzere Ümmetin sorunlarını çözme noktasında Türkiye bundan sonra daha fazla insiyatif almalıdır ve alacaktır da. Türkiye Ümmetin sorunlarına sahip çıktıkça hem Ümmet güçlenecek hem de Türkiye büyüyecektir. Gazze’ye yönelik ambargoyu kıracak olanlar da Türklerdir ve Gazze’nin kapılarını da Türkiye halkı ve hükümeti açacaktır. Sadece ben böyle düşünmüyorum. Birçok insan benim gibi düşünüyor. Arapların her şeyden önce özgürlük sorunu var. Kendi ülkelerinde özgür olmayan insanlar Filistin’in sorunlarını nasıl çözsünler. Türkler özgür insanlar ve kendilerine güveniyorlar. Ayrıca Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tecrübesini de çok önemsiyorum. İslami hareketler bu tecrübeden ders çıkarmalılar. Ortadoğu’daki İslami hareketler “İhvan da içinde olmak üzere” halka inme, halk hareketi olma konusunda başarısız oldu. Fakat Adalet ve Kalkınma Partisi halk hareketi olmayı başardı. Bugün Arap halkları kendi liderlerinden daha çok Erdoğan’ı seviyor. Arap liderler bu sevginin nedenlerini anlamaya çalışmalılar. Ortadoğu’ya Adalet ve Kalkınma Partisi gibi İslami hareketler, Recep Tayip Erdoğan gibi de liderler lazım.
Ümmetin En Büyük Sorunu Özgürlük
Fakat Ak Parti bir İslami hareket değil. Bizzat partinin yöneticileri İslami hareket olmadıklarını defalarca kez ifade ettiler.
İslam dünyasının en önemli sorunu bence özgürlük. İslami hareketler Ümmetin fertlerini özgürleştirdikleri sürece başarılı sayılabilirler. Fakat bırakın Ümmetin fertlerini özgürleştirmeyi, kendi içlerinde bile özgür değiller ve bir eleştiri mekanizması oluşturamıyorlar. Kimse düşünce özgürlüğüne önem vermiyor ve Ümmetin cemaatleri de tıpkı rejimleri gibi diktatörlükle yönetiliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi ile Arap İslami hareketler arasında farklar var.
Gemiler Gazze’ye Girer
Nisan veya mayıs ayı içinde Türkiye’de buluşacak olan Filistin gönüllüleri bu sefer de ambargoyu gemiler vasıtasıyla denizden delmeye çalışacaklar. Fakat İsrail’in içinde Türklerin de olacağı bu gemi filosuna izin vermeyeceği yönünde spekülâsyonlar yapılıyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Gemiler Gazze’ye girebilecek mi?
İsrail’in hukuki olarak bu gemilere müdahale etme hakkı yok. Eğer İsrail tarafından bir müdahale olursa bu hukuk dışı bir müdahale olur. Öncelikle bunu bilmeliyiz. Ayrıca bu kafile Gazze’ye girmek için İsrail’den niçin izin alsın? İsrail bu kafileye izin verecek bir makamda değil ki… Ben bu yardım konvoyunun da tıpkı bir önceki yardım konvoyu gibi Gazze’ye gireceğine inanıyorum. Türk hükümeti konvoyu desteklerse konvoyun Gazze’ye girişi çok daha kolay olur. İsrail’in bölgede tek çekindiği ülke Türkiye. Çünkü Türkiye harekete geçtiğinde bütün Ümmet Türkiye ile birlikte harekete geçecektir. Türkiye İslam dünyasına dönmeye karar verdiğinde İslam dünyası da tıpkı tarihte olduğu gibi Türkiye’ye dönecektir.
Sohnetimize Ortadoğu’da son haftalarda gündem olan konularla ilgili görüşlerinizi öğrenerek devam etmek istiyorum. İsrail, Suriye’ye saldıracağı yönünde tehditlerde bulunuyor. Bölgeyi iyi bilen bir gazeteci olarak böyle bir saldırı bekliyor musunuz?
Hayır, İsrail Suriye’ye yakın zamanda saldırmayacak. Böyle bir konjonktürde Amerika, İsrail’in Suriye’ye saldırmasına izin vermez. Ben bir sene içinde ani bir gelişme olmazsa bölgede büyük çapta bir savaş beklemiyorum. İsrail eskisi gibi rahat değil. Kendine olan güvenini ve Araplara yönelik psikolojik üstünlüğünü kaybetti. Bunu en çok İsrail vatandaşları biliyor ve ordularına eskisi gibi güvenmiyorlar.
İsrail Psikolojik Üstünlüğü Kaybetti
O zaman İsrail son haftalarda birdenbire Suriye’yi niçin üst üste tehdit etti?
İsrail bu tehditlerle aslında İsrail halkına mesaj veriyor ve Yahudilerin morallerini yükseltmeye çalışıyor.
1967’deki Altı Gün Savaşı ve daha sonraki savaşlarda Araplar İsrail’e karşı hep yenildiler. İsrail ordusu 1982’de bir hafta içinde Beyrut önlerine kadar geldi ve hiçbir güç İsrail ordusunun ilerleyişini durduramadı. Fakat 2006’daki Lübnan savaşıyla birlikte bölgede yeni bir süreç başladı. “İsrail ordusu yenilmez” efsanesi Lübnan ve Filistin’deki direniş örgütlerinin elde ettiği başarılarla çöktü. Savaşlarda psikolojik üstünlük çok önemlidir. Psikolojik üstünlüğe sahip olan taraf, savaşın yarısını kazanmış demektir. İsrail psikolojik üstünlüğü artık Araplara kaptırdı. İsrail halkı da yoğun bir güven bunalımı yaşıyor. İsrailli yöneticiler bu tip tehditlerle Yahudilere güven vermeye, “ormanın aslanı hala benim” mesajını vermeye çalışıyor.
Gündemde olan konulardan biri de Hamas komutanı Mahmud el Mabhuh’a yönelik suikast ve suikastı gerçekleştiren Mossad hücresi ile ilgili ortaya çıkan bilgiler. Mossad bir çok Hamas komutanı dururken özellikle niçin Mabhuh’u hedef aldı? Öncelikle bu sorunun cevabını öğrenmek istiyorum.
Mahmud el Mabhuh HAMAS’ın silahlı kanadının kurucularındandı ve bir savaşçıydı. Gilat’ın kaçırılmasında ve İsrail içinde yapılan bazı operasyonlarda önemli görevler almıştı. İsrail daha önce kendisine karşı savaşan herkesi öldüreceğini zaten ilan etmişti. Mabhuh da bir direnişçi olduğu için İsrail’in ölüm listesindeydi. Fakat bu suikast sonrası yaşananlar Araplar arasında yıllardır bir efsane gibi dolaşan Mossad efsanesini çökertti.
HAMAS’ın ileri gelen yöneticilerinden Mahmud Zahar, Mabhuh suikastından sonra İsrail’e karşı verilen mücadelenin Filistin dışına çıkacağı yönünde bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu açıklamaya rağmen ben HAMAS’ın Filistin dışında bir operasyon yapacağını düşünmüyorum. HAMAS Mabhuh’a yönelik suikastın altında kalmamak için bütün imkânlarını seferber edecek gibi gözüküyor. Fakat ben yakın zamanda Mabhuh’un intikamına yönelik HAMAS’tan bir saldırı beklemiyorum. HAMAS bu intikam saldırısını zamana yayacak ve şartların olgunlaşmasını bekleyecek. Mabhuh’un intikamını Filistin’in içinde gerçekleştirecekleri büyük bir saldırıyla alabilirler.
Önce Husilerle Yemen hükümeti arasında Suudi Arabistan’ın da müdahil olduğu bir savaş yaşandı. Geçtiğimiz günlerde de taraflar çatışmaya son vererek anlaşma sağladılar. Bu savaşı ve sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arap dünyasında yaşanan sorunlara silahlar çözüm olmuyor. Silah kullanıldığında tıpkı Yemen’de olduğu gibi çatışmalardan sivil insanlar zarar görüyor. Hizbullah eğer silahlarını İsrail yerine Lübnan hükümetine çevirseydi Ümmet arasında bu kadar meşru olamazdı. Hamas da silahlarını İsrail’e çevirince Ümmet’in sempatisini ve desteğini kazanıyor. Fakat Filistinli gruplar kendi içlerinde çatıştıklarında Ümmet Filistinli gruplardan uzaklaşıyor. Husiler Yemen’de kimi öldürdü? İsrail askerlerini veya Amerikan askerlerini mi? Hayır, Yemenlileri –kardeşlerini- öldürdüler. Araplar olarak yaşananlardan ders çıkarmalıyız. Husiler hata yaptıklarını kabul ederek silahlarını fakir Yemenli askerlere değil; İsrail’e, Amerika’ya çevirmeliler.
Dünya Bülteni
|
Ankara
-5 / 3
|
Antalya
5 / 11
|
Bursa
-2 / 4
|
İstanbul
1 / 4
|
İzmir
3 / 9
|


























