Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
22 Mayıs 2010 Cumartesi 11:20

Niye saldırıyorsunuz ki?

İstiyorlar ki, sahabenin en önde gelenlerine sövülsün ve lanet edilsin, biz de buna ses çıkarmayarak "Olabilir, o da İslam'ın bir başka versiyonudur" diyelim.

Biliyorum, bazıları İran üzerine yazdığım yazılar nedeniyle bana karşı büyük öfke duyuyor.

Kimseye kendimi zorla sevdirmek gibi bir niyetim yok…

Ama yapılan haksız saldırılar karşısında "insaf yahu" demek benim de hakkım…

Ben, Ortadoğu ve İslam Dünyası üzerine yazıyorum.

Doğal olarak ilgi alanım içine İran ve izlediği siyaset de giriyor.

Şiilik ile yazdığım yazılara gelince, açıkça söyleyeyim, tarafım.

Kendilerini Sünniliğin ve Şiiliğin üzerinde görenler varsa; daha net bir ifadeyle "her ikisi de İslam'ın bir versiyonu ve her ikisi de haklı" diyenler ve örneğin Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in aynı anda hem hulefa-i raşidinden olmasının ve hem de Hz. Ali'nin hakkını gasbetmiş lanetlenmesi gereken kişiler olmasının İslam'a göre –ve hatta akla ve mantığa göre- mümkün olabileceğini öne sürenler varsa onlara da bir şey diyemem.

Bana göre Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'e lanet okuyanlar, Allah dostlarının en büyüklerinden iki insana düşmanlık beslemektedirler.

Yine Kur'an, hadis, sahabeye bakış, imamet vb. konularda sahip olduğum ve savunduğum bir inancım var.

Kendi çapımda -Allah'a hamdolsun- bilgim de var.

Kimse benden bu konularda tarafsızlık beklemesin; gündeme geldiğinde doğru bildiğimi çekinmeden söylerim.

Fakat bu olması gereken çerçevede kalır.

Siyasi analizlerde ise kesinlikle Sünnilik veya Şiilik perspektifinden bakmam.

Şayet Şiilik veya Sünnilik siyasi amaçlar için kullanılıyorsa onu da yine kendi çerçevesinde değerlendiririm.

Bunun ötesine geçer de farklı çerçevelerde değerlendirilmesi gereken şeyleri birbirine karıştırırsak –Allah korusun- haksızlık etmiş oluruz.

İran bana göre Fars milliyetçiliği üzerine kurulu bir ulus devlet…

Şiiliği de bölgede konumunu güçlendiren bir kart olarak ve çok tehlikeli bir oyun oynayarak kullanıyor.

Bu nedenle İran ve Şiilik üzerine eleştirilerim nedeniyle öfkelenenler -kasıtlı veya kasıtsız- iki konuyu birbirine karıştırıyorlar.

Şiilik üzerine bir şey söylemeye kalksam "Amerika'ya karşı birlik olmamız gereken bir zamanda bu konuları gündeme getirmenin zamanı mı?" diyerek işi siyasete çekiyorlar.

İran'ın Afganistan'da ve Irak'ta Amerika ile işbirliği yaptığını ve işgali kolaylaştırdığını dile getirsem "mezhepçilik" yapmakla suçlanıyorum.

İstiyorlar ki Şiilik ve İran hakkında -haklı veya haksız- olumsuz tek kelime söylemeyeyim.

İstiyorlar ki, sahabenin en önde gelenlerine sövülsün ve lanet edilsin, biz de buna ses çıkarmayarak "Olabilir, o da İslam'ın bir başka versiyonudur" diyelim.

İstiyorlar ki, İslam Ümmeti'nin aleyhine İran ve Amerika her türlü dolabı çevirsin ve biz bunu görmezden gelip kayıtsız şartsız İran'ın mutlak masumiyetine inanalım.

Akıl ve vicdan sahibi bir insan "vahdet" kılıfı giydirilse de böyle bir şartı asla kabul edemez.

Ayrıca, yazdıklarım aklı ve vicdanı hür herkesin görmeye ve dile getirmeye başladığı gerçeklerden başka bir şey değil ki…

İran'ın Obama'yla diyaloğu beklediğini, Tahran yönetiminin "Sırası mı şimdi "bir avuç Filistinli" için Amerika'yla gerginliğe neden olup milli çıkarları tehlikeye atmanın?!" diye düşündüğünü yazmışım.

Milli çıkarlar perspektifinden bakıldığında İran için Gazze'nin tamamının yerine göre Beyrut Havaalanı Güvenlik Müdürü General Vefik Şukayr'ın koltuğu kadar değerli olamayacağına dikkat çekmişim.

Bakın; Washington'dan Süreyya Seyyahoğlu da Dünya Bülteni için yazdığı "ABD-İran yakınlaşması mı?" başlıklı analizinde tam olarak bunu söylüyor.

"İran'ın Obama Yönetimi'ne kayıtsız kaldığını söyleyemeyiz. İran öncelikle İsrail'in son Gazze saldırısında sesini mümkün olduğunca az çıkartarak zımni bir destek vermiş oldu ABD'ye" diyor.

Yine aynı sitede analizleri yayınlanan Dr. Tarık Abdülcelil ise "Türkiye-İran-Mısır üçgeninde Filistin" başlıklı analizde şöyle diyor:

"İran ise "İsrail ile mücadele ve Filistin davası"nı kendi dış siyaseti stratejilerinde bir koz olarak kullanmaktadır. İran'ın Arap ve İslam coğrafyasında bir rol arayışı, bu kullanım ile, kendine ulusal ve bölgesel çıkarlarını ve rollerini geliştirip sürdürmeyi sağlar."

Ne Süreyya Seyyahoğlu'nu tanırım, ne de Dr. Tarık Abdülcelil'i…

Nihayetinde olan biteni ve olabilecekleri kendi açımızdan okumaya ve tahlil etmeye çalışıyoruz.

Sizin bakış açınız, yorumunuz ve hatta inancınız farklı olabilir.

Ne siz benim gibi düşünmek zorundasınız, ne de ben sizin gibi düşünmek zorundayım.

Öfkeye ve saldırganlığa hiç gerek yok!..

Alın size bir haber…

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Tahran'ı ziyaret eden Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ile yaptığı ortak basın toplantısında "radikalizm"in bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu söylemiş.

Buyurun, siz yorumlayın…

Sütun Haber

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
11 / 23
Antalya
15 / 22
Bursa
13 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22