

Şehadetin mübarek olsun hocam!
-Hamas’ın önde gelen liderlerinden Nizar Reyyan’ın şehadeti üzerine-
Ne olurdu, âh keşke birkaç dersine katılabilseydim…
Sahih-i Buhari'den, Sahih-i Müslim'den birkaç hadisi şerh edişini dinleyebilseydim…
Ama sen bizleri bıraktın gittin.
Hiyam ablayı, Neval ablayı, İman ablayı ve Şirin ablayı; oğulların Ğassan, Abdulkadir, Abdurrahman, Üsame ve Esad'ı; kızların Ayet, Meryem, Zeynep, Ayşe, Riym ve Halime'yi de yanına aldın götürdün.
Moderniteye bulanmış, laikliğe dolanmış, liberalizm tarafından yalanmış ve tamamen yaşamaya adanmış dünyamıza aitmiş gibi durmuyordun.
Abdullah ibni Mübarek'in ve İzz ibni Abdüsselam'ın günümüzdeki örneği gibiydin.
Hadis-i şerifler arasında, Rasulullah'ın ve sahabilerinin sohbetindeydin.
İlimle cihadı harmanlamıştın.
Ahlâkınla çevrendeki herkese, Hıristiyan komşularına bile örnek olmuştun.
Hıristiyan komşularından biri öldüğünde çocuklarına mirasını senin paylaştırmanı vasiyet etmişti.
Dev gibi cüssenle ve heybetinle Siyonistlerin ve işbirlikçilerinin korkulu rüyasıydın.
Gazze sokaklarında yelelerini rüzgara vermiş dolaşan bir aslan gibiydin.
Erkekçe karşına çıkamayanlar seni arkandan kalleşçe vurdu.
Hain "serçeler" senin evde olduğun haberini efendilerine uçurdular ve düşman F-16'ları evine tam bir ton bomba yağdırdı.
Dr. Abdulaziz Er-Rintisi'ye ve Salah Şehade'ye ders verdin, Müşir Mısri ve Sami Ebu Zühri gibi gençleri yetiştirdin.
Hepsi seni çok seviyordu ve sana karşı büyük bir saygı besliyordu.
Salah Şehade vasiyetinde eğer yıkanması gerekirse cenazesini senin yıkamanı istemişti.
Onlara Allah'ı ve Rasulü'nü, mü'minlerin annelerini ve sahabeyi sevmeyi öğrettin.
"Kim benim veli kullarımdan birine düşmanlık ederse, ben o kimseye savaş ilan ederim" diyen kudsi hadisi anlattın, Kassam Tugayları'nın aslanlarına…
Allah'ın veli kullarının en önde gelenlerinden olan Hz. Ebu Bekir'e, Hz. Ömer'e, Hz. Osman'a ve Hz. Aişe'ye düşmanlık besleyenlerin asla "Hizbullah/Allah'ın taraftarı" olamayacağını söyledin.
Allah'ın kendilerine savaş ilan ettiği kimseler nasıl Allah'ın taraftarı olsun ki?!.
Filistin'in özgürlüğünün Mescid-i Aksa'nın mübarekliğine dahi inanmayanların eliyle değil, ancak Kudüs fatihleri Ömer El-Fâruk ve Selahaddin El-Eyyubi'nin yolundan gidenlerin eliyle gerçekleşebileceğini anlattın.
Çağdaş Ebu Lü'lüe El-Mecusilerden sakındırdın.
İsrail Başbakan Yardımcısı Haim Ramon, şehadet haberini duyunca çok sevinmiş…
Bir de Rafıziler sevinmiştir…
Çünkü sen onların Gazze'ye sızma çabalarının önünde en büyük engeldin.
Hamas'ın genç yiğitlerine Şeyh Ahmed Yasin'in "Biz ve Şia: İttifak değil çıkarların çakışması" risalesini hatırlatıp, Rafızilerin asılsız propagandalarına kanmamaları için onları uyarıyordun.
Hizbullah'a ait Menar Televizyonu'nun muhabiri ısrarla seni kanallarında yayına katılmaya davet etmişti de, propagandalarına alet olmak istememiş ve "Siyasetçiler için caiz olan bana caiz değil; benim bidatçılarla işim olmaz!" demiştin.
Öfkelerinden delirmişlerdi.
Tâ Tahran'dan telefona sarılarak seni Hamas'ın bazı liderlerine şikayet etmişlerdi.
Fakat Hamas'ın tokat gibi cevabını alıp sustular:
"O alim biridir, azimetlerle hareket eder!"
Hocam, üstâdım!..
Öğrencilerine kitaplarınla ve konferanslarınla olduğu gibi şehadetinle de büyük bir ders verdin.
Şehadetin mübarek olsun…
Sütun Haber – 3 Ocak 2008
|
Ankara
11 / 21
|
Antalya
15 / 21
|
Bursa
12 / 22
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
13 / 22
|


























