

Son Suriye filmi
Suriye'nin resmi televizyon kanalı geçen hafta Fethu'l-İslam üyesi olduğu öne sürülen 12 kişinin "itiraflarını" yayınladı.
İtirafçılar, Eylül ayında başkent Şam'da bir güvenlik binasını hedef alan ve 17 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının Fethu'l-İslam tarafından gerçekleştirildiğini söylediler.
Anlattıklarına göre Saad El-Hariri'nin liderliğindeki Lübnan El-Müstakbel Hareketi, Fethu'l-İslam ile bağlantılıydı ve örgüte para yardımı yapıyordu.
Bu iddialara Suriyeliler kendileri inandılar mı bilemiyorum, fakat "senaryo" kamuoyu tarafından pek inandırıcı bulunmadı.
Çünkü Suriye rejiminin sicili bu tür konularda hiç de temiz değil…
Suriye İstihbaratı, Refik El-Hariri suikastinden hemen sonra Filistin asıllı "Ahmed Ebu Ades"in suikasti nasıl gerçekleştirdiğini anlatan bir filmi gösterime sokmuştu.
Ebu Ades daha sonra ortadan kayboldu.
Ahmed Ebu Ades'in Almanya'da yaşayan kardeşi Halit, Ahmed'in Suriye İstihbaratı tarafından aldatıldığını, görüntülerinin çekildiğini ve hemen ardından öldürüldüğünü söyledi.
Fethu'l-İslam'a gelince…
Nehru'l-Barid olayları sırasında Fethu'l-İslam ile ilgili üç yazı yazdım.
"Lübnan'da neler oluyor ve kim bu Fethu'l-İslam?" başlıklı yazımda Fethu'l-İslam'ın Suriye yanlısı Fethu'l-İntifada örgütünün rahminden doğuşuna değindim.
"Yeni bir 'Kamplar Savaşı' mı?" başlıklı yazımda, bölgeyi ve İslami hareketleri yakından takip eden iki Arap yazarın Fethu'l-İslam hakkındaki görüşlerini aktardım.
"Seymour Hersh yanılıyor ve yanıltıyor!" başlığını taşıyan üçüncü yazımda ise, Fethu'l-İslam'ın Suriye istihbaratıyla bağlantısını reddedenlere, bu iddianın gayet mantıklı olduğunu anlatmaya çalıştım.
Saad El-Hariri liderliğindeki El-Müstakbel'in Fethu'l-İslam ve benzeri El-Kaide çizgisinde veya ona yakın bir örgüte destek vermesi mümkün değil…
Bunun birkaç nedeni var:
Birincisi, aralarında çok büyük ideolojik fark var.
El-Müstakbel, laik ve Batı yanlısı bir akım…
El-Kaide, ise laikliği "küfür" gören bir çizgi…
İkincisi; El-Müstakbel'in de, El-Kaide'nin de Lübnan'daki tabanı Sünniler…
Laik ve Batı yanlısı da olsa, El-Müstakbel halihazırda Lübnan'da Sünnilerin en büyük temsilcisi olarak görülüyor.
El-Müstakbel'in Fethu'l-İslam benzeri El-Kaide çizgisinde bir örgütü besleyip büyütmesi tabanını ve Sünniler üzerindeki liderliğini ona teslim etmesi, kısacası "intihar etmesi" demektir.
Bütün bunların ötesinde, El-Kaide ve benzeri yapılanmalar Ortadoğu'daki tüm rejimler için görüldüğü yerde başı ezilmesi gereken ortak düşmandır.
Herkesle görüşüp anlaşılabilir, ama onlarla ne görüşmek, ne de anlaşmak mümkündür.
Örneğin Lübnan'ın kanlı-bıçaklı iki grubunun liderleri, Saad El-Hariri ile Hasan Nasrallah geçtiğimiz günlerde bir araya geldi, kameralara gülümsedi ve "sıcak" mesajlar verdi.
El-Müstakbel Hareketi'nin maddi yönden destekleyerek El-Kaide veya çizgisinde bir örgütü kullanması düşünülemez.
Çünkü Arap rejimleri Afganistan'ın Rus işgalinden kurtarılması sırasında cihad akımlarının desteklenmesinin kendilerine pahalıya mal olduğunu düşünmektedirler.
Bu nedenle El-Müstakbel Lübnan'da Hizbullah'a karşı böyle bir örgütü desteklemek yerine güvenlik şirketi adı altında kendine bağlı paralı askerler oluşturmayı denemiştir.
Hatta El-Müstakbel'in bu paralı askerleri Hizbullah karşısında Beyrut'u savunmak yerine tabanları yağlamayı yeğleyince, "ideolojisi için mücadele eden" bir grup olmadıkları için kolay teslim oldukları yorumları yapılmıştır.
Suriye rejiminin bu itiraf filmini gösterime sokmasının yine birkaç nedeni var:
Birincisi, Amerikan helikopterlerinin Suriye köyüne saldırması sonrası oluşan gündemi dağıtmak…
Amerika'ya cevap verememe ve acziyet suçlamalarından kurtulmak…
İkincisi ise, Refik El-Hariri cinayetine bakacak uluslararası mahkeme öncesi "câni" değil "mecni aleyhi" olduğunu göstermek…
Üçüncüsü, son zamanlarda üzerinde yoğunlaştığı Kuzey Lübnan'ın Suriye için ne büyük bir tehlike teşkil ettiğini ispat etmek ve bölgeye olası bir müdahale için gerekçe olarak kullanmak…
Lübnan sınırına asker yığmaya devam eden Şam yönetimi Trablus'a saldırmak gibi bir çılgınlıkta bulunur mu, bunu ileriki günlerde göreceğiz.
Şayet yaparsa, bu Şam Baasçıları için tam anlamıyla "cami duvarına işemek" olacaktır.
Sütun Haber – 13 Kasım 2008
|
Ankara
11 / 21
|
Antalya
15 / 21
|
Bursa
12 / 22
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
13 / 22
|


























