

Süreç devam ediyor
İran’ın nükleer faaliyetleriyle ilgili Batı’yla yaşadığı krizde Türkiye’nin de yoğun çabalarıyla önemli bir psikolojik eşik aşıldı.
Takdir edilmesi ve alkışlanması gereken bir olay...
Fakat süreç devam ediyor.
Bölge ve dünya barışı için büyük öneme sahip bu girişimin sonunda arzu edilen başarının elde edilebilmesi tarafların aşılan eşikten geri dönüş anlamına gelecek adımlar atmadan iyi niyetle yola devam etmelerine bağlı...
Tahran’da imzalanan anlaşmaya gelen ilk tepkilere baktığımızda güven probleminin henüz aşılamadığını ve kaygıların devam ettiğini görüyoruz.
Amerika’nın tepkisi sert oldu.
İmzalanan nükleer takas anlaşmasına rağmen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İran'a yaptırım taslağının BM Güvenlik Konseyi’ne getireceğini söyledi.
Clinton, Rusya ve Çin dahil olmak üzere, Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin "güçlü bir karar tasarısı" üzerinde anlaştıklarını belirtti.
Amerika bu şekilde İran’ın son anda Batı’nın sahasına gönderdiği topu yeniden karşı kaleye iade etti.
Birkaç gün önce Şam’a tarihi bir ziyaret gerçekleştiren ve Hamas lideri Halit Meşal ile görüşerek İsrail’de öfkeye yol açan Medvedev de anlaşma sonrası memnuniyetini ifade etmekle birlikte anlaşmanın kaygıları gidermede yetersiz kalabileceğini söyledi.
Kaygıların kaynağı olarak da İran’ın uranyum zenginleştirmeyi sürdürmesine işaret etti.
İran’ın elinde 2000 kilogram veya daha fazla uranyum olduğuna inanılıyor.
Anlaşmayla bu miktarın 1200 kilogramının Türkiye’ye gönderilmesi ve burada takas edilmesi kararlaştırıldı.
Geri kalan miktar ise soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.
Anlaşmanın imzalanmasından birkaç saat sonra haber ajanslarına İran’dan uranyumu % 20 zenginleştirmeye devam edeceği yolunda bir haberin düşmesi de kafaları bulandırdı.
Krizin temelinde uluslararası toplumun İran’ın nükleer faaliyetlerinin askeri amaçlı olduğu inancı yatıyor.
Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere Türkiye’de de Batı’yla bu yöndeki kaygıları paylaşanlar var.
Türkiye’nin bu süreçte yapmak istediği bir yandan İran’ın nükleer silah edinmesinin, diğer yandan da İran’a uygulanacak yaptırımlarla krizin tırmanmasınının ve bölgeyi ateşe sürüklemesinin önüne geçmek...
Tahran’da atılan imzalar Türk diplomasisinin bu yolda ilerleme kaydettiğinin kanıtı...
Şimdi Ankara’nın taraflardan beklediği oluşturulan psikolojik zeminin aşındırılmaması...
İran'ın uluslararası kamuoyunu 10 ay oyaladıktan sonra yaptırımların görüşüleceği günlerde takasa evet demesi “Acaba yine bir acem oyunu ile mi karşı karşıyayız?” sorusunu akla getiriyor.
İran’ın uranyum zenginleştirmeye devam edeceğini açıklamasıyla ve Amerika’nın restiyle zeminin daha ilk günden aşınmaya başladığını söyleyebiliriz.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yaşanan süreci uluslararası kamuoyuna anlatabilmek ve İran’ın iyi niyetli olduğuna ikna edebilmek için yoğun çaba sarfediyor.
Davutoğlu, Başbakan Erdoğan’ın Obama’ya gelişmeleri anlatan bir mektup yazacağını açıkladı.
Erdoğan daha sonra bu bilgiyi “Bizzat görüşeceğim” şeklinde düzeltti.
Türkiye, İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını sonuna kadar savunuyor ve savunmaya da devam edecek.
Bu ilkesel bir duruş ve aslında Türkiye’nin hakkını da savunmak demek...
Buna karşılık Tahran’dan da kurallara uymasını ve taahhütlerini yerine getirmesini bekliyor.
Ankara’nın Ahmedinejad’a açık çek vermesi sözkonusu değil...
“Bölgemizde nükleer silah istemiyoruz, bölgemizde yeni yaptırımlar istemiyoruz, çünkü yaptırımlar ekonomimizi etkiliyor, enerji politikalarımızı etkiliyor, komşularımızla ilişkilerimizi etkiliyor.”
Türkiye’nin ne istediğini kısa ve net bir şekilde özetleyen bu sözler Davutoğlu’na ait...
Şimdi ne olacak?
Uranyum takasını öngören anlaşmanın geçerli olabilmesi için Viyana Grubu (ABD, Rusya, Fransa ve IAEA) tarafından da onaylanması gerekiyor.
Anlaşma onaylanmazsa Tahran’daki imzaların çok fazla bir anlamı kalmayacak.
BM Güvenlik Konseyi’nin birkaç haftadan önce İran’a yönelik yeni yaptırımları oylaması beklenmiyor.
Fakat kapalı kapılar ardında ciddi tartışmalar yaşanacak.
Ankara oyunun rengini peşinen ilan etti.
İran’a yeni yaptırımların zamanı olmadığını söyledi.
Türkiye ciddi bir sınavla karşı karşıya...
Batı’yı ikna etmenin zorluğu bir yana, İran’a yönelik kaygıları haklı çıkaran en ufak bir somut kanıtın ortaya çıkması Ankara’yı fena halde kandırılmış bir pozisyona sokacaktır ki, bunun Erdoğan’ı ne kadar öfkelendireceğini de artık İranlılar düşünsün.
HaBertaraf - 19 Mayıs 2010
|
Ankara
11 / 21
|
Antalya
15 / 21
|
Bursa
12 / 22
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
13 / 22
|


























