Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
02 Şubat 2011 Çarşamba 20:50

Taklidin karanlıklarına gömülenlere çağrı

Bu kitapta, inançlarım konusunda beni detaylı bir araştırmaya iten asıl sebepten bahsettim...

NEBEONLINE, Şehit Hüccetülislam Murtezâ Radmehr'in ibret dolu hayat hikayesini, şehidin bizzat kendisi tarafından kaleme alınan ve Afganistan'da uçak kazasında hayatını kaybeden İHH çalışanlarından Faruk Aktaş tarafından Türkçe'ye çevrilen "Nura Yolculuk"u bölümler halinde yayınlıyor.

Önceki bölüm: Pakistan'a hicret ve suikast girişimleri

Son Söz

Değerli okuyucu kardeşim!

Senin de gördüğün gibi, benim herhangi bir mezhep veya herhangi siyasi bir çevreyle ilişkim bulunmamaktadır. Ben, hiçbir siyasi veya mezhebi şahsiyete tâbi olmadım. Aynı şekilde benim yazdığım bu satırlar herhangi siyasi bir görüşe veya cemaatin fikirlerini kabullenmeye çağırmamaktadır. Tam tersine burada yazdıklarımın hepsi, sadece yaşadıklarımı serdetmekten ibarettir. Benim tek hedefim, tanınması gereken yüzlerin bilinmesidir. Zulme ve körü körüne taklide başkaldırarak hür bir şekilde inandıklarını yaşamak isteyen her insanın dileklerine tercüman olmaktır.

Taklidin karanlıklarına gömülmüş kardeşlerime çağrım, başlarını içine gömdükleri derin, karanlık dehlizlerden çıkarıp toplumlarındaki gerçekleri görmeleri, hakikatin takipçisi olmalarıdır. Hidayetin kapıları herkese açıktır ve ben, bu tecrübeyi yaşamış bir insan olarak yaşadıklarımı sana sunuyorum. Yaşadıklarımı bu kitapta anlatırken hedefim kesinlikle bu yolun zorluğunu sana anlatmak değil. Tam tersine hedefim, yaşadığım tecrübelerin hidayet yolunda yürüyen kardeşlerime bir meşale görevi görmesi, bu tecrübelerden ders çıkarılması ve hidayet yolunda yürüyen kardeşlerin benim gibi hamasi davranmak yerine toplumlarının gerçeklerini göz önünde bulundurarak güvenli sahile doğru ilerlemeleridir.

Şunu çok iyi kavramamız gerekir: Cennete giden yol zorluklarla doludur ve Müslüman, hidayet yolunda ilerlerken imtihan olunmak için bu zorluklarla karşılaşıp, onlara karşı mücadele etmek zorunda kalacaktır. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve onunla birlikte inananlar "Allah’ın yardımı ne zaman?" diyecek olmuşlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara: 214)

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? And olsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (Ankebut: 2-3)

Bu kitabı yazdığım vakitler, elimde ilmi kaynaklar bulunmadığı için yer yer değindiğim fıkhı konuların detaylarına giremedim. Aynı zamanda yaşadığım olaylardan bahsederken birçok konuya genel manada değinmeye, bana yardımcı olan bazı şahısların ve gittiğim bazı yerlerin isimlerini vermemeye özen gösterdim. Çünkü bu kardeşlere bir zararın dokunmasından korktum.

Kitabımın sonuna gelirken yazdıklarımı şu başlıklar altında yeniden özetlemek istiyorum:

1- Doğumdan üniversiteye kadar geçen dönem

Daha önce de değindiğim gibi Şii bir ailede dünyaya geldim. Annem ve babamın her ikisi de meşhur iki doktordular. Annem kalp alanında uzman bir cerrahtı. Babam ise beyin cerrahıydı ve her ikisi de üniversitede öğretmendiler.

Babam uzun süre ülke dışında yaşadığı için, kendisini Hüseyin (r.a)’ın soyundan kabul eden annemin gözetimi altında uzun süre yaşadım. Anne tarafım Şia mezhebine ve mezhebin kurallarına sıkı sıkıya bağlılığıyla tanınıyordu.

Dini havzalarda Hücetu’l İslam mertebesine yükselene kadar okudum ve Hücetu’l İslam oluşumu simgeleyen sarığımı Feyziye Havzası'nda giydim. Bu sürece kadar Şia mezhebinin tüm kurallarına sıkıca bağlıydım. İster dini, ister modern olsun tüm derslerimde başarılıydım ve genellikle ilk sıralardaydım. Derslerimdeki başarılarımdan dolayı, öğretmenlerimin ve havza yönetiminin bana karşı özel bir ilgisi vardı. Bundan dolayı çoğu zaman yapılacak konuşmalar, ilmi araştırmalar ve münazaralarda benim ismim ilk sıralarda yer alırdı.

2- Mezhep ve akidevi düşüncelerin değişmesi

Bu kitapta, inançlarım konusunda beni detaylı bir araştırmaya iten asıl sebepten bahsettim ve Şia inancının sağlam temeller üzerine kurulmuş bir mezhep olmadığı sonucuna nasıl ulaştığıma yer verdim. Yaptığım araştırmalar sonucunda, Şia inancının bir düşünceyi yansıtmaktan daha çok, siyasi olaylardan yola çıkarak bir araya getirilmiş, İslam’la alakası olmayan bir sürü bid'at ve kişisel menfaatler üzerinde kurulmuş bir inanç şekli olduğunu anladım. Ve bu gerçekleri, uzun süren araştırmalar sonucunda fark ettim. Tüm bunları yaparken dünyevi hiçbir hedefim yoktu, tek isteğim Rabbimin rızasına nail olmaktı.

Benim bu dünyadan ayrılmadan önce Rabbimden iki dileğim var:

Birincisi; Rabbimden dileğim, değerli kardeşlerim Muhammed Rıza Musayi, Ali Rıza Muhammedî ve Aristo Radmehr’i şehitler kafilesinden yazması ve beni de şehit olarak onların kafilesine katarak hiçbir gölgenin olmadığı günde gölgesinde gölgelendirmesidir.

İkincisi; Rabbimden dileğim, başta anne-babam olmak üzere, dalaletin karanlığında yaşayan, bir sürü bid'ati din zanneden bu insanlara hidayet etmesi ve onları doğru yola iletmesidir. O’nun her şeye gücü yeter ve O, bolca hidayete erdirendir: Allah kullarını esenlik yurduna çağırır ve O, dilediğini doğru yola iletir.” (Yunus:25)

Eğer bu dünyada biraz daha yaşamam murad edilmişse Allah’tan dileğim, bu vakti sabır, sebat, iman ve takvayla geçirmemi sağlamasıdır. Ey Allahım! Sana özlemle kavuşmayı bekleyen bu kulunu rahmetinden ve mağfiretinden esirgeme. Sen her şeye güç yetirensin.

Bana Allah yeter; O ne güzel vekildir, O ne güzel destekleyicidir…

Ve son olarak benim için birçok zorluğa katlanan Ebu Abdullah’a teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Değerli okuyucu kardeşim!

Bu kitabımı Şii kardeşlerim, gerçeğe ulaşmak isteyen yeni nesil, bâtıl ehlinin oyunlarından yorulan ve dünyanın her yerinde din tacirlerinin oyunlarına gelmek istemeyen herkes için yazdım. Ben kendimi, hakikati arayanların hizmetine adadım. Hakikate ulaşmak isteyen, doğru yolu bulmaya çalışan kardeşlerimin yardımına koşmaya, üzerime düşen her şeyi, her zaman yapmaya hazırım.

Şu ana kadar doğru yola ulaşmak için yaptığım çalışmaları şu isimler altında kitaplaştırdım:

1- Mut’a nikâhı ve bu nikâhın Şia toplumu üzerindeki etkileri

2- Şia dünyasında Kur’an-ı Kerim’in tahrif edilişi (değiştirilmesi)

3- Ehli Sünnet ve Şia arasındaki farklılıklar

4- Ziyan olmuş bir nesil. Bu çalışma İran devriminden sonra yetişen yeni neslin inançları ve düşünceleri üzerinde yapılan bir çalışmadır.

Murteza Radmehr

Kum’daki ilim havzasında eski bir Hücetu’l-İslam

Tahran’daki Şehit Beheşti Üniversitesi'nde eski bir tıp öğrencisi ve şu an meçhul bir muhacir.

Hicri 27 – Rebiu’l-Evvel - 1423

Devam edecek...

Önceki bölümler:

19- Pakistan'a hicret ve suikast girişimleri

18- Kirmanşah Hapishanesi'de ağır işkence

17- Ali Rıza Muhammedi’nin şehadeti

16- Hayalet evi veya işkence odaları

15- Tıp Fakültesi'nin son sınıfından atıldı

14- Ayetullah Vahid Horasanî ve Ayetullah Estâdi’yle Görüşme

13- İstihbarat'ın işkencesiyle tanışma

12- Park yapmak için yıkılan Sünni camisi

11- Irak dönüşü görülen rüya

10- Suriye yolculuğu

9- Allah'ın Evi'ne yolculuk

8- Sünni alim karşısında alınan yenilgi

7- Sevgi diyarı Beluçistan’a yolculuk

6- Kankan'da alınan unutulmaz ders

5- Sünnilere karşı kazanılan sahte zafer

4- Mut'anın gerçek yüzünü gördü 

3- Haksızlığa karşı öğrencileri destekledi

2- Başka bir dünyanın varlığını keşfetti

1- Tahran'ın lüks semtinde başlayan hikaye

Gelecek bölüm: Şehit Murtaza Radmehr’in anısına…

NEBEONLINE - ÖZEL

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
11 / 21
Antalya
15 / 21
Bursa
12 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22