Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
20 Nisan 2010 Salı 10:21

'Teşekkürler sayın Ahmet Davutoğlu'

Bir kez daha Türkiye’den bir şeyler öğreniyoruz. Bu kez dilerim ki, sayın Arap dışişleri bakanları sayın Ahmet Davutoğlu’ndan ders alırlar...

Eymen Halit'in yazısı...

Bir kez daha Türkiye’den bir şeyler öğreniyoruz. Bu kez dilerim ki, sayın Arap dışişleri bakanları sayın Ahmet Davutoğlu’ndan ders alırlar ve belki de entelektüellerinin ve milletin sağlam kalkanı olan kültürün kıymetini anlarlar. Entelektüellere zarar vermenin, onları aşağılamanın ve köleleştirmenin kendilerini çeşitli gerekçeler adı altında milleti yıkma ve içeriden çökertme politikaları uygulamaktan başka bir sonuca götürmeyeceğini farkederler.

Birkaç gün önce Türkiye vizesi almak için Şam’daki Türk Büyükelçiliği’ne gitmiştim. Görevli memur, pasaportumun Yemen pasaportu olduğu gerekçesiyle bana vize vermeyi reddetti. Türk Dışişleri Bakanlığı’nın kurallarına göre pasaportu aldığım ülkeden vize almam gerektiğini söyledi.

Bu hikâyeyi, ünlü iki yazar; Hakan Albayrak ve İsmail Yaşa öğrenince konuyla ilgili ayrı ayrı makaleler yazdılar. İki yazar da, Filistinli bir yazarın Türkiye’ye girişinin meseleyi zorlaştırarak ve San’a’ya gitmesi istenerek engellenmesinin makul bir davranış olup olmadığını sordular. Yine bunun yerine yapılması gerekenin Arap yazarlara saygı gösterilmesi ve yakın zamana kadar tek ve ortak bir devlette yaşayan Arap ve Türk milletleri arasındaki diyalog ve kültürün hatırına onlara ayrıcalık tanınması olup olmadığını sordular.

Daha sonra sayın Davutoğlu, bana Türkiye’ye giriş vizesi verilmesi için bizzat devreye girdi ve Şam’daki Türk Büyükelçiliği’ne iletti. Şam’daki Türk Büyükelçiliği de beni aradı. Öğleden sonra vakit geç olmasına ve elçilik kapalı olmasına rağmen konsolos Süreyya Topaloğlu beni bekledi. Büyükelçiliğe vardığımda her türlü saygı ve takdiri hak eden Türkiye’deki harika hükümetin imajını yansıtan ve bu milletin şanına yakışan bir şekilde beni karşıladı.

Değinmek istediğim bazı farklılıklar elbette bizleri ilgilendiriyor. Olanlar bizeTürkiye gerçeğini ve Türkiye’nın siyaset dünyasında bu ileri aşamaya nasıl geldiğini anlatıyor. Çünkü Türkler okuyan bir millet. Dışişleri Bakanı gazetelerin yazdığını okuyor. Dolayısıyla ülkesinde ne olup bittiğini biliyor. Kendi alanının çok iyi bilen bir liderliğin de bu alanı yüksek noktalara taşıması gayet doğaldır.

Allah’a hamdolsun ki, Arap dışişleri bakanları okuma-yazma öğrenmişler. Fakat onlar acaba şu anda okuyorlar mı? Ben bundan şüpheliyim. Bu bizim Arap denklemimizde zor bir derstir. Acizliğimizin nedenlerini öğrenmek istediğimizde ana nedenin önde gelen politikacıları da içine alan ümmilik olduğunu görürüz. Siyaset literatüründen ancak kendilerine yapılan övgüleri bilirler.

İkinci temel mesele ise şudur: Ahmet Davutoğlu’nun işareti önemlidir ve bu onun entelektüellere saygı duyduğunu ve onlara değer verdiğini göstermektedir. Kendisini meşgul eden büyük işlere ve siyasetin ağır yüküne rağmen Filistin’den bir yazarın vize sorunuyla ilgilenmek için vakit bulabilmiştir. Evet; sadece vize sorunu için vakit ayırmıştır. Oysa Arap politikacıları Filistin’in özgürlüğüne kavuşması, ümmete destek ve tarihsel ağır yükleri taşımak gibi en büyük sorunlara bile vakit bulamamaktadırlar. Bu nedenle onlardan ancak hayal kırıklığı ve sürekli musibet dersi alabildik. Onların neden olduğu hayal kırıklığıyla oluşan sorunlarımızın içerisinde hâlâ dönüp durmaktayız.

Bu tablo aynı zamanda Türkiye’de medyaya ne kadar değer verildiğini ve saygı duyulduğunu da yansıtmaktadır. Medya özgür ve nezih olunca tablo net bir şekilde en yönetime ulaşır. Bu durumda medya, milletin halini yansıtan ayna niteliğindedir. Karşılığında da yönetimin sesini millete ulaştırır. Şayet böyle olmazsa, ne milletin sesi duyulur, ne de yönetimin.

Davutoğlu’nun yaptığına şaşırmadım. Çünkü sayın Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı’nın başına gelmeden önce de kültürde ve ahlakta bir ekoldü. Ülkemizdeki bakanlar ise, Allah’a hamdolsun, üzerimize başka bir gezegenden düştüler. Onların tek bir görevleri var: Amerikan Dışişleri Bakanı’nı karşılamak. Tabii onlar ona karşı misafirperverliğin ve takdim edilecek yemeklerin en ince ayrıntılarıyla ilgileneceklerdir.

Başkalarına saygı duyan millet, her şeyden önce kendine saygı duyan millettir ve liderlikte kendine yer arama hakkı vardır. Bu birinci konu. İkinci konu ise şu: İnşa halindeki millet toprağındaki her taşı ve onu nereye koyacağını bilir. Yıkım halindeki millet ise, taşlarının nereye yuvarlanıp gideceğini bilmez.

El-Quds El-Arabî Gazetesi

Tercüme: Samet DOĞAN / HaBertaraf.com

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
10 / 21
Antalya
15 / 21
Bursa
12 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22