Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
29 Aralık 2010 Çarşamba 20:39

Tıp Fakültesi'nin son sınıfından atıldı

Babam beni görür görmez üzerime saldırıp beni dövmeye başladı, tekme tokatlarla hızını alamayınca eline geçirdiği bir elektrik kablosuyla yorulana kadar beni dövdü.

NEBEONLINE, Şehit Hüccetülislam Murtezâ Radmehr'in ibret dolu hayat hikayesini, şehidin bizzat kendisi tarafından kaleme alınan ve Afganistan'da uçak kazasında hayatını kaybeden İHH çalışanlarından Faruk Aktaş tarafından Türkçe'ye çevrilen "Nura Yolculuk"u bölümler halinde yayınlıyor.

Önceki bölüm: Keşan Camii'ndeki konuşma

Üniversiteden atılma

Her geçen gün Keşan’da yapılan konuşma ve bu konuşmayı yapan Sünniler hakkındaki söylentiler daha da artıyordu. Bu söylentilerin üzerine, Muhammed Rıza Musayi’nin vefat haberi de gelince elimizden geldiğince karmaşaya sebep olacak herhangi bir davranışta bulunmamaya karar verdik. Bunun üzerine kendi aramızda cemaatle namaz kılmaya ara verdik. Çünkü okuldaki idareciler cemaatle kıldığımız namazdan oldukça rahatsızdılar ve her namaz kılışımızda onların bu rahatsızlıklarını bir şekilde hissederdik. Özellikle davet heyetinin üyeleri, her fırsatta kendi aramızda cemaatle namaz kıldığımız için bizi eleştiriyorlardı.

Diğer taraftan, Muhammed Rıza Musayi’nin vefat haberi hepimizi çok üzmüştü. Vefat haberini alınca bu arkadaşımızın anısına bir oturum düzenleme kararı aldık. Öğrencilerden büyük bir grup bu programımıza katıldı. Programa katılan Şii öğrencilerin bile sayısı tahminime göre doksan civarındaydı.

Program esnasında yaptığımız konuşma, bir şekilde bizi Keşan’da olan olaya sürükledi ve herkesin önünde Keşan’da konuşma yapan iki şahsın, ben ve arkadaşım Seyyid Muhammedî olduğunu ilan ettik.

Bir sonraki gün okuldaki davet heyetinin bürosuna çağrıldık ve orada bir daha karşımda Dr. Hakâkyân’ı gördüm. Bu görüşme bize verilen son gözdağıydı. Bir daha buna benzer bir davranışta bulunmamız durumunda üniversite yönetiminin çok sert kararlar alacağına dair tehditler aldık.

 Bu olaydan kısa bir süre sonra okul bir program düzenlemek istedi. Bu programın düzenlenmesinden sorumlu olarak bir âlim, üniversite tarafından tayin edildi. Programdan önce bu âlim yanıma geldi. Biraz kendini övdükten ve yapacağı programdan bahsettikten sonra, bana içinde elli bin tümen para bulunan bir zarf verdi ve şöyle dedi: “Senden ricamız bu programın açılışında Allah’ın Kitabı'ndan birkaç ayet okumandır. Ancak senin de bildiğin gibi bu aralar hava oldukça bulanık ve insanların dili yerinde durmuyor, bundan dolayı Kur'an tilavetini “Sadakallahu el-Aliyyu el-Azim” cümlesiyle bitirirsen çok memnun oluruz.

Adamın bana gelmesiyle içimde bir şüphe uyandı ve kendi kendime, "İşin içinde mutlaka bir şeyler var" dedim. Belki de onlar, benim Sünni olduğumu duyunca, Şia’nın diğer sahabeden nefret etmesi gibi, Ehli Sünnet'in de Ali (r.a)’tan nefret ettiğini düşünüyor ve Kur’an tilavetinde bile olsa bir Sünni’nin ağzından Ali isminin çıkmasını istiyorlardı. (1)

Bu kadar sıradan bir plan bana çok komik gelmişti. Ehli Sünnet'ten bir insanın, Ali (r.a)’tan nefret ettiğini nasıl düşünebilirlerdi?! Ehli Sünnet, Ali (r.a)’ı sevmeyi imanın alametlerinden ve ondan nefret etmeyi de nifakın alametlerinden saymaktadır. (2)

Bu kibirli adamı zor durumda bırakmak için dedim ki: “Tilavetin sonunda “Sadakallahu el-Aliyyu el-Azim” yerine sadece “Sadakallahu el-Azim” ifadesini okuyacağım.”

Bu sözlerim üzerine Seyyid Rızayi benimle münakaşaya başladı. O ısrar ettikçe ben de inadına hayır diyordum. Sonun da bana verdiği zarfı avucunun içine koyarak, “Allah, Müslümanların birbirlerine düşmelerini yasaklıyor ve ben senin bu programına gelmeyeceğim gibi orada Kur’an da okumayacağım” dedim.

Program başlamak üzereyken Kur’an tilaveti için tekrar gelip bana ricada bulundular. Göründüğü kadarıyla programın açılışında Kur’an okuyacak birini bulamamışlardı. Ben tekliflerini tekrar reddedince öğretmenlerimiz araya girdiler. Özelikle Dr. Hidayet araya girince kendisini kıramayarak programda Kur’an okumayı kabul ettim. Her şeye rağmen Kur’an tilavetini bitirince “Sadakallahu el-Azim” diyerek Kur’an tilavetini bitirdim.

Bu olaydan birkaç gün sonra rektörün odasına çağrıldım ve yapılan görüşmeden yarım saat sonra Şehit Beheşti Üniversitesi'ndeki kaydım silindi. Böylece son sınıfta üniversiteyle ilişkim kesildi.

Arkadaşım Seyyid Muhammedî bu haberi duyunca sinirlendi ve bize haberi getiren görevliyle tartışmaya başladı. Ancak bize haber getiren adam, “Benim bu olayda bir suçum yok, ben sadece bana verilen görevi yerine getirerek size haber verdim. Sizi okuldan atan ben değilim; tam tersine okuldan atılma kararınız okul yönetimi ve ilim heyeti tarafından verildi” dedi.

Okuldan atıldıktan sonra babamı arayarak kendisine haber verdim. Babam bu habere çok kızdı ve beni alaya alarak, “Şimdi mutlu oldun mu? Haydi git bir inek al, kes ve mutluluğunu daha iyi yaşamak için onun etrafında dans et, oldu mu?..” dedi.

Eve döndüm ve oldukça üzgündüm. Babam, annem ve tüm aile beni suçluyorlardı. Babam üniversiteye giderek benim tekrar kabul edilmem için ricada bulundu. Üniversite yönetimi, pişman olduğumu ilan etmem şartıyla kaydımı yeniden yapabileceğini söyledi, ancak pişmanlık için ileri sürdükleri şartları kabul etmem mümkün değildi.

Beluçistan’a yolculuk

Üniversiteyle ilişkim kesildikten sonra, ailemin üzerimdeki baskısı gittikçe artmıştı ve tahammül edilebilecek gibi değildi. Bunun üzerine arkadaşım Muhammedî’yle beraber Beluçistan’a bir daha gitmeye karar verdik.

Beluçistan’da bazı âlimlerle görüşüp başımızdan geçenleri anlattıktan sonra, medreselerinde okumamıza müsaade etmeleri için izin istedik. Ancak bize inanmadılar ve bizim istihbarat elamanları olduğumuzu düşündüler. Bundan dolayı özür dileyerek, derslerde bölgesel dil kullandıkları, boş yerlerinin bulunmadığı, maddi problemleri bulunduğu için daha fazla öğrenci alamadıkları gibi bazı bahanelerle bizim teklifimizi reddettiler. Ancak her şey ortadaydı ve Şiilerin bıraktığı olumsuz izlenimler yüzünden bize güvenmiyorlardı.

Beluçistan medresesinde okuma girişimlerimiz sonuç vermeyince tekrar Tahran’a geri dönmek zorunda kaldık.

Beluçistan dönüşü eve gittiğimde karşılaştığım ilk şey babamın gazabı oldu. Daha önceleri bize karşı cana yakın olan, içinde bulunduğu ortamın etkisiyle her davranışına dikkat eden, saygın kişiliği olan babam gitmiş yerine başka biri gelmişti sanki. Babam beni görür görmez üzerime saldırıp beni dövmeye başladı, tekme tokatlarla hızını alamayınca eline geçirdiği bir elektrik kablosuyla yorulana kadar beni dövdü.

Gördüğü manzaraya tahammül edemeyen annem, babamı durdurmaya çalışınca o da dayaktan nasibini alarak babamdan kötü bir şekilde dayak yedi.

Yediğim aşırı dayaklar yüzünden defalarca baygın düştüm ve bu baygınlıklar iki gün boyunca defalarca tekrar etti. Baygın düştükçe kendime gelmem için üzerime soğuk su döküyorlardı.

Babam beni iyice dövdükten sonra ellerimi ve ayaklarımı bağladı ve kestiği hayvanı doğramak isteyen kasapların hayvanı asışı gibi beni astı ve gitti. Babam çıktıktan sonra annem, arkadaşım Muhammedî’yi aradı ve beni bu bağdan kurtarması için hemen gelmesini söyledi.

Muhammedî geldiğinde ben uyanıklık ve baygınlık arasında gidip geliyordum. Arkadaşım geldikten sonra beni sırtına aldı ve evden çıkardı. Bu olay üzerinden birkaç gün geçmeden ben ve Muhammedî yakalandık.

Dipnotlar:

(1) Şiiler Kur’an tilavetini “Sadakallahu el-Aliyyu el-Azim” ibaresiyle bitirirler ve buradaki Ali kelimesinden kastın Ali (r.a) olduğunu düşünürler. Ehli Sünnet genelde Kur’an tilavetini “Sadakallah’u el-Azim” ifadesiyle bitirdikleri için Şiiler, Ehli Sünnet'in Ali (r.a)’a olan düşmanlıklarından dolayı bunu yaptıklarını düşünürler.

(2) Ebu Zerr (r.a)’ın rivayet ettiğine göre Ali (r.a) şöyle dedi: “Tohumu yaran Rabb’e yemin olsun ki, Rasûlullah (sav), ancak mü’minin beni seveceğini ve ancak münafığın benden nefret edeceğini söyledi.” (Muslim)

Devam edecek...

Önceki bölümler:

Keşan Camii'ndeki konuşma

Ayetullah Vahid Horasanî ve Ayetullah Estâdi’yle Görüşme

İstihbarat'ın işkencesiyle tanışma

Park yapmak için yıkılan Sünni camisi

Irak dönüşü görülen rüya

Suriye yolculuğu

Allah'ın Evi'ne yolculuk

Sünni alim karşısında alınan yenilgi

Sevgi diyarı Beluçistan’a yolculuk

Kankan'da alınan unutulmaz ders

Sünnilere karşı kazanılan sahte zafer

Mut'anın gerçek yüzünü gördü 

Haksızlığa karşı öğrencileri destekledi

Başka bir dünyanın varlığını keşfetti

Tahran'ın lüks semtinde başlayan hikaye

Gelecek bölüm: Yeniden hapis günleri

NEBEONLINE - ÖZEL

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 21
Antalya
15 / 21
Bursa
12 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22