Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
09 Mart 2011 Çarşamba 20:08

Tunus'un son Osmanlıları: Türkiye gibi olacağız

2,5 asır boyunca Osmanlı idaresi altında yaşayan Tunus'ta Türk hanedanlığının izleri bugün de devam ediyor.

Osman-lı'nın Tunus eyaletinin yönetimini verdiği Hüseyni hanedanlığının son temsilcilerinden Monsef Bey'in torunu Halid Bey, Tunus'un geleceğinden umutlu olduğunu söylüyor. 80 darbesi sonrası ziyaret ettiği Türkiye'nin tipik bir Doğu ülkesi olduğunu belirten Halid Bey, "Su ve ekmek almak için kuyruklara giriliyordu. Aradan geçen 30 yılda Türkiye çok büyük bir ülke oldu. Biz de özgürlüğümüzü kazandık ve Türkiye gibi olacağız." diyor.

2,5 asır boyunca Osmanlı idaresi altında yaşayan Tunus'ta Türk hanedanlığının izleri bugün yaşamaya devam ediyor. Osmanlı'nın Tunus eyaletinin yönetimini verdiği Hüseyni hanedanlığının son temsilcilerinden Monsef Bey'in torunu Halid Bey, Tunus'un geleceğini Zaman'a anlattı.

Tunus'taki Türk dostluğunun temellerini atan Osmanlı hanedanlığının en genç temsilcisi 52 yaşındaki Halid Bey'e dedesi Monsef Bey'den dolayı büyük saygı duyuluyor. Fransız işgaline karşı direnen Monsef Bey, 1943'te Fransa destekli Lamine Bey tarafından yapılan darbeyle sürgüne gönderiliyor. Bugün Tunus'un ulusal kahramanlarından biri olan Monsef Bey'in torunu da halk arasında büyük saygı görüyor. Hanedanın temsilcileri evde ve sokakta geleneksel saray kıyafetleriyle gezmeye devam ediyor. Halid Bey, "Özellikle Türkiye'ye gittiğimde insanlar beni görünce şaşırıyor. Belki, müzeden çıkmış gibi geziniyorum ama atalarımın geleneklerini sürdürmeye kararlıyım." diyor.

Toplumun önde gelen isimlerini sürgüne gönderen devrik lider Zeynel Abidin bin Ali, halkın tepkisinden çekinerek Türk hanedanının temsilcilerine dokunmamış. Polis gözetiminde olmayan Halid Bey'in evi, rejim muhalifi siyasetçilerin de uğrak yeri olmuş. Bin Ali döneminde sürgüne gönderilen Ennahda lideri Raşid Gannuşi gibi isimlerle de yurtdışında görüşen Halid Bey, bugün her görüşten siyasetçinin saygı duyduğu bir isim. Eşi Isabelle ve üç çocuğuyla birlikte Hüseyni hanedanlığına ait bir yalıda yaşayan Halid Bey, "Benim çalışma zorunluluğum olmadığı için kaybedeceğim bir şey de yoktu. O yüzden her kesimden ezilen kim varsa onun yanında oldum. Hiç tanımadığım insanlara dahi prensip gereği destek verdim." diyor.

Ancak, 23 yıllık Bin Ali rejiminin Türk hanedanlığı için zorlu geçtiğini anlatıyor: "52 yaşımda ilk defa özgürlüğün tadını aldım. Bin Ali beynimizin içinde yaşıyordu. Yemek yerken, uyurken hep yanımızdaydı. Evde yalnız başımıza otururken bile ondan korkardık. Onlarca yıl zombiler gibi yaşadık. Kimsenin sokakta konuşmadığı, üç kişiden birinin sivil polis olduğu bir ülkeydi Tunus."

Tunus'un geleceğinden umutlu olduğunu söyleyen Halid Bey, "80 darbesi sonrası Türkiye'yi ziyaret ettiğimde tipik bir doğu ülkesiydi. Su ve ekmek almak için kuyruklara giriliyordu. Aradan geçen 30 yılda Türkiye çok büyük bir ülke oldu. Biz de artık özgürlüğümüzü kazandık ve Türkiye gibi olacağız." dedi. 80'li yıllarda İstanbul'da yaşayan Halid Bey, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da yakın arkadaşı.

Tunus'ta Bin Ali rejimiyle kazandığı ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen elit bir sınıf olduğunu söyleyen Halid Bey, isyanın gerekçesini şu sözlerle anlatıyor: "Tunus'un tarihinde ilk kez fakir ailelerin çocukları ülkenin kaderini eline aldı. Artık geri dönüş mümkün değil. Demokratikleşme sürecinin önüne kimse geçemez. Çocuğunu bir işçi maaşıyla üniversite okumasını sağlayan bir babanın, çocuğu pazarda limon satarken yaşadığı ızdırabı hayal edebiliyor musunuz? Tunus'ta yüz binlerce diplomalı genç, sadece ayrıcalıklı bir ailede ya da büyük şehirde doğmadığı için sistem dışında bırakıldı."

Yeni Tunus'un en büyük sınavı işsizlik

Yasemin Devrimi'yle birlikte yeni bir döneme giren Tunus, en büyük sınavını ekonomi alanında verecek. Devrimin ardından 2,5 milyar Euro zarara uğrayan ülkede, işsizliğin daha da artması bekleniyor. Dün kurulan hükümetin yabancı yatırımcıları ülkeye çekmesi için en kısa sürede siyasi istikrarı sağlaması gerekiyor. Yeni dönemde ekonomi alanındaki ilk girişim ekonomiden Zeynel Abidin bin Ali'nin izlerini silmek. Zira, Tunus ekonomisi, Bin Ali ve eşi Leyla Trabelsi'nin sülalesi arasında bölüştürülmüş. Otomobil, iletişim, bankacılık, sigorta, havacılık, medya ve gıda sektörlerinin tamamında Bin Ali ailesinin izleri var.

Wikileaks belgelerine göre, Tunus'un dünyada McDonald's'ın bulunmadığı nadir ülkelerden biri olmasının sebebi de Bin Ali'nin kaynı Belhasan Trabelsi. McDonald's, Trabelsi'nin "benimle ortak olmazsanız Tunus'a giremezsiniz" şeklindeki tehdidi üzerine ülkede yatırım yapmaktan vazgeçmiş. Bin Ali rejiminin yolsuzluklarını incelemek üzere kurulan bir komisyon ilk iki haftada sülalenin ortak olduğu şirketlere 3.300 yolsuzluk vakası tespit etmiş durumda. Tunus geçici hükümeti, devrim nedeniyle 2,58 milyar Euro zarara uğrayan Tunus ekonomisinin toparlanması için 7 milyar Euro yardıma ihtiyacı olduğunu açıkladı. Ayrıca ülkenin en büyük gelir kalemi turizmde rezervasyonların iptali nedeniyle büyük darbe yiyen Tunus'un bu sene yüzde 2 küçülmesi bekleniyor. 2 milyon işsizin olduğu Tunus'ta 500 bin üniversite mezunu işsiz bulunuyor. Tunus'un devrim sonrası en büyük sorunu, kıyı şehirleri ile iç bölgeler arasındaki ekonomik uçurum. Zira, 23 yıllık Bin Ali iktidarında Tunus ve Hammamet gibi şehirlerin dışında hiçbir bölgede altyapı yatırımı yapılmamış. Şehirleri birbirine bağlayan otoyol hattı bulunmuyor. Tren veya şehirlerarası otobüs hatları da mevcut değil. İsyanın başladığı Sidi Bouzid şehri ülkenin en fakir bölgesi.

Zaman

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 21
Antalya
15 / 21
Bursa
12 / 22
İstanbul
15 / 21
İzmir
13 / 22