

Türkiye Körfez'e iniyor
Türk-Arap ilişkilerinde bugünlerde çok önemli gelişmeler yaşanıyor, fakat bunların çoğu sessiz sedasız gerçekleştiriliyor.
Fazla gürültü koparmadan ve birilerini ürkütecek şekilde sloganlaştırmadan Arap ülkeleriyle "stratejik" işbirliği kuruluyor.
Hem ikili ilişkilerde, hem de çok üyeli birliklerle ilişkilerde ciddi adımlar atılıyor.
Bir yandan Körfez İşbirliği Konseyi ile, bir yandan da Arap Birliği ile stratejik düzeyde işbirliği anlaşmaları imzalanıyor.
Bu doğru bir açılım…
Önemli olan üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil!
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, dün akşam Cidde'de Körfez İşbirliği Konseyi Stratejik Diyalog Toplantısı'na katıldı.
Toplantıda, Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında mutabakat muhtırası imzalandı ve Yüksek Düzeyli Diyalog mekanizması yaşama geçirildi.
Körfez İşbirliği Konseyi'ni Basra Körfezi'nin bu yakasındaki altı Arap ülkesi; Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Umman oluşturuyor.
Yani petrol veya doğalgaz zengini ülkeler…
Bu işbirliğinden Türkiye hiç şüphesiz çok büyük kazanç elde edecek.
Karşılığında ise, Körfez'in Arap ülkeleri Körfez'in diğer yakasına karşı Türkiye'yi yanlarında görmek istiyor.
Pazar günü Kahire'de Türk ve Arap yetkililer, 11 Ekim'de İstanbul'da yapılacak Arap Birliği-Türkiye Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın son hazırlıkları için bir araya geldi.
İstanbul'daki toplantıda Türk-Arap Forumu'na start verilecek.
Bu işbirliği, Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılandan daha kapsamlı olacak.
Çünkü Arap Birliği ile imzalanacak anlaşma, birliği oluşturan 22 ülke ve Kuzey Afrika'nın en batısından Basra Körfezi'ne, Afrika içlerinde, Komor Adalarına ve Afrika Boynuzu'na uzanan geniş bir coğrafyayla işbirliği demek…
Bütün bu anlaşmalar Türkiye'yi bölgenin en önemli gücü haline getiriyor.
Tabii bu arada, bölgenin ağabeyi olma sevdasındakileri de rahatsız ediyor.
Bölgesel güç olmak için nükleer silaha sahip olmak gerekmiyor.
Bölge ülkelerinin sizi benimsemesi ve gücünüzü kabul etmesi gerekiyor.
Türkiye işte tam olarak bunu yapıyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de vurguladığı gibi sahip olduğu "soft power"ı kullanıyor.
Bahreyn Haber Ajansı "Türkiye treni Körfez ülkeleri demiryollarında yürür mü?" başlığıyla geçenlerde yayınladığı bir yorumda, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa El-Halife'nin Ankara ziyaretinde Körfez ülkelerinin demiryoluyla Türkiye'ye bağlanması önerisini gündeme getirdiğini bildirdi.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan da dün Cidde'de Körfez bölgesiyle Türkiye arasındaki ulaştırma altyapısının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti ve ''Bu konuda potansiyel işbirliği alanı, bölge ülkelerini birbirlerine ve nihayetinde Türkiye'ye bağlayacak bir demiryolu ulaştırma ağı kurulmasıdır" dedi.
Hicaz Demiryolu'nu da kapsayacak bu proje şayet gerçekleşirse İstanbul Basra Körfezi'ne bağlanacak.
Rusya-İran Araştırmaları Merkezi Direktörü Recep Safarov, Kafkaslar'da yaşanan kriz sonrası İran'ın Batı'ya karşı Rusya'yı Basra Körfezi'ne indirme kozunu kullanabileceğini yazmış...
Rusya Körfez'e iner mi, bunu şimdiden bilemeyiz.
Fakat Türkiye'nin son anlaşmalarla rotayı çoktan Körfez sularına çevirdiğini söyleyebiliriz.
Timeturk – 3 Eylül 2008
|
Ankara
8 / 21
|
Antalya
15 / 21
|
Bursa
12 / 22
|
İstanbul
15 / 21
|
İzmir
13 / 22
|


























