Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
02 Kasım 2010 Salı 15:56

Ya kalemin ya da kocan!

Ellerindeki onca askeri güce rağmen gerçekte ne kadar güçsüz olduklarının farkındalar...

Özgürlük gemileri Gazze yolunda... 

Birçok arkadaşım ve ağabeyim gibi ben de o gemilerden birinde olmak isterdim.

Gazze’den davet de edildim, ama nasip...

Bu gece kritik ve gergin saatler yaşayacağız.

Kuşatma altında tutulan bir buçuk milyonu aşkın insana insani yardım götürenlerin Allah yâr ve yardımcıları olsun.

İsrail’in olası bir müdahalesine karşı özellikle Ankara ve İstanbul’da özgürlük filosuna destek gösterileri için hazırlık yapılmalı...

Gerekirse işgal devletinin konsolosluğu ve büyükelçiliği bir insan seli tarafından kuşatılmalı ve gemiler Gazze limanına ulaşana kadar kuşatma kaldırılmamalı....

İnsanlığın onurunu koruma adına denize açılan 700’ü aşkın insanın yalnız olmadığını tüm dünyaya ve en başta İsrail’e göstermeliyiz.

Bugünün ve yarının en önemli gündemi özgürlük gemileri olsa da, ben bu yazımda yoğun gündem arasında kaybolup gitmesine gönlüm razı olmadığı için yine Filistinle ilgili başka bir konuya değineceğim.

Filistinli yazar Lima Hâtır’dan bahsedeceğim biraz...

Batı Yaka’da yaşayan genç yazar Filistin’in özgür seslerinden...

Birkaç makalesini Türkçe’ye çevirdiğim için kaleminin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum.

Mahmud Abbas ve Selam Seyyad ikilisinin yönetimi altındaki Batı Yaka’da yaşananları açıkça anlattığı yazıları Amerikalı General Keith Dayton’un eğittiği milis güçlerini rahatsız etmiş olacak ki, yazarın anlattığına göre Lima Hatır’ı birkaç ay önce güvenlik merkezine ifade vermeye çağırmışlar.

Genç kadını yazıları ve yazılarını yayınlayanlar hakkında sorgulamışlar.

Bir tür gözdağı vermişler.

Susmasını, gerçekleri yazmamasını istemişler.

Lima Hâtır ise onlara yazılarında kendilerinin ölçülerine uymayı kabul etmediğini ve kanunların ifade örgürlüğünü koruma altına aldığını söylemiş.

Oysa Batı Yaka’da pratikte uygulanan tek bir kanun var:

Milis güçlerinin orman kanunu...

Lima Hâtır mesleğine ve yaptığı işe saygısı olan, despotların tehdidiyle çizgisini değiştirmeyecek bir yazar...

Milis güçlerince sorgulandıktan sonra da aynı şekilde yazmaya devam eder.

Düşünceye ve eleştiriye tahammülleri olmayanlar bu kez onun sesini başka bir şekilde kesmeyi denerler.

Abbas’a bağlı istihbarat birimi 5 Mayıs’ta Lima Hâtır’ın kocası Hazim El-Fahûri’yi ifade vermeye çağırır.

İfade vermek için giden El-Fahuri, hiçbir suçu olmamasına rağmen tutuklanarak cezaevine gönderilir.

Bir suçu vardır aslında...

Limâ Hâtır’ın kocası olmak...

İsrail zindanlarında iki yılını geçiren Hazim El-Fahuri, özgürlüğüne kavuşmasının üzerinden henüz birkaç ay geçmeden Batı Yaka’da direnişe karşı savaşan milis güçlerince tutuklanır.

Filistinli yazara bu şekilde şantaj yapmaktadırlar.

“Ya kalemin ya da kocan...”

“Böyle yazmaya devam edersen kocandan olursun...”

“Sen kalemini kıracaksın, biz de kocanı serbest bırakacağız...”

Tam bir mafya mantığı...

Erkeğe de mesaj var:

“Eşine sahip çıkmazsan sonucuna sen katlanırsın!”

Kadın-erkek eşitliğinden bahseden, Gazze’de kadınların özgür olmadıklarından dem vuranların mantığını görüyor musunuz?

İsrail Gazze’ye yardım götüren bir avuç silahsız insandan korkuyor ve savaş gemileriyle, deniz komandolarıyla karşılarına çıkmaya hazırlanıyor.

Batı Yaka’daki vekilleri de kaleminden başka silahı olmayan genç bir kadından müthiş rahatsız oluyor.

Çünkü ellerindeki onca askeri güce rağmen gerçekte ne kadar güçsüz olduklarının farkındalar.

Lima Hâtır’ın kocası hâlâ zindanda...

Düşünce ve basın özgürlüğünü savunanlar, Filistinli yazara yapılan bu adi ve aşağılık şantaja sessiz kalmamalı...

HaBertaraf - 28 Mayıs 2010

 

Haberi Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 22
Antalya
15 / 22
Bursa
12 / 22
İstanbul
13 / 21
İzmir
13 / 22