Devlet

M. Nedim HAZAR
06 Şubat 2010 Cumartesi 09:07
Ne kadar sağlıklı bilemiyorum ama bizim kültürümüzde 'her şeyi devletten beklemek' diye bir kavram var. Rahmetli vali Yazıcıoğlu'ndan dinlemiştim. Anadolu'da bir yerde görev yaptığı esnada bir köyde durdurmuşlar kendisini.

Ciddi bir sıkıntılarının olduğunu ifade edip, devleti suçlamışlar. Merhum vali şaşırmış. Zira köy yolundaki bir ahşap köprü zarar görmüş ve ahali devletin gelip yapmasını bekliyormuş. Geçmiş zaman birebir hatırlamıyorum ama Yazıcıoğlu, 'Bunun için devlet beklenir mi?' diye çıkışmış ve birkaç kalas istemiş çevreden, hep beraber köprüyü tekrar inşa etmişler.

Tekel işçilerinin eylemlerini izlerken konunun aşırı politize olması birçok sorulması gereken soruyu -nedense- akla getirmiyor. Siyasetin her seçim öncesi oy uğruna devlet kadrolarına 'geçici' sıfatıyla işçi doluşturması, birçok kurumda hiçbir iş yapmadan sadece maaş alan işçilerin, memurların, amirlerin olduğu gerçeğini kimse gündeme getirmiyor. Ben öyle devlet dairesi biliyorum ki, personel fazlalığından dönüşümlü olarak işe gidiyorlar, iki kişiye bir masa düşüyor. Elbette bu konuda en masum olan kesim halk. Zira devlet kendini ciddi anlamda bir 'kapı' olarak gösterip beklentileri bu yöne kanalize edince yıllar yılı 'devlette işim olsun, sigortam güvencem olsun' algısı oluşturuldu.

Yine kimse dile getirmiyor ama bin liralık maaş için on katı parayı torpil için gözden çıkaran insanlarımız var. Klasik bir tablodur; 100 kişinin alınacağı işe binlerce kişinin müracaat etmesi ve iş için beklenen kuyrukta, 'Boşuna bekliyoruz alınacaklar önceden belli' muhabbetlerini...

Devletin yatırımı, özel teşebbüsü, sivil istihdamı teşvik edeceği yerde vergiler ve bürokratik işlemler ile adeta boğduğu bir toplumda bu tür manzaralar kaçınılmaz oluyor sanırım.

Misal, kimse çıkıp da şu soruyu sormuyor:

Sigaranın zararını artık kimse inkâr edemiyor, keza içki de öyle. Hal böyleyken devlet nasıl olur da 'Tekel' adı altında içki ve sigara üretimini üstlenir? Kendi imkânlarıyla kendi insanını zehirleyen bir devlet olabilir mi? Eğer bir insafsızlık, vicdansızlık arıyorsak, şarapçı bir devletin her türlü insafsızlığı yapabileceği aklımıza gelmez mi?

Sanırım Türkiye'nin en temel problemi burada...

Vatandaşına işçi muamelesi yapan devlet yerine daha az bürokrasi, daha makul vergiler ile sivil istihdam oluşturabilen devlet olsa bu sıkıntıların hiçbirisi olmayacak...

Konuyla çok ilgisi yok ama önceki gece yine bir TV ekranında rastladığım bir düşük zekâ gösterisine de değinmeden edemeyeceğim. Andıç Medyası'nın son dönemde pek bir hoşuna giden 'Sivil İstibdat' türü saçmalıklar konuşulurken sivri zekâ bir medyacı şunu yumurtladı: "AKP iktidarı kendi medyasına şunu sormalı: Bizim oy oranımız şu kadar yüksek iken, neden sizin tirajlarınız ve reytingleriniz düşük?"

İlk bakışta ne kadar cin fikir gibi geliyor insana değil mi?

Oysa aynı soruyu tersyüz edip onlara sormak da mümkün:

"Pekiyi, madem sizin tirajlarınız bu kadar yüksek, reytingleriniz tavan yapıyor da, gece gündüz küfür, hakaret, aşağılamanın gırla gittiği bir parti nasıl bu kadar yüksek oy alıyor? Ya da gizli açık, sayfalarınızda, bültenlerinizde, ekranlarınızda yıkaya yağlaya bir hal olduğunuz CHP neden yüzde 20'yi geçemiyor?"

Yoksa reytingleriniz, tirajlarınız palavra da millet ne dediğinizi takmıyor, hatta tam tersini mi yapıyor?

Sallıyorsunuz sallamasına da, biraz daha düşünerek üfleyin kardeşim!

Zaman

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Hükümetin başlattığı 'Demokratik Açılım'ı destekliyor musunuz?
HAVA DURUMU
Ankara
11 / 27
Antalya
21 / 30
Bursa
11 / 29
İstanbul
19 / 27
İzmir
18 / 30