Katliam sınıra dayandı

İsmail YAŞA
06 Şubat 2012 Pazartesi 20:32

Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelerden Rusya ve Çin’in Baas rejimi lehine veto haklarını kullanmaları Suriye krizinde başka çözüm yolları aranması gerektiği gerçeğini bir kez daha gösterdi.

Beşşar Esed’e bağlı çetelerin her gün daha da artan katliamlarını durdurmak için Moskova’nın ve Pekin’in keyfi beklenemez.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “BM’deki süreçten Suriye yönetiminin yanlış mesaj almaması lazım” diyerek uyarmıştı.

Rusya ve Çin, şebbihaya arka çıkarak o mesajı verdi ve “katliama devam” dedi.

Günlük ölü sayısı artık onlarla değil yüzlerle ifade ediliyor.

Bülent Arınç’ın “Gelişmeler karşısında ihtiyaç olduğunda Türkiye tampon bölge konusunda Arap Ligi ile birlikte hareket edecektir” sözünü ve Davutoğlu’nun “Umut ederim Suriye halkı bu acıları daha fazla çekmez. Türkiye bu konuda üzerine düşen her şeyi yapacaktır” açıklaması Ankara’nın Güvenlik Konseyi kararı olmasa da müdahaleye hazır olduğuna işaret ediyor.

Fakat Türkiye’nin harekete geçebilmesi için Arap Birliği’nin adım atması gerekiyor.

Baas rejimi yanlısı birkaç ülkenin Arap Birliği’ni rehin almasına izin verilmemeli.

Suriye halkının yanında olan ülkeler ağırlığını koyarak Arap Birliği’nin daha hızlı hareket etmesi için baskı yapmalı.

Suriye devrimi turnusol kağıdı gibi ayrıştırmaya devam ediyor.

Arap Baharı’yla değişim yaşayan ülkelerden Tunus, Beşşar’ın büyükelçisini ülkeden kovdu.

Libya’da da elçilik binası Suriye Ulusal Konseyi’ne teslim edildi.

“Beşşar Esed yönetme meşruiyetini kaybetmiştir” diyen Türkiye’nin de benzer bir adım atmasının vakti geldi.

Dünyanın dört bir yanından Baas rejimine öfke yağıyor.

Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da Şam yönetiminin büyükelçilik ve konsolosluk binaları kuşatılıyor.

Bu tür bir tepki daha önce sadece İsrail’e gösterilmişti.

İşkence ve katliamları İsrail’i aratmayan Baas rejimine duyulan öfke dışarıda kartopu gibi büyürken Suriye içinde de ordudan kopuşlar devam ediyor.

Özgür Suriye Ordusu her geçen gün daha çok güçleniyor ve mevzi kazanıyor.

Suriye halkının tüm beklentisi, katliamdan kaçan sivillerin korunacağı ve ordudan ayrılan askerlerin sığınabilecekleri bir tampon bölge…

Bir de Özgür Suriye Ordusu’na gerekli askeri ve lojistik desteğin sağlanması…

Esed’i dışarından askeri müdahale olmadan kendi elleriyle devirecekler.

Bunun için BM Güvenlik Konseyi’nden karar çıkması da gerekmiyor.

Şebbiha çetelerinin pervasızlığı ve kaliamları sınırımıza kadar dayandı.

Can havliyle Türkiye’ye doğru kaçan insanlar sınırın hemen öte tarafında ağır silahlarla vahşice katlediliyor.

Sınırdaki Türk köylerine kurşun yağıyor.

Yayladağı Kaymakamlığı’nın talimatıyla cami hoparlörlerinden anonslar yapılarak vatandaşlardan evlerinden çıkmamaları isteniyor.

Sınır köylerimizde yaşayanlar hem kendi hayatları hem de sınırın diğer tarafındaki akrabaları için endişeli.

Humus’tan gelen görüntüler ise felaket…

Baba Esed’in Hama’da yaptığı katliamı oğlu Humus’ta yapıyor.

Bu arada, Arap sokağında “Hama’da ikinci bir katliama izin vermeyecek Erdoğan nerede?” diyen pek kimse kalmadı.

Onun yerine “Suriye! Senin Allah’tan başka kimsen yok” diyorlar.

MİLAT

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
FOTO GALERİ
ANKET
Arap dünyasında yaşanan protesto gösterileri köklü değişimlere yol açabilecek mi?
HAVA DURUMU
Ankara
10 / 22
Antalya
15 / 22
Bursa
12 / 22
İstanbul
13 / 21
İzmir
13 / 22